Kimlik ve çıkar - Özcan Yeniçeri
Milli çıkar ile milli bilinç, milli bilinç ile de milli kimlik arasında büyük bir ilişki vardır.Kimlikleri fethetmeyi amaçlayanlar bu nedenle işe kavramlardan başlarlar.Bilindiği gibi kavramlar, idealleri eyleme dönüştürmede önemli rol oynarlar.Bunun farkına varan küresel güçler çıkar, bilinç ve kimliklerin milli algı biçimlerini küresel yararlar üretecek şekilde dönüştürmeye çalışırlar.Bu güçler toplumları kendi emellerine hizmet ettirmek ya da eylemlerine meşruiyet kazandırmak için sömürdükleri ülke insanlarının zihinlerini sömürücülerin lehine olacak şekilde yeniden inşa ederler.İnşa edilen kimlik, inşa edilen çıkar demektir.acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadasymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cenasymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cenadiscount card prescription discount prescription coupons prescription drugs discount cards
Toplumlar çıkarlarının neler olduğunu da ancak kim olduklarının farkına vardıklarında bilebilirler.
Kim olduğunu söyleyenler aynı zamanda ne olduğunu, neye inandığını, neyi sevip neden nefret ettiğini ve ne istediğini de söylemiş olurlar.
Bu yüzden Küresel kozmokratlar her şeyden daha çok kimliklerle ilgilenir. Doğal olarak da kim oldukları konusunda kafaları karıştırılan toplumlar; farkında olarak ya da olmadan düşman yararını kendi yararlarının önüne koyabilirler.
Bu yüzden Huntington haklı olarak ''çıkarlarınızın neler olduğuna karar vermeden önce kim olduğunuzu bilmek zorundasınız'' der.
Kimliklerle oynayanların bu olgunun ne anlama geldiğini çok iyi bildikleri anlaşılmaktadır.
Dikkat edilirse bazı ülkelerde kendi toplumları aleyhine örgütlenmiş ekonomik, sosyal ve kültürel örgüt faaliyetlerinin had safhada olduğu görülür.
Bu toplumların aydınları milli çıkarlar aleyhine düşünmeyi, neredeyse modern ve gelişmiş olmanın ölçüsü haline getirmişlerdir.
Bu ülkelerde genel olarak milli olan her şey, yaban standardı ile değerlendirilir.
Türkiye gibi ülkelerde yerel, milli, özgün olana düşmanlığın bu kadar çok müşteri bulması biraz da bu olgu ile ilgilidir.
Bu yalnız herhangi bir dile, dine ve bölge insanına özgü bir olgu da değildir.
Bir bütün olarak doğu toplumları ve onların yeterince kendilerini ifade yeteneği bulamayan aydınları kendi kavramlarına düşmanlık ölçüsünde tepkilidirler.
Bu yüzden bu toplumlarda aydınların büyük bir kısmı, içinden çıktıkları kültürü aşağılayan, hırpalayan, hasara uğratan, iğrenen, nefret eden ve küçümseyen bir tavır içindedir.
Kuşkusuz bütün bu davranışlar hastalıklı bir felsefe, sosyoloji, psikoloji, etnoloji, antropoloji, tarih, dil, din, gelenek hatta coğrafi idrakin sonucudur.
Bu sonuçtan medeniyeti, insanlığı, demokrasiyi ve kültürü kendisinden ibaret olarak gören Batı''nın siyasi ve kültürel entelejensiyasının zihinsel kurgusu sorumludur.
Hermenötik, inkültürasyon ve oryantalist çalışmalarla hazırlanan alt yapı üzerine küresel dünyanın dev şirketleri kapitalizmin yeni değerlerini boca ederler.
Bu çerçevede önce milli devletin dolaysıyla milli kimliğin kavramları sonra da kendisi mahkûm edilmiş olur.
Çünkü milli devleti yıkmanın yolu; milli kimliğin yıkımından geçer.
Kimliksizliğin ürettiği boşluklar da yeni küresel odaklar tarafından doldurulurlar.
Bu yüzden milli devletin fonksiyonlarını şirketler ve uluslar arası kuruluşlar üstlenir.
Sömürgeciler yüzlerce yıldır toplumların milli dirençlerini kırmak için her türlü yöntemi kullanmışlardır.
İnsanlığın önemsediği hiçbir değer yoktur ki büyük güçlerin egemen olma amaçlarının araçları olarak kullanılmamış olsun.
İnsani yönden önem arz eden her değer arz egemenliği peşinde koşan güçlerin elinde hegemonya amaçlarını meşrulaştırmanın aracı olmuştur.
Halkların kim olduğuna, onların neye inanmaları, neyi kabul edip neyi reddetmeleri gerektiğine bu güçler karar vermektedir.
Bunun en kestirme yolunun da bu güçlerin halka bir kimlik kabul ettirmeleri ya da dayatmalarından geçtiği bilinmektedir.
Ivor Jennings "Biri, halkın kim olduğuna karar vermeden, halk kim olduğuna karar veremez" