"Parola Vatan, İşareti Namus" nereden geliyor? - Arslan Bulut
NTV''den Yasemin Arpa, Attila İlhan ile ölümünden birkaç ay önce "…bir millet uyanıyor" kitap dizisi çerçevesinde sohbet etmişti.Yasemin Arpa, "Dizinin adına niçin ''…bir millet uyanıyor?'' dediniz?" diye sormuş, Attilâ İlhan, "Şunun için ''... bir millet uyanıyor!'' dedik: Milleti uyutuyorlar... Millet aşağı yukarı 1938''den beri uyutuluyor" diye cevap vermişti. İlhan, öyle demişti:"Türk milleti, yöneticiler ve partiler tarafından, basın dahil, unutulmuştur. Türk milleti gerçekleri görsün. Gerçekleri görebilmesi için de Türkiye''nin fikir adamları, çalışkan insanları birbirleriyle uğraşacakları yerde, kavgalarını bir kenara bırakıp, tıpkı Müdafaa-i Hukuk zamanında olduğu gibi biraraya gelir ve bu gerçekleri Türk halkına anlatırsa bu iş biter.cialis walgreen coupon site cialis coupon
Beni Bursa''da konuşmaya çağırdılar. Ben genellikle konuşmaya gitmem öyle pek her yere. Fakat çağıranlar dikkatimi çekti. Çünkü millet de biliyor ki ben 40 senelik, 50 senelik solcuyum. Türk Ocağı beni orada konuşmaya çağırıyor. Ben buna da gidemezlik yapamam dedim. Gittim soğuk, berbat bir hava. Beni çok kibar karşıladılar. 1.600 kişilik salonda 2.000''in üstünde insan vardı. Ve bunların içinde solcusu, sağcısı, Türkçüsü, kimi düşünürsen vardı. Başörtülü kızlar...
Bizde Kurtuluş Savaşı Türkçülerin bir kanadı tarafından yapılmış. Mustafa Kemal Paşa da Türkçüdür, etrafındakiler de Türkçüdür. Falih Bey bile Türkçüdür. Peki niye onlar bir ırkçılığa düşmediler de ''Bütün Türk toprakları üzerinde yaşayan herkes Türk''tür, bu ülkenin vatandaşıdır'' dediler. Çok rahat düşebilirlerdi. Çünkü içeride bir sürü gavur vardı. Asla böyle bir şey yapmadılar, söylemediler. Tam tersine, tam bir eşitlik yapılmaya çalışıldı."
* * *
İlhan, "Parola Vatan, İşareti Namus" sloganının nereden geldiğini de şöyle açıklamıştı:
"İzmir''de gazetecilik yapıyorum o sırada. 1960''ların sonlarına doğru. Karşıyaka''da oturuyoruz. Araba ile gittiğim zaman Alsancak''tan dolaşıyorum. Alsancak''tan dolaşırken gözüme bir taş ilişti benim, dikili bir taş, etrafında bahçe. Gazetecilik o ya... Arabadan indim, gittim baktım bu ne diye. Üzerinde eski harflerle bir şeyler yazıyor. Ben eski yazı okuyamam. Onları tatbik ederek kağıda yazdım. Bu işten anlayan bir arkadaşa götürüp okuttum. ''Vatan ve namus'' yazıyor dedi. Oraya bir taş dikmişler. Niye dikilmiş bilmiyorum. Kurcalamaya başladım. 1922''de Fahrettin Paşa''nın süvarileri Manisa üzerinden İzmir''e giriyorlar. En önde Şerafettin Bey''in bölüğü var. Bu bölük Alsancak üzerinden Konak''a doğru gidecek ki, hükümet binasına bayrağı diksin. O yola girerken harap bir binanın içinde pusu kurmuş Yunanlılar ateş ediyorlar. Bu ateşle İzmir''e girmek üzereyken üç askerimiz şehit oluyor. İzmirliler bunu unutamıyorlar. Unutamadıkları için de bu abideyi dikiyorlar ve yazılabilecek yazıların en güzelini yazıyorlar. Çünkü İstiklal Savaşı''nın özeti o: Vatan ve namus.
* * *
''Vatan ve namus'' deyince gelmeyen zaten kahpedir. Bu çok açık. Onun için bu arkadaşların hepsine anlattım olayı. Şimdi yine aynı durumdayız. Kafalarına torba geçiriyorlar askerlerin, gık demiyoruz. Bize köpek muamelesi ediyorlar, gık demiyoruz. Daha ne kadar sürecek, ne dersiniz dedim. Meğerse bir kısmının içi yanıyormuş, ''Tabii yapalım'' oldu. Mesela komünist gazetesinde yazı yazıyor Tevfik Çavdar, orada. Öbür taraftan Yarın diye bir gazete var, Müslümanların. Onlara telefon ettim. Dedim ki, çocuklar son zamanlarda çıkan en iyi fikir dergisi galiba sizinki. Gerçekten çok derli toplu yazılar çıkıyor orada. Böyle böyle bir şey düşündüm, gelir misiniz? İkinci konuşmamda, ''tamam geliyoruz'' dediler..."