Dış Politika31 Ekim 2005 00:00

"HEYDER BABA İLDIRIMLAR ŞAHANDA." (1) - Hüseyin MÜMTAZ

Habur'dan çıkınca acayip kılıklı bir takım adamlar pasaportlarınıza olmayan bir devletin mührünü basıyorlarsa.<BR><BR>Ve olmayan o devletin <STRONG>acayip kılıklı kabile reisi aynı kılıkla<BR>Beyaz Saray'a davet edilip Bush'la görüşüyor</STRONG>, Bush da ona "Başkan" diye hitabediyorsa.<BR><BR>Öte yandan aynı gün aynı saatte vâr olan bağımsız bir devletin Cumhurbaşkanı, Amerika'nın Dışişleri Bakanı tarafından "toplum lideri" olarak çağırılıp, o kadar yolu gidip okyanuslar aşıp geçtikten sonra sadece yarım saat süren ve "çok değerli ve yararlı" olduğu özenle söylenilen bir<BR>görüşme ile yetiniliyorsa.<BR><BR><STRONG>Bu işin çivisi çıkmıştır kıymetli okuyucu</STRONG> ve öyle olduğu için elimizdeki, sayıları bir elin parmaklarını geçmeyen Türk devletlerine artık ciddi bir şekilde sahip olmamız gerektiği ortadadır.<div style="display:none">cialis coupons printable <a href="http://blog.suntekusa.com/page/Free-Printable-Cialis-Coupons">link</a> discount prescription drug card</div><div style="display:none">naproxennatrium <a href="http://www.zygonie.com/blog/page/naproxen-fk-KK1">zygonie.com</a> naproxen kruidvat</div><div style="display:none">cialis forum <a href="http://blog.devparam.com/page/cialis-sarajevo-B6K.aspx">link</a> cialis bez recepta</div><div style="display:none">abilify <a href="http://idippedut.dk/page/Abilify-Gyogyszer" rel="nofollow">link</a> abilify</div>

Akepe ile bu işin altından nasıl kalkacağımız bir yana onları gözümüz gibi
koruyup kollamamız gerektiği de aynı şekilde ayan beyan ortadadır.

Çünkü demek ki "dünya milletler topluluğunun" Türklerle ilgili bir problemi
vardır.

Ve bu problemin 1071'den beri var olduğunun;

Ve uzak geçmişte sayıları zaman içinde bilmem kaça ulaşan Haçlı Seferleri'
nin;

Mondros'un, Sevr'in.

Yakın geçmişte de.

"Muavenet Zırhlısı" ile Süleymaniye Çuvalları'nın bunun bir izdüşümü,
yansıması, dışa vurumu olduğunun farkında değil misiniz?

Sakarya'da yenilen "makûs talih", işte bu "makûs tarih"tir.

Ve işte tam bu noktada, Kasım'ın ilk haftasında yapılacak Azerbaycan
seçimleri büyük önem kazanmaktadır.

Dünya coğrafyasında tarihin ilk çağlarından beri politik, kültürel ve
ekonomik olarak kaynamakta, hâttâ bilinçli bir şekilde kaynatılmakta olan üç
kazan vardır.

Üç cadı kazanı..

Balkanlar, Kafkaslar ve Ortadoğu..

            Bu üç "cadı kazanı", üç giriş kapısıdır.

            Tarihe ve sosyolojiye giriş kapısı.

            Avrupa, Asya, Afrika..

Kuzey ile güney..

Doğu ile Batı.

Hristiyanlık ile Müslümanlık..

Türkler ve "ötekiler"..  ki bu noktada asıl "ötekiler"in Türkler olduğu su
götürmez;

Nato ile Varşova paktı..

Şimdilerde de AB ile "diğerleri".

Hep bu üç kapıdan girip çıkmakta, en azından bu kapılarda buluşup
görüşmektedirler..

Tarihin ve coğrafyanın bu üç kesişme yahut kırılma noktası yüzyıllar boyu
gelip geçen, yerleşen, kısa veya uzun süreli hakim olan güçler tarafından;
"ileride başkaları aleyhine kullanılmak üzere" bölük-pörçük, parçalı
şekillendirilmişlerdir.

Bu günkü Ortadoğu, 1900'lü yıllardan itibaren batılı coğrafyacıların harita
üzerinden cetvelle çizdikleri sınırlardan oluşur.

