Ekonomi27 Ekim 2005 00:00

Konut balonu finansal krizleri tetikliyor

Türkiye Bankalar Birligi'nin raporunda, "gayrimenkul balonlarının" krizleri tetikleyici özelligi ortaya konulurken, ipotekli konut finansmanı sistemine geçiş hazırlıklarını sürdüren Türkiye için uyarılar yapıldı. Gayrimenkul balonlarının çökmesiyle finansal krize sürüklenen ülkelerin deneyimlerinin gözönünde bulundurulması gerektiginin altı çizildi. Konut arzıyla birlikte talebin de gelişimini sağlayacak adımlar atılması durumunda fiyat dengesinin saglanacağı bildirildi.discount drug coupons codesamples.in free discount prescription cardfusidinezuur voetschimmel read fusidinezuur acneclaritin mazilo claritin tablete claritin maziloarcoxia 90 mg wikipedia read arcoxia cenamicardisplus 80/25 mg click micardis plus 80 12.5 mg

Türkiye Bankalar Birligi'nce (TBB) yayımlanan raporda, gayrimenkul balonlarının finansal krizleri tetikleyici özelligine dikkat çekildi. Raporda, ipotekli konut finansmanı sistemine yönelik hazırlıkları sürdüren Türkiye'nin çeşitli ülkelerdeki kriz deneyimlerini gözönünde bulundurması gerektigi belirtilirken, konut arzıyla birlikte talebin de gelişimini saglayacak adımların atılması durumunda konut fiyatları ve kira artışlarının dengelenebilecegi kaydedildi.

TBB Bankacılık ve Araştırma Grubu Uzmanı Pelin Ataman Dönmez'in yaptığı "Seçilmiş Ülkelerde Gayrimenkul Fiyatları ve Bankacılık Sektöründeki Gelişmeler" başlıklı raporda, Dogu Asya ülkeleri, İsveç ve Japonya örnekleri üzerinden inceleme yapıldı. Raporda, 1990 yıllarda gelişmiş ve gelişmekte olan bir çok ülkede aktif balonları meydana geldigi belirtilirken, "Bu ülkelerde meydana gelen aktif balonlarının çökmesi ekonomileri finansal krize sürüklemiştir" denildi. Gayrimenkul piyasalarında oluşan her balonun finansal krize yol açmadığı, ancak uluslararası uygulamaların, "gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde gayrimenkul piyasalarında oluşan balonun çökmesiyle bankacılık krizleri arasında çok önemli ilişki bulundugunu" gösterdigi kaydedildi.

Gayrimenkul sektörüne açılan kredilerde bankaların başarısızlığa uğramalarının en önemli nedenleri "sektöre ilişkin yeterli bilginin olmaması, kredi analiz ve denetiminin etkin bir şekilde yapılamaması" olarak saptandı. "Finansal kriz geçiren ülkelerde gözlemlenen temel özelliklerden birisi, yüksek kadı-raç oranına sahip firmaların kredi limitlerinin arsanın degerine bağlı teminatlara göre belirlenmesidir" denilen raporda, aktif balonunun çökmesiyle arsa teminat degerinin düştügü, bunun da kredilerin tam olarak güvence altına alınamadığı anlamına geldigi kaydedildi.

Bankaların böyle bir durumda kredi limitlerini düşürdükleri, firmaların kredilerini geri ödemek için arsaları satmaya başladıkları, bu satışların da arsaların degerini daha da düşürdügü anlatılan raporda, şu degerlendirmeler yapıldı:

"Bu durum sistemde zincir iflaslar oluşana kadar devam etmiştir. Ayrıca mevduata açık ya da zımni güvence verilmesi mevduat sahiplerinin ve kreditörlerin bankalar tarafından alman riskleri izleyememelerine neden olmuş, bu durum bankalar için ahlaki bir risk yaratmıştır. Bu ülkelerde hızla artan konut fiyatları üzerinden yapılan kredi verme işlemlerinde konutun yükselen degeri dolayısıyla ihtiyaç duyulan kredi talebi daha yüksek olmuş, ekonomik istikrarın bozuldugu dönemlerde sistemi zaafiyete uğratmıştır."

" Çok büyük kurumlar bile işasa sürüklendi"

Raporda, Türkiye'nin son dönemde ipotekli konut finansmanı sistemine yönelik yapılması öngörülen düzenlemeleri gerçekleştirirken diger ülkelerde yaşanan krizlerden elde edilen deneyimleri göz önünde bulundurması gerektigine dikkat çekildi. Raporda, "Bu ülkelerde zor duruma düşmesi veya iflas etmesi düşünülmeyen çok büyük ve güçlü kurumlar dahi iflasa sürüklenmiş, bunlar yeni krizleri tetikleyerek hem finansal sektörü hem de ekonomik faaliyeti olumsuz yönde etkilemiştir" uyarısı yapıldı.

"Dogru konutlaşma teşvik edilmeli"

Raporda, kamuoyunun konut kredilerine erişimin toplumun yaygın kesimin içine alacak şekilde genişleyecegi ve bu sayede bireylerin ev sahibi olabilecegine yönelik beklenti içinde oldugu belirtildi. Kamu otoritesinin gelişmiş ülkelerde oldugu gibi hızlı ve dogru konutlaşmayı teşvik eden politikaları ön plana koyarak mevzuat oluşturması ve bunun tamamlayıcısı olarak da ipotekli konut finansmanı sistemini önemli ölçüde teşvik etmeleri gerektigi ifade edildi.

"Konut arzıyla birlikte talebin gelişimi saglanmaz”

Sosyal ve iktisadi farklılıklar gözönünde bulundurularak, Türkiye gerçeklerinin gözönünde bulundurulması geregine de dikkat çekilen raporda, "konut arzını artırmayı saglayan gelişmeler ön plana alınırken, buna paralel olarak talebin geliştirilmesi için gerekli adımların atılması önemlidir. Ancak bu şekilde konut fiyatları ve konut kiraları artışının kontrollü seviyede tutulması saglanabilecektir" uyarısı yapıldı.Raporda, şu noktaların da altı çizildi:

"Gayrimenkul sektörünün etkin bir şekilde faaliyet göstermesini teminen gayrimenkullerin dogru fiyatlanması için zamanında ve dogru bilginin edinilebilmesi, aynı zamanda konut sektörüne likidite saglamak için aktif bir ikincil piyasanın olması gereklidir. Ayrıca, devlet ve özel sektör arasında işbirligi kurulması konut finansmanı için birincil ve ikincil piyasalarda belirsizligin azaltılmasının sağlanması açısından önemlidir."