Malatya'nın Arkasında Saklanan Gündem (II) - Mehmet Z. Ozturk / Önce Vatan
AKP hükümeti ve KKTC Cumhurbaşkanlığı'nın diplomasi alanında yediği dayak Buş-Barzani öpüşmesi ile taçlandırılmıştır. Bu gelişmelerin yaşandığı son dönemde, ülkenin aniden Malatya'da çocuklara şiddet uygulanıyor haberlerine gömülmesi, basında hararetle tartıştırılması, bakanına gelmemesini fırsat bilen basının olayı ayyuka çıkartması ve basına rağmen bakanın ısrarla gelmemesi gerçekten kuşku uyandırmaktadır. levitra and diabetes diabetes sexuality treatment sexual dysfunction in diabetescialis 5mg prix en pharmacie http://cialis20mgsuisse.com/5mg/prix-en-pharmacie cialis 5mg prix en pharmacie
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı M. Ali Talat Barzani ile aynı dönemde ABD'ye gitti. ABD, Barzani'yi oldukça sıcak ve samimi karşılarken Talat'ı ise adeta kerhen kabul etti. Gerçi Talat halinden memnun bir şekilde ve NTV televizyonuna verdiği özle demeçte; "Çağdaş, uyumlu ve dünyanın istediği bir politika izliyoruz. 3-5 günde sonuç vermez, ama adım adım yararlarını Kıbrıs Türkleri görüyor, Türkiye de görüyor. Dünyanın bakışında değişiklik var, çünkü politikamızda değişiklik var. Politikamızın doğru, çağdaş bulunduğu, ABD Dışişleri Bakanı Rice'ın yaptığı davetle de bir defa daha gösterilmiş oluyor. Bu da bizi orta vadede, hatta kısa vadede çok iyi noktalara getirecek" diyor (30 Ekim 05 NTV)
Bir devlet politikasından nasıl sadece uyumlu, çağdaş ve dünyanın istediği olarak bahsedilebilinir. Uyumdan bahsediliyorsa kimle ve nasıl uyumlu olunuyor, çağdaşlıktan kastedilen batı modernitesi ve anlayışı ise batı ile Kıbrıs Türkü sorun yaşamıyor mu? Dünyanın istediği bir politika izlemek bir devleti kendinden uzaklaştırmaz mı?
Devlet politikası aynı zamanda onurlu olmak zorunda değimlidir? Üstelik bahsettiğimiz bu devlet henüz 30 yıl önce, uzun yıllar süren mücadelenin sonunda acı kayıplarla kurulduysa daha çok onurlu bir politika izlemesi gerekmez mi?
ABD ile uyumlu olmaktan bahsetmek ile Cumhurbaşkanı sıfatına rağmen otel odasında bekletilip birkaç gün sonra lütfen kabilinden ABD'nin dış işleri bakanı tarafından kabul edilmek arasında açık bir tezat yok mu acaba?
ABD, KKTC Cumhurbaşkanı M. Ali Talat ve Irak'lı peşmerge ağası Mesut Barzani'yi aynı zamanda kabul etmiştir. Bu her iki kabul ABD tarafından bilerek ve kasten aynı zamana denk getirilmiştir.
Barzani Irak'ta, başkanı olduğu iddia edilen bölgeyi zorla ele geçirme çabasına girişmiş ve bu çabası halen devam etmektedir. Henüz bir ay kadar önce Barzani peşmergeleri ABD ordusu ile birli
kte Telafer'e girmiş ve 350 civarında Türkmen, kadın-erkek, yaşlı-genç alenen katledilmiş, 20 kadar Türkmen kadının ırzına geçilmiştir. Aynı dönemde bölgeye yardım götüren Kızılay ekibi ise şehrin dışında tutulmuş ve taciz edilmiştir.
KKTC ise 31 yıllık devlet olduğunu deklare etmiş bir cumhuriyettir. Cumhurbaşkanını M. Ali Talat Kıbrıs Türk halkı tarafından seçimle başa gelmiştir.
