Siyaset10 Şubat 2005 00:00

HAFTANIN ALİ KEMAL'İ YARIŞMASI - Siz seçin biz ödüllendirelim!

Açıkcası performansı ile bizi hiç şaşırtmadı. AB broşürü medyada müstesna yerini alması tesadüf değil. AB'yi medeniyet projesi ambalajına sarıp sarmalayıp pazarlaması, Türkiye'de akademisyenliğin düştüğü sığlığı göstermesinin yanında "numaralı cumhuriyetçiliğin" sefilliğini de güzel temsil etmekte.Altan; AB palavrasının topluma yutturulması için üç maymunu oynamanın sistem nezdindeki değerini bir kat daha arttırdığının fazlası ile farkında. 17 Aralık gecesi; "tamam bu iş bitmiştir; Türkiye AB'ye girmiştir" tarzı hezeyanları 75 IQ'nun üzerindeki herkes için eğlenceli bir manzaraydı. Hala kanal kanal gezip aynı sığ bilgi sistematiğini sunması, televole dizilerine konu olacak "içeriği" sunacağının garantisi. AB pravdasına dönüşmüş medyada "iliştirilmiş" akademisyen olarak görev yapan Mehmet Altan'a, AB'yi algılamada yeterli düzeye ulaşana kadar kullanması için bir adet özel yapım AB emziği hediye ediyoruz. Güle güle kullanın Sayın Altan. cialis forum cialis bez recepta cialis bez recepta


  HAFTANIN ALİ KEMAL'İ YARIŞMASI
 
10 Şubat 2005 
 
 

 

 

Geçen Oylamanın Galibi
Mehmet Altan

Geçen oylama beklediğimiz gibi bir seyir izledi.

Oylamanın başlaması ile birlikte Mehmet Altan ve Nazlı Ilıcak hızlı bir çıkış yaptılar ve diğerlerinin uzun ara önünde mücadellerini sürdürdüler; AB-D Pravdası medyanın sıradan isimlerinden İsmet Berkan üçüncü,
Tayyip Erdoğan'a yakın bir zamanda küfür ederken şimdi vıcık vıcık yağcılık yapan Fatih Altaylı ise dördüncü sıraya yerleşti.

Okurlarımız, 17 Aralık Gecesi kanal kanal gezerek gecenin AB ponponu olmayı hak eden Mehmet Altan'a Ali Kemalliği çok görmediler.

Demek ki; aklın yolu birmiş.

Toplam 2590 oyun kullanıldığı oylama şöyle sonuçlandı:

İsim
Oy
AB'yi 2. Cumhuriyet olarak ilan eden Mehmet Altan 723
Ülkenin Kıbrıs kaygısını "bilgi kirlenmesi" olarak niteleyen Nazlı Ilıcak 714
17 Aralık'ı Türkiye için yılın olayı ilan eden İsmet Berkan 504
"Vıcık vıcık yağcılık" yapmak isteyen Fatih Altaylı 481
Hiçbiri 166



Yeni oylamanın adaylarını ve gerekçelerini aşağıda bulabilirsiniz.



Oylamak İçin Tıklayın

 




Açıkcası performansı ile bizi hiç şaşırtmadı.

AB broşürü medyada müstesna yerini alması tesadüf değil.

AB'yi medeniyet projesi ambalajına sarıp sarmalayıp pazarlaması, Türkiye'de akademisyenliğin düştüğü sığlığı göstermesinin yanında "numaralı cumhuriyetçiliğin" sefilliğini de güzel temsil etmekte.

Altan; AB palavrasının topluma yutturulması için üç maymunu oynamanın sistem nezdindeki değerini bir kat daha arttırdığının fazlası ile farkında.

17 Aralık gecesi; "tamam bu iş bitmiştir; Türkiye AB'ye girmiştir" tarzı hezeyanları 75 IQ'nun üzerindeki herkes için eğlenceli bir manzaraydı.

Hala kanal kanal gezip aynı sığ bilgi sistematiğini sunması, televole dizilerine konu olacak "içeriği" sunacağının garantisi.


