Siyaset28 Ekim 2005 00:00

Ya hukuk bir gün yetersiz kalırsa

Danıştay kararında, ‘Bakanlar Kurulu kararı uyarınca Türk Telekom’un yüzde 55 oranındaki hissesinin blok olarak gerçek ya da tüzel kişilere, bu kapsamda yabancıya satışını engelleyen bir kural olmadığına’ dikkat çekerek, yabancıya satışa da vize vermiş oldu. Kararda, ‘Usulüne uygun olarak yapılması şartıyla imtiyazlı hisse dışındaki hisselerin satılmasında hukuka aykırı bir yön bulunmuyor’ denildi. Ne diyelim, öyle olsun. Ancak birkaç laf da etmek gerek. cialis coupons printable link discount prescription drug cardfusidinezuur voetschimmel click fusidinezuur acnecleocin 150 mg mattnichols.co.uk cleocin 300 mgcialis sample coupon prescription card discount cialis manufacturer couponkamagra link kamagra gel

Doğru, bugün için kabul edilmiş hukuk kurallarına göre hareket ederseniz bu ve bunun gibi kuruluşları satmakta bir sakınca görülmez. Dünyada neler olup bitiyor diye etrafa bakmamışsanız yine bir sakınca göremezsiniz. Mesela Arjantin’de, Brezilya’da, Malezya’da hukuk kuralları ve IMF direktifleriyle yabancılara satılan kuruluşların nelere sebep olduğunu gözümüze sokan iktisatçılarımızdan, ekonomistlerimizden haberiniz yoksa geleceği değerlendirme şansınız olmaz. Bu ülkelerden farklı olarak, yaşadığımız coğrafyanın zorluğunu tarihten öğrenmemişseniz, yukardaki ülkelerin durumunda düşülürse, sorunları aşmak için onların yaptığı gibi konuşarak ikna değil, zor kullanarak ikna gerektiğini anlamamışsınızdır. Geçmişle bugün farklı diyorsanız Irak meselesinde gözlerinize perde inmiş demektir; “Amerikalılar gibi, özgür Iraklılar da artık istediği kıyafeti giyebilir” diyerek özgürlüğü don seçebilme noktasına indiren koskoca ABD’nin başkanı Buş gibi düşünüyorsunuz demektir.

Hakim devletleri ve onların şirketlerini karşılıklı kazanç noktasına, taviz vererek, alttan alarak getiremezsiniz. Ülkeyi savunma iradesiyle dolu insanların varlığını gözlerine sokmak ilk kural. Danıştayımızın sayın üyeleri milletimizin göz nuru kamu kuruluşlarını yabancı sermayeye satmakta hukuken bir sakınca görmese de biz, bize emanet edilen, nasıl kurulduğunu asla aklımızdan çıkarmadığımız devletimiz ve kurucusu halkımız açısından çok sakınca görüyoruz. Hukuk kurallarının, tarafsızca herkese eşit uygulandığı bir dünyada yaşamayı herkes gibi biz de diliyoruz ve bunun için üzerimize düşen vazifeyi yapmak zorundayız. Yugoslavya ve Irak’ın başına gelenler aklımızı başımıza getirmeye yetecek olaylardır.