Dış Politika24 Ekim 2005 00:00

Talat Vaşington''a Gitse Ne Yazar? - Hasan Ünal

Rumların tavrı karşısında küçük dilini yutmuş görüntüsü veren ve güya Denktaşlaşan Mehmet Ali Talat Vaşington yolcusu. Anlaşılan o ki, geziyi AKP hükümeti Amerika''dan rica etmiş. Çünkü, Rumlar sertlik politikalarında ısrar ettikçe Talat''ın KKTC''de desteği azalıyor.Çözüm vizyonumuzu kaybetmedik gibi bir takım geyik muhabbeti laflar artık para etmiyor. O yüzden AKP hükümeti Vaşington''dan rica etmiş. Talat''ın işleri sarpa sarıyor, onu çağırıp, sanki bir şeyler olacakmış gibi bir hava yaratmak lazım. Türkçe yayın yapan müzakere/mütareke basını da bu işi fena halde abartır, ve daha kafa karışıklığı oyunu devam ettirilebilir. AKP polit bürosu öyle zannediyor.Ama öyle olmayacak. Artık halk bu numaraları yemiyor.new prescription coupons sporturfintl.com online cialis couponsarcoxia 90 mg wikipedia site arcoxia cena

Oldu olacak, yaptı yapılacak lafları para etmiyor. Olması ve somut sonuçlarının ortaya çıkması gerekiyor. Mesela, KKTC''ye uygulanan ambargolar kaldırılacaksa kaldırılması gerekiyor. Mış gibi olmuyor. Zaten bu iş ölme eşeğim hikayesine benzedi bile...

Bu arada AKP''nin izlediği Kıbrıs siasetinin kendi içinde çelişkiler içerdiğini belirtelim. Öyle anlaşılıyor ki, AKP, AB ile müzakerelere başlanmış gibi göstermek suretiyle cambaza bak oyununu sürdürmek ve bu arada Kıbrıs meselesinin bir şekilde çözülmesini istiyor. Annan planı Rumların istediği gibi tadil edilecek; Türk tarafının elinde bir şey kalmasa ve bir tür azınlık haline düşürülse de, bunun biraz makyajlı olması bizimkilere yetecek.

Böyle bir çözümü Türkçe yayın yapan gazeteler vasıtasıyla halka satabileceğini düşünüyor. Ardından yeni bir referandum veya doğrudan Talat ve şürekasının kabul etmesiyle devreye girecek bir çözüm daha doğrusu teslim planı. Ama bunun olabilmesi için Rumların ikna edilmesi lazım. Rumlar Talat ve şürekasını adam yerine koyup kendilerine muhatap alacaklar vs. Talat da bunu büyük bir başarı ve AB çözümü olarak halka pompalayacak.

Ardından AKP polit bürosu Kıbrıs Türk halkının planı kabul ettiğini söyleyecek. Halkın iradesi aleyhine bir şey yapamayacaklarını belirtecekler. Ama bu hikaye de yemez. Birincisi Kıbrıs Türk halkı Türkiye ne derse onu yapar. Dolayısıyla sorumluluk Ankara''dakilerindir. İkincisi, Rumlar sadece Kıbrıs Türk tarafını değil Türkiye''yi de teslim alarak diz çöktürme politikasından vazgeçmez. Çünkü Rumlar AKP''nin ve AKP''den dolayı Türkiye''nin zaaflarını gayet güzel biliyorlar.

AKP''nin AB süreci içinde Kıbrıs, Ege ve başka dış politika konuları da dahil olmak üzere her şeye ''evet'' demek zorunda olduklarını biliyorlar. Bu sürecin kırılması halinde ilk anda bir finans krizi yaşanmasının kuvvetle muhtemel olduğunu ve bunun da AKP''nin sadece siyasetten değil tarihten tasfiyesi anlamına geleceğinin farkındalar. Bu kadar köşeye sıkışmış bir AKP''nin arada bir iç politika gerekçeleriyle efelenir gibi hareketler yapsa da ciddi olamayacağını görüyorlar. Dolayısıyla bu süreçte ''beni tanı, işgal birliklerini adadan çek ve Anadolu''dan gelen yerleşikleri götür'' politikalarından katiyen geri adım atmayacaklardır.

Eğer karşılarında dirayetli ve kendisini AB sürecine mahkum ve mecbur hissetmemeyen bir hükümet olsa, o zaman Rumlar Annan planını da kabul ederlerdi. Hatta kendi açılarından Annan planının daha da gerisine giden düzenlemelere razı olurlardı. Ama şimdi cesaretleri fena halde artmış durumda. Başbakan Erdoğan ''kazan-kazan'' diye seslendirdiği ama gerçekte ''kazan-kaybet'' anlamına gelen politikalarını sürdürdükçe de razı olmazlar. Kısacası AKP bu süreçten çıkamaz. Onların çıkamayacağından emin olan Rumlar da teslim alma siyasetlerini değiştirmezler. Duyurulur...