Siyaset1 Kasım 2005 00:00

Türk Milleti''nin Kaç Midesi Gitti? - Sadi Somuncuoğlu

Genelkurmay Başkanı Özkök, Cumhuriyet Bayramı''nda da, yine önce resmi yazılı bir mesajla milleti umutlandırdı, ardından ayak üstü mesajlarıyla şaşkınlık yarattı. Ne kadar zor durumda olduğunu ise "4 senede bir mide verdim" sözleriyle anlatmaya çalıştı. Özkök''ün sözlü mesajlarından ikisinin altının çizilmesi gerekiyor. Birincisi, Barzani''nin, Bush tarafından Beyaz Saray''da, "Başkan" olarak ağırlanması konusunda, "Zaman değişiyor, koşullar değişiyor. Barzani bir lider olmuş. Amerika da onu öyle ağırlamış." demesi. İleride şartlar değişirse ne olacağı sorusunu da, "İleride neler olur kimse bilemez" diye cevaplaması. abilify abilify alkohol abilifykamagra link kamagra gel

İkincisi, rektörlerin toplu ziyaretine niye karşı çıktığını izah ederken, Diyarbakır''da bir partinin yönetim kurulunun görüşme talebini örnek gösterip, "Diyarbakırlı vatandaşlar olarak gelebilirler" dediğini, onların da öyle geldiğini açıklaması.

KÜRDİSTAN''IN KABULÜ VE KERKÜN''ÜN GİDİŞİ Mİ?

Barzani ile ilgili görüşlerinden başlayalım. Özkök''ün, herhalde sadece iki gün önce, Barzani''nin "PKK''nın terörist örgüt olup olmadığı" sorusuna cevap vermediğinden, "PKK için af mı istiyorsunuz?" sorusuna ise, "Bu konuya daha gerçekçi bakmanın zamanı geldi. Barışçı, demokratik bir çözüm Türkiye''nin çıkarlarına olur. Türkiye buna hazır olduğunda biz yardıma hazırız." cevabını verdiğinden herhalde haberi olmadı. Habur''un hemen karşısına "Kürdistan" bayrağı çekip, İbrahim Halil Kapısından giriş yapanların pasaportlarına "Kürdistan" mührü bastırdığından da.

İyi de son aylardaki şu açıklamaları da mı duymadı veya taşıdığı sorumluluk açısından Özkök''ü hiç mi ilgilendirmiyor?

-Kerkük, bir Kürt kentidir. Ne Türkiye''nin ne de başka bir ülkenin Kerkük ya da Irak''ın başka bir şehriyle ilgili bir şey söylemeye hakkı yoktur.
-Onlar Kürdistan''ı sömürgeleştirerek 4 parçaya ayırmışlar. Biz kendi ülkemiz olan Kürdistan''ı birleştirmek istiyoruz. Irak, Türkiye, İran ve Suriye topraklarından birer parça koparalım demiyoruz…Ben onların akıllı olmasını, Kürt ve Kürdistan gerçeğini anlamalarını istiyorum…Bağımsız bir Kürt devleti kuracağız ama bunun ne zaman olacağını bilmiyorum.
-Bence Türkiye''de Kürt adında bir ulus yaşadığının kabul edilmesi gerekiyor. Kürtlerin varlığını kabul etmemesi, şimdi olmasa da gelecekte mutlaka bir sorun yaratır…Stratejimiz, Kürtlerin içinde yaşadığı herhangi bir parçanın o bölgeye has özellikleriyle bir çözüme gitmesi.

Bunları söyleyerek, Kerkük''ün yanında, doğrudan Türkiye''yi hedef alan bu aşiret reisini sırf Bush, "Başkan" olarak görüyor diye, Özkök''ün ağzından bizim de öyle göreceğimiz mi ilan ediliyor? Öyleyse ileriyi beklemeye gerek yok. ABD ve AB''nin "Kürdistan" senaryosunu çocuklar bile biliyor. Özkök Paşa''yı yere-göğe sığdıramayan Brüksel milliyetçileri de, artık bu gerçeği kabul edip, onlara "ağabeylik yapmamız gerektiğini" söylediğine göre, rotamız çizilmiş demektir.

Gel de, 1 Mart tezkeresinin ardından, daha Cumhurbaşkanı da değilken, "Türkiye''den Irak politikasında değişiklik sinyalleri aldığını, bunun Erdoğan''ın şovenist olmaması, Genelkurmay Başkanı Özkök''ün mantıklı ve akıllıca açıklamalar yapması ve Dışişleri Bakanlığının gerçekçi olmasından kaynaklandığını" söyleyen Talabani''nin kulaklarını çınlatma.