Mevcut her ırk, din ve mezhebin tek parça halinde değil, özellikle
birbirinin içinde kalmasına özen gösterilmiştir.

Çünkü sonuçta herkes herkesi diğeri aleyhine kullanacaktır.

Irak bugün neden "anayasa oylaması ile" iki mezhep ve bir ırk arasında
bölünmüştür zannediyorsunuz?

Aynı durum Balkanlar, Kafkaslar için de söz konusudur.

Kafkasların bugünkü şeklinin ise Stalin zamanında "öyle uygun görüldüğünü"
biliyoruz.

Yaklaşık olarak 324 bin kilometre karelik bir alanı kapsayan Kafkasya'da bu
gün 3 bağımsız devlet (Azerbaycan, Gürcistan, Ermenistan); 7 özerk
Cumhuriyet (Nahcıvan, Abaza, Acara, Çeçen-İnguş, Dağıstan, kabardin-Balkar
ve Kuzey Osetya) ve 3 tane de özerk bölge ( Karabağ, Güney Osetya,
Karaçay-Çerkez) bulunmaktadır.

Abaza, Acara ve Güney Osetinler Gürcistan; Azeri olan Nahcıvan Ermenistan;
diğerleri de Rusya federasyonu sınırları içindedir.

Osetya'nın güneyi Gürcistan, kuzeyi Rusya'dadır.

Azerbaycan sınırları içindeki Karabağ Ermeni işgali altındadır.

Aklınız karıştı değil mi?

Benim de karıştı.

Ve zaten hem aklımız, hem ortalık karışsın ve kullanılsınlar diye Kafkasya,
Balkanlar ve Ortadoğu bu şekilde tutulmaya özen gösterilmektedir.

Bu üç kapının tam kesişme noktasında da bir "Deli Dumrul" oturmaktadır.

Çılgın Türkler ve çılgın bir Türkiye.

Üstelik "Türkler" bu coğrafyanın sadece Türkiye bölümünde değil, kıyısından
bucağına, en ücra köşesine kadar her yerde bulunmaktadır.

En büyük, en affedilmedik suç da işte budur.

Ne işin vardır senin orada? Neden taa ötelerden gelip de batının, Hıristiyan
batının huzurunu kaçırdın, düzenini bozdun?

İşe Türkler açısından bakarsanız da ortada başka bir Türkiye, gidecek başka
bir yer yoktur.

Onun için Azerbaycan seçimlerine, KKTC'de referanduma, Irak'ta seçim ve
anayasa oylamasına Türkiye'nin herkesten fazla ilgi göstermesi gerekir.

Bu onun, tarihi, ahdi, ırkî ve siyasi görevidir.

Türkiye bu sorumluluklarından kaçamaz. Tarih eteğine, pantolonunun
paçalarına  yapışır,

6 Kasım'da Azerbaycan'da seçim vardır.

Ve ne çare KKTC'de seçim ve referandum ile Irak'taki seçim ve anayasa
oylamasını televizyondan seyreden Türk kamuoyu, Azerbaycan seçimlerini de
sanki kendi dışında bir olaymış, kendini hiç ilgilendirmiyormuş gibi uzaktan
ve boş gözlerle seyretmektedir.

            Hâlbuki dünyayı; özellikle de bu üç bölgeyi iflah olmaz bir
hastalık gibi saran Soros maşalı Amerikan devrim ihracından korunmak için
uyanık olmak gerekmektedir.

            Ukrayna, Gürcistan, Kırgızistan'dan sonra sıranın ne zaman,
nasıl ve kime geleceği konusunda rivayetler hayli muhteliftir kıymetli
okuyucu.

            Kıbrıs mı, Türkiye mi diye papatya falı açmaya kalkmanın âlemi
yoktur.

            Kâbus görüp kan ter içinde uyanmaktansa, uyanık durmak her zaman
için daha iyidir. 31 Ekim 2005



"57'iNCİ ALAY ÇANAKKALE'DE, TRABLUSGARP'TA, FİLİSTİN'DE, SAKARYA'DA

57'inci ALAY KARABAĞ'DA, KARASU'DA, KERKÜK'TE, KIBRIS'TA

57'İNCİ ALAY HERYERDE

  HEPİMİZ 57'İNCİ ALAYIN NEFERİYİZ"