Zor Bir Döneme Giriyoruz - Yiğit Bulut
Yukarıdaki iddiayı okuyunca akla gelen soru; ne açıdan zor bir döneme giriyoruz? Başlığa sığmayan tezi tam olarak yeniden ifade ederek cevap vereyim; dışarıdan içeriye özellikle ekonomiye yansıyan konjonktürel yapı, AB-ABD eksenli siyasi dinamikler ve iç siyasi denklem açısından çok zor bir döneme giriyoruz... Bu tez sonrası hemen bir noktanın altını çizmek istiyorum; ''zor bir dönem'' ifadesini lütfen kısa vadeli olarak algılamayın! Birkaç gün içinde özellikle yurtdışı piyasaların etkisiyle piyasalarda yeniden ''en'' noktalarının test edilmesi mümkün. Benim detaylandırmak istediğim ''orta vadeli'' dinamik... acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadanew prescription coupons free prescription cards discount online cialis coupons
Peki ''bize zor günler yaşatabilecek'' yapının oluşacağını düşündüren varsayımın detayları neler ? Bunları tek tek ele almadan, siyasi söylemlerde özellikle ekonomik açıdan ''son dönemlerin en parlak dönemi'' denilen ''bugünleri'' yaratan denklemin bileşenlerini hatırlayalım;
- 11 Eylül saldırısı sonrası, ABD borsalarına para girişinin durması, petrol fiyatlarının 20 dolarlı seviyelerden 70 dolara kadar çıkması ve yaratılan fazla paranın Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelere akması. Bütün bunlar olurken ABD''de bu parayı çekecek bir faizin de oluşmaması. Kısacası; konjonktür...
- 3 Kasım seçimlerinden ''tek parti'' iktidarı çıkması...
- Irak''ın dağılması ama Türkiye''yi rahatsız edecek yeni bir oluşuma gidilmemesi...
- Türkiye''nin AB ile müzakare tarihi alarak sürecin işlemeye başlaması. Son olarak da müzakereye giden taramanın başlaması...
Denklemin bileşenlerini hatırladıktan sonra varsayımımıza dönelim ve ''bizi neden zor günler bekliyor''u sorgulamak için aynı denklemin bileşenlerini bugünden ileriye doğru yeniden kurgulayalım...
- ABD''de FED''in faizleri yeniden yukarı çekmeye başlaması ile 11 Eylül sonrası başlayan konjonktürel yapı bozulmaya başladı. ABD''de 10 yıllık bono getirisi son dönemin ''en'' noktasını zorlarken, avro-dolar paritesi 1,1869 kritik sınırının altını test etmeye başladı. Para dolara dönmeye başlarken dolar ile hisse senedi alınabilecek yapı olan DOW endeksi de yeniden 10,500 sınırının üstüne taşındı... Bu gelişmeler çok açık bir şekilde bugüne kadar gelişmekte olan piyasalara akan paranın yavaş yavaş ters istikamete doğru yola çıkmaya başladığını düşündürüyor...
- Tek parti iktidarı oluşumu itibarıyla ''içeride ve dışarıda'' zorlanmaya başladı. Bunun altında var olan seçim sisteminden kaynaklanan ''iradeyi temsil etme'' oranı sorununu aramak gerekiyor. Bu noktada 350''den fazla vekil elde eden yapının Kasım 2002 seçimlerinde aldığı oy analizine bakalım; iktidar Partisi 70 milyon''luk bir ülkede 10 milyon oy almış. Son seçimde 40 milyon seçmeden 10 milyona yakını oyunu kullanmamış. İktidar, her dört seçmenden birinin, her oy kullanan üç seçmenden birini desteğini almış. Böyle bir dağılım, özellikle yukarıdaki konjonktürel yapının bozulup, AB ve ABD''nin isteklerinin aşırıya kaçtığı bir ortamda çok zorlanabilir. Bu gerçeğe ''iktidarın, Cumhuriyet''in temel nitelikleri ile çelişen görüş ve icraatları var'' iddiası da eklenince; tek parti iktidarını bozulan denklem içinde ''istikrar unsuru'' olarak saymak artık çok doğru olmayabilir...
- Bugüne kadar Irak''ta açık seçik bir şekilde dile getirilemeyenler ortaya dökülmeye başladı. Peşmerge lideri Barzani Bush, Blair ve Merkel tarafından kabul edildi ve ''başkan'' sifatıyla karşılandı. O da yaptığı ziyeretler sonrası yaptığı açıklamada ''bağımsız Kürt devleti hakkımızdır ve mutlaka kurulacaktır'' dedi. Üç lider ile görüşme sonrası ortaya dökülen bu cümleler, Türkiye açısından olayın ''kızışma noktasına'' doğru gittiğini gösteriyor...
- AB ile ''aşırı isteklerin'' hayata geçmeden gölgede soğutulduğu dönem geride kaldı.
9 Kasım''da AB tarafından açılanacak rapor yumuşatılsa bile, süreç bugüne kadar olandan farklı bir noktaya doğru gidiyor. AB''nin ''Kıbrıs, sözde soykırım, Türkiye''de kalan Rum malları, yeni azınlıklar tarif etme'' konusunda ortaya çıkacak isteklerinin, iç kamuoyunda kabulü mümkün değil. Bu noktada bir ilave; siyasi irade bazılarına sıcak baksa bile temsil oranının ''1/7'' olması yani halkın görüşünü yansıtma katsayısının düşük olması, bu konularda adım atılması halinde içeride ciddi sıkıntılar olabileceğini gösteriyor...
Sonuç: Türkiye''yi son 5 yılda bugüne getiren, piyasalarda, ekonomide ''finansal sonuçları'' yaratan denklemi, bileşenlerini ve bu bileşenlerin bugünden sonrasını yukarıda analiz ettim...Benim tezim çok açık; zor bir döneme giriyoruz... Sentezi sizlere bırakıyorum...