ABD başkanı Buş Cumhurbaşkanı M. Ali Talat'ı görmezden gelmiş ancak iki yıl önce aşiret reisliğinden sözde bir bölge başkanlığına getirdiği M. Barzani'yi beyaz sarayda "başkan" hitabı ile karşılamıştır. Barzani, Buş tarafından önüne ya da arkasına bir ek getirilmeden doğrudan "başkan" olarak hitap edilerek beyaz sarayda ağırlanmıştır.
Buş'un bu tavrı Türkiye'nin politikalarına aykırı olmakla kalmayıp aynı zamanda sinsi bir garez ve düşmanlık içermektedir.
Bu yaşanan gelişme karşısında nasıl uyumlu, çağdaş bir politikadan söz edilebilir ve ABD'nin bu politikası nasıl dünyanın istediği politika olarak kabul edilir.
Daha önceki yazılarımızda Irak kuzeyi ve Kıbrıs'ın birleşik bir hat olduğunu ve bu hattın Türkiye için stratejik öneme haiz olduğunu vurgulamıştık.
ABD bu son yaklaşımı ile KKTC'nin üzerini kalın bir kalemle çizmek istemiştir. En önemlisi şu anki gelişmeler göze alındığında Irak kuzeyi, çok daha vahim ve ciddi bir durum içermesi nedeniyle ABD Irak kuzeyini Kürtlerle ön plana çıkartırken KKTC'yi dışlamıştır.
Kıbrıs anakaraya belli mesafe uzaklıkta bir ada olarak, Akdeniz üzerinde Türkiye için sürekli stratejik bir kara durumundadır. Buna karşılık Irak kuzeyi bu gün yaşanan sıcak gelişmeler neticesinde Türkiye'yi karnından ölümcül yaralayabilecek bir bölge konumuna getirilmiştir.
Kaldı ki Türkiye garantör devlet olarak KKTC politikalarında söz hakkına sahiptir. Bu hak, her ne kadar demokrasi ve hukuk çerçevesinde seçimle başa gelmiş bir Cumhurbaşkanının yönetme yetkisine sahip olduğu devlet politikaları olsa dahi, hiçbir KKTC Cumhurbaşkanının Türkiye çıkraları aleyhine politika üretme şekline dönüşmesine olanak sağlamamaktadır.
Sessizlik ve sedasızlık ne yazık ki mevcut iktidarları istediği gibi politika üretmeye ve bu politikaları hayata geçirmeye çanak tutar bir hale getirmiştir. Mevcut iktidarların belediye yönetir gibi devlet yönetmeye kalkışması belki yarın karşılarına çıkacak felaket anında hatalarını ortaya koyacaktır ama felaketler yaşanmaya başlayınca bunun bedelini bu ülke halkı ödemeye başlayacaktır. Bedel ödemek ne kadar etkili olabilir tartışma konusunun ve öngörmenin önemli ilkeleri olmalıdır elbette. Ancak bilgi ve deneyimden eksik olmak kadar şaibe yaratan bir kadroya sahip olan iktidarın, bazı şeyleri kasten yapıp yapmadığı kaçınılmaz olarak şüphe konusudur.
Bahsedilen son gelişmeler diplomasi alanında bir kurgu ya da komplo teorisi değildir.
Yaşanan son diplomatik gelişmeler, Türkiye tarafından seyredilmiş ve göz göre göre sessiz kalınmış, sonrasında da halkına fark ettirilmemek için kalın bir Malatya manevrası ile gündemden düşürülmek istenmiştir.
AKP hükümeti ve KKTC Cumhurbaşkanlığı'nın diplomasi alanında yediği dayak Buş-Barzani öpüşmesi ile taçlandırılmıştır.
Bu gelişmelerin yaşandığı son dönemde, ülkenin aniden Malatya'da çocuklara şiddet uygulanıyor haberlerine gömülmesi, basında hararetle tartıştırılması, bakanına gelmemesini fırsat bilen basının olayı ayyuka çıkartması ve basına rağmen bakanın ısrarla gelmemesi gerçekten kuşku uyandırmaktadır.
Özellikle bir ay önce kaydedilen bu görüntülerin süratle bu dönemde gündemleştirilerek ortaya konulması, körleştirilmek istenen bir halktan bazı şeylerin gizlenmek istendiğinin kuşkularını giderek artırmaktadır.
| Mail göndermek için :mz.ozturk@tnn.net |