Gel de, Özkök''ün sonuçları önceden belli; Irak''ı böleceği, Türkmenleri ve Kerkük''ü aşiretlere teslim edip, dibimizde bir uydu devlet kuracağı resmen bilinen, 30 Ocak seçimlerine onay vererek, bu tabloyu peşinen kabullendiğini düşünme. Hem de dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı Başbuğ''un ağzından, "Kerkük''ün statüsünün bozulmasının Türkiye''nin güvenlik sorunu haline geleceği" açıklandığı halde.

Biliyor musunuz, Türk Milleti bir midesini o gün kaybetmişti. Süleymaniye çuvalının sonuçlarını ise hiç hatırlatmıyoruz.

REKTÖRLER VE TERÖRİSTLER

Özkök''ün, parti olarak değil, ama Diyarbakırlılar olarak kabul ettikleri de adını vermekten imtina ettiğine göre, ya DEHAP''lılar veya HAK-PAR''lılardır. Doğru ise bunların rektörlerle kıyaslanmasının vahameti bir yana, görüşmenin "Diyarbakırlılar" adı altında yapılması sonucu değiştirir mi? PKK''nın siyasi uzantıları olduğu açıklamaları ve eylemlerinden öte mahkeme kararıyla sabit bir partinin mensupları veya açıkça federasyon isteyen, Barzani''nin yakın dostu, Şeyh Said''in torunlarıyla görüşmenin gerekçesi ve izahı acaba nedir? 17 Aralık''ta önümüze konulan ağır şartları bir yana bırakıp, 3 Ekim''de müzakere tarihi alınmasını "başarı" olarak nitelendirmenin bir sonucu mu? AB''nin, Güneydoğu sorununa askeri değil, siyasi çözüm, silahlı Kürt gerillaları ile uzlaşmaya varılması talebinin unutulması mı?

O halde, dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı Başbuğ''un ağzından, terörle mücadelede yetkilerin kısıtlandığının açıklanıp, Terörle Mücadele Yasası''nın ihtiyaca cevap verecek bir hale getirilmesini istemenin, "Batı ülkelerinde olanlar olsun, yeter." denmesinin anlamı neydi? AKP yönetimi, "Genelkurmay, MİT veya JİTEM bizi bağlamaz" diye meydan okuyup, bu talebi ciddiye almasa da.

İşte bunlar da, Türk Milleti''nin midesine oturuyor, başka bir midesini götürüyor.

YA KIBRIS?

Özkök, iktidara basın üzerinden mesaj vermeyeceğini tekrarlarken, "Bunu bir kez 8 Ocak''ta, o da dış güvenlik konusu olduğu için yaptığını" söylüyor. Demek ki, Irak''ta uydu devlet kurulması, PKK, Türkiye''nin güvenliği için tehdit değilmiş.

Peki 8 Ocak''ta ne olmuştu? Kıbrıs''ta Annan Planı tuzağı hazırlanıyor, iktidar da AB''den bir müzakere tarihi alma uğruna bunu kabul edeceği mesajını veriyordu. İşte 8 Ocak 2003 günü Özkök, şu uyarıda bulundu:

"Ada''da muhasım bir güç bulunursa, bu güç, Anadolu''nun güney ve güneydoğusunu etkileyebilme imkan ve kabiliyetini elde edecektir…Garantisi sağlam yaptırımlara dayanmayan çözümlerden neler çektiğimize tarih şahittir. Türkiye''nin güvenliğini tehdit eden ve ihtiyacını sağlamayan bir Kıbrıs çözümüyle ''Türkün Anadolu''ya hapsedilme süreci'' hemen hemen tamamlanmış olacaktır."

Bir yıl sonra da, Başbakanlığa üç yazı gönderip, plandaki tehlikeleri sıralayarak, görüşlerini "gereken yer ve zamanda ilgili makamlara" iletti. Tüm bunlara rağmen, soydaşlarımızın da TSK''ya en fazla ihtiyacı olduğu bir sırada, referanduma 11 gün kala, yine ayak üstü "evet" deyiverdi.

Bugün Kıbrıs''ın gidişine "Ek Protokol" kadar ramak kalmasının en büyük sebeplerinden birisi işte bu "büyük dönüşüm"dür.

24 Nisan''daki referandum, 17 Aralık''ta Kıbrıs teminatı verilmesi, 29 Temmuz''da Ek Protokol''ün imzalanması…Sadece Kıbrıs''ta, bu millet kaç midesini kaybetti görüyor musunuz?

Sayın Özkök, siz üzülmeyin, şunun şurasında 10 ayınız kaldı. Allah milletimizin yardımcısı olsun!..