AB pravdasına dönüşmüş medyada "iliştirilmiş" akademisyen olarak görev yapan Mehmet Altan'a, AB'yi algılamada yeterli düzeye ulaşana kadar kullanması için bir adet özel yapım AB emziği hediye ediyoruz. Güle güle kullanın Sayın Altan.

 
 

Oral Çalışlar

Köşesinin ismini "Sıfır Noktası" koyması boşuna değildir. Yeni Dünya Düzeni medyasında her yazarın durması gerektiği bir "nokta" olduğunu bilenlerdeniz. "Medya Towers" sakini Ertuğrul Özkök gibi abileri Petrus şişesinin dibinden dünyaya ve ülkesine bakarken, o sıfır noktasından bakmalıdır.

AB-D memurluğundaki hizmet basamaklarını tırmandıkça "sıfır noktasından" kayışlar başlar. AB-D politikacıları söz konusu olduğunda bu kayışların zirve yaptığı görülür. Karen Fogg'la ilgili yazısı bu kayışlardaki mihenk taşlarındandır.

Şöyle yazıyor "sıfır adam"; "Çıplak ayaklarını Munzur çayına uzatmış karpuz yiyen bir sarışın fotoğrafı gazetenin orta sayfasında...Karen Fogg'un çıplak ayaklarını Munzur'a uzatarak karpuz yemesi artık dünyanın ve Türkiye'nin gerçeği.. Beğenen beğenecek, beğenmeyen beğenmeyecek".

Ajanlıktan devşirme Karen Fogg'un Munzur'a daldırılan kart ayakları sadece Munzur çayını kirletmiyor aynı zamanda yalakalığının tarihini yeniden yazıyor.

Munzur çayında karpuz yiyen Karen Fogg'a "ayak öpücülüğü" yapan Oral Çalışlar ilk adayımız.




 
 
Cengiz Çandar

"CIA ve Dezenformasyon" isimli bir kitap yazılsa kendisine başlı başına bir bölüm ayrılabilecek kapasitedir. Yanlız bu kapasitesi kendi zekasından değil fotokopi ettiği ABD'nin anti-düşünce birimlerinin yazdıklarından gelmektedir.

Yazdıklarının yarısı tırnak içindedir. Diğer yarısı ise tırnak içindekileri açıklar. Yazdıklarında tek cümlelik bile özgün düşünce ve bilgi yoktur. Cengiz Çandar'ı, "CIA'nın adamı" dendiğinde kızıp köpürdüğünün hemen ertesinde "hayır ben CIA'nın değil Pentagon içindeki bir kliğin adamıyım" derken görebilirsiniz.

Irak'la ilgili yazdığı yazılar Pentagon'un bile gözlerini yaşartacak cinstendir. Irak şeçimlerini "demokrasinin muhteşem zaferi" ilan eden Cengiz Çandar ikinci adayımız.



 
 
Hadi Ulunengin

Bu kişiliği sosyolojik olarak nereye oturtacağımızı kestiremiyoruz. Fakat bir tezgah açılsa 1 Euro'dan Brüksel lahanası olarak gidebilir.  Aslında Cengiz Çandar gibi, Hadi Uluengin gibi "yazar kasaları" müşterinin kendisi de teşhis edebilir. Alameti farikaları vardır.

Her yazdıkları, her davranışları sırıtır. Her türlü biçimi almaya her an hazır ve vıcık-vıcıktırlar. Hadi'nin peşinden koştuğu en değerli paranoyası ise "güçlüden yana" olmaktır. Efendilerinin kendisine acımasından önce, o kendi kendisine acır. 

"Mösyö Fransız ‘Bizans çocuğu değilim’ diye tepiniyorsa, bana ne, keyfi bilir. Bin şükür, ben onun bunun çocuğu değil aslı astarı belli ‘Bizans çocuğu’yum" diyen Hadi Uluengin üçüncü adayımız.



 
 

"Ali Kemal" önerilerinizi, nedenleri ile birlikte bekliyoruz.

www.acikistihbarat.com