Siyaset10 Şubat 2005 00:00

Bu nasıl general? - Muharrem bayraktar

“Ermenistan sınır kapısını açıyorum, Ermeniler soykırım diyorlar, biz olmadığını söylüyoruz. Olmadığını söylememiz hiç bir şey olmadığı anlamına gelmez, mutlaka savaş ortamında bir şeyler oldu. Bunu tarihçiler incelesin.Aman ben sınır kapısını açıyorum. Oradaki Ermeniler komşum, düşmanım değil. Kürt kardeşlerime sesleniyorum. Biz Irak’ın toprak bütünlüğünden yanayız. Ama komşumuz parçalanırsa bu arada Kürt devleti kurulursa bunu ilk tanıyan biz olacağız.” Yukarıdaki ifadeler Türk ordusundan emekli bir generale ait! Kendi bünyesinde terfi mekanizmasını çalıştırırken ince eleyip sık dokuyan, en küçük disiplinsizleri Yüksek Askeri Şura’da ihraç konusu haline getirebilen TSK’nın, Atilla Kıyat’ı böylesine T.C devletinin ulusal bütünlüğü ile taban tabana zıt görüşleri taşımasına rağmen nasıl oldu da Koramiralliğe kadar terfi ettirdiğini...escitalopram i alkohol escitalopram tbl escitalopram i alkoholfusidinezuur voetschimmel click fusidinezuur acnesymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort a alkohol symbicort cenasitagliptin phosphate and metformin hydrochloride sitagliptin phosphate monohydrate melting point sitagliptin phosphate side effectsdiscount card prescription discount prescription coupons prescription drugs discount cards

Emekli Koramiral Atilla Kıyat asker emeklileri arasında en liberal düşünenlerden biri. Hatta bazen öyle şeyler söylüyor ki, “liberal ötesi” çizgiyi bile delik deşik edebiliyor.

Türkiye’nin bazı konulardaki görüşlerinin Milli siyaset belgesi ile çerçevelenmiş olduğunu bir çok bölgesel jeopolitik gelişmelere karşı bir devlet görüşünün temel karine kabul edildiğini zannederdik.

Ama Kıyat Paşa, konuştukça, ne devlet görüşü ne milli siyaset belgesi kalmış ortada diye düşünüyoruz.

Gerçi 28 Şubat’çı Güven Erkaya’nın “Ege ordusunu lağvedelim” şeklindeki açıklamaları da bizi şaşırtmıştı ama, Kıyat Paşa, şaşkınlığımızı “şok”a dönüştürdü.

Bakınız neler diyor, emekli Koramiral, eski Akdeniz Bölge Komutanı Atilla Kıyat Paşa:

“Amerika’nın yeşil ışık yakacağı bir zamanda, 10 yıl içinde mutlaka Kuzey Irak’ta Kürt devleti kurulacaktır. Bana bir asker olarak en ağır gelen şey, Kuzey Irak’taki 3,5 milyon Kürt’ün bir devlet kurması halinde, bu devletin Türkiye’de yaşayan Kürt asıllı vatandaşlarımız için bir anda cazibe merkezi haline gelebileceğinin düşünülmesidir. 3.5 milyon Kürtle kurulacak devlet nasıl olur da bizim ülkemizde yaşayan Kürt asıllı vatandaşlarımız için cazibe merkezi olsun. (...)

Başka paranoyalarımız da var. Ermeni soykırımı kabul edilecek, Ermeniler bizden tazminat alacaklar, güçlenecekler, sonra kalkıp Kars ve Ardahan’ı alacaklar. Bu da paranoya.

Bir diğer paranoyamız 10 milyonluk Yunanistan’ın bizden Ege’yi alacağı, Anadolu’ya saldıracağı, hatta sonra Pontusların yeniden kurulacağı. Yıllardır biz bu korkularla yaşadık, stratejiler belirledik.

Başbakan’a bir çağrı yapıyorum: Sayın Başbakan yabancı basının önemli şahsiyetlerini davet etsin, Türk basınını çağırsın ve bir basın toplantısı yapıp şöyle desin:

“Ermenistan sınır kapısını açıyorum, Ermeniler soykırım diyorlar, biz olmadığını söylüyoruz. Olmadığını söylememiz hiç bir şey olmadığı anlamına gelmez, mutlaka savaş ortamında bir şeyler oldu. Bunu tarihçiler incelesin.

Aman ben sınır kapısını açıyorum. Oradaki Ermeniler komşum, düşmanım değil. Kürt kardeşlerime sesleniyorum. Biz Irak’ın toprak bütünlüğünden yanayız. Ama komşumuz parçalanırsa bu arada Kürt devleti kurulursa bunu ilk tanıyan biz olacağız.”

Yukarıdaki ifadeler Türk ordusundan emekli bir generale ait.

Ben şaşkınlık içinde okudum. Şok oldum. Neler demiyor ki; “Kürt devleti kurulacaktır. Bu devleti ilk önce biz tanıyalım. Ermeni kapısını açalım. Soykırım nevinden şeyler olmuş olabilir. Yunanistan’dan tehdit geleceği, Pontusun hortlatılacağı paranoyadır”

Kendi bünyesinde terfi mekanizmasını çalıştırırken ince eleyip sık dokuyan, en küçük disiplinsizleri Yüksek Askeri Şura’da ihraç konusu haline getirebilen TSK’nın, Atilla Kıyat’ı böylesine T.C devletinin ulusal bütünlüğü ile taban tabana zıt görüşleri taşımasına rağmen nasıl oldu da Koramiralliğe kadar terfi ettirdiğini sorgulayacak değiliz elbet.

Ama gönül ister ki, TSK’dan zaman zaman, iç ve dış gelişmeler karşısında yapılan açıklamalardan biri de, emekli koramiral Kıyat Paşa’nın açıklamaları ile ilgili yapılsın.

“Bu Paşa ve onun gibi düşünenler asla TSK’yı bağlamaz, biz böyle düşüncelere de karşıyız” denilsin mesela.

Mesela dedik.