Sermayenin Milliyeti Yok Mu? - Selim Somçağ
Yabancı Sermaye Derneği (YASED) Başkanı Şaban Erdikler bugün bir basın toplantısında finas sektörünün tamamen yabancıların eline geçmesinin sakıncalı olacağı, Türk Telekom, TÜPRAŞ, Erdemir gibi kurumların stratejik önem taşıdığı yolundaki görüşleri savunanların “vatan ve millet kavramlarını manipüle ettiklerini” öne sürdü ve “Paranın milliyeti olmaz, sermaye sermayedir.” dedi. Bunlar Şaban Erdikler’in kişisel görüşleri değil; YASED’in görüşleri. YASED ise esas olarak Türkiye’de yatırım yapan Batı, özellikle de AB kökenli büyük sermayenin temsilcisidir. Yani Batı bize “Ekonomik hayatınızın hiçbir bir alanını millî, stratejik gibi kavramlarla değerlendirmeyin, hiçbir alanda yerli yabancı sermaye ayrımı yapmayın, ekonominizi kayıtsız şartsız bize açın” mesajını vermektedir. Akıllı insanlar kişi, kurum ve ülkeleri yalnızca dedikleriyle değil yaptıklarıyla da değerlendirirler. Acaba bize “Sermayenin milliyeti yoktur” aklını veren Batı kendi ekonomik hayatını bu ilkeye göre mi düzenliyor?
Sermayenin milliyeti yoksa ABD neden 1987 yılında Amerikan otomotiv endüstrisinin çökeceğini anlayınca Japonya’yı ABD’ye yaptığı ihracata “gönüllü olarak” kota koymaya “ikna etti”?
Sermayenin milliyeti yoksa Japonya neden ABD pirincine kota uygulamaya devam ediyor?
Sermayenin milliyeti yoksa ABD 2001 yılında ekonomisinde resesyon ihtimali belirince neden AB çeliğine kota koydu?
Sermayenin milliyeti yoksa ABD hükümeti neden UNOCAL şirketinin Çin’e satışına cebren engel oldu, bu şirketin daha düşük fiyat veren ABD kökenli bir gruba satışını sağladı?
Sermayenin milliyeti yoksa neden ABD Türkiye’nin iç çamaşırı ihracatına kota uygulamaya devam ediyor?
Sermayenin milliyeti yoksa neden Schröder Türkiye’ye Alman işadamlarıyla, Berlusconi İtalyan işadamlarıyla geliyor? Neden 17 Aralık öncesinde Başbakan Erdoğan’la görüşen Chirac Erdemir’in Arcelor’a satışı için lobi yaptı?
Sermayenin milliyeti yoksa neden büyük Avrupa devletleri telekom şirketlerini blok satış yoluyla her isteyene satmak yerine ulusal borsalarında halka arz yoluyla ve kısmen özelleştirdiler? İtalyan hükümeti Deutsche Telekom’un İtalyan telekomunda hâkim ortak olma girişimini neden engelledi?
Sermayenin milliyeti yoksa AB neden Haziran ayında Çin’in tekstil ihracatına kota koydu?
Bu örnekleri sonsuz sayıda arttırmak mümkün. Buna karşılık herhangi bir gelişmiş ülkede finans sektörünün çoğunluğunda veya ülkedeki ekonomik hayat ve millî güvenlik açısından stratejik önem taşıyan, hele hele tekel konumunda bir sektörde veya sanayi kuruluşunda başka bir ülke sermayesinin hâkim olmasına nedense rastlamıyoruz. Bu arada dün Rusya Doğal Kaynaklar Bakanı Trutnev de bundan böyle Rusya’nın stratejik alanlarda yabancı yatırımlara izin vermeyeceğini açıkladı. Öte yandan finans sektörünün çoğunluğunu yabancılara satmış olan Arjantin’de 2002 devalüasyonunun esas olarak bu sebeple derin bir toplumsal kargaşaya dönüştüğü, elektrik üretim ve dağıtımını yabancılara satmış olan Brezilya’da havalar kurak gidince fabrikaların elektrik kesintileri yüzünden münavebeli çalışmak zorunda kaldığı günümüzün başka gerçekleri. Bu krizlerin tam ortasında her iki ülkeye de inceleme gezileri yapmış olduğum için bu konularda birinci elden bilgim var. Ayrıca Arjantin’de krizden önce de yabancıların elindeki bankalar kredi verirken sistematik bir şekilde yabancı sermayeli şirketlere öncelik tanıyıp Arjantin şirketlerini dışladıklarından Arjantin sanayi sermayesine büyük zarar vermişlerdir. Sayın Erdikler arzu ederlerse bu konudaki bilgilerimi YASED üyelerine de seve seve aktarırım.
Batı sermayesi Batı ekonomilerindeki yapısal tıkanmanın yarattığı kâr sıkışması sebebiyle dünyanın her tarafındaki her türlü ekonomik faaliyete hâkim olarak buralarda üretilen katma değere de el koyma, böylece sistemin devamı için gereken asgarî kârlılığa ulaşma telâşındadır. Bu bu moda değildir; yapısal bir sonuçtur, dolayısıyla görünür gelecekte devam edecektir. Bu süreç emperyal güçler söz konusu olduğunda siyasî-askerî hedeflerle de içiçe geçmektedir. Bu süreç içerisinde Batı’dan gelecek sermayeyi kendi ekonomik ve stratejik hedeflerine uyumlu olduğu ölçüde, karşılıklı çıkar sağlama anlayışına dayanarak kabul eden gelişmekte olan ülkeler bu süreçten kazanç sağlayabilir. Buna karşılık ülkesinin bütün kârlı ve stratejik yatırımlarını kayıtsız şartsız Batı’nın istediği şekil ve kapsamda Batı sermayesine teslim eden, “millî ekonomi, millî sermaye, kalkınma” kavramlarını unutan ülkeler bu sürecin sonunda yarı-sömürgeleşme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Türkiye’nin 1980’lerde telekomünikasyon ve yarı-iletken teknolojisine adım atmasını sağlayan Teletaş’ın özelleştirme ve liberal ekonomi şampiyonlarından Tansu Çiller tarafından Belçika sermayesine satıldıktan sonra nasıl bir taşeron şirkete dönüştürülerek tasfiye edildiği ortadadır. Son olarak, vatan topraklarının satılmasından endişe duymayı da bir manipülasyon olarak niteleyen Erdikler’in YASED üyeleri arasındaki İngiliz kökenli şirketlerin temsilcilerine İngiltere’de yabancıların tarım arazisi satın almasının serbest olup olmadığını sormasını tavsiye ederim. Yalnız çok acele etmesin; biraz beklesin. Belki de İngiltere hükümeti önümüzdeki günlerde Sayın Erdikler’in bugünkü açıklamasından haberdar olur ve yaptığı hatayı fark ederek “Sermayenin milliyeti olmuyormuş” deyip bu yasağı kaldırmaya karar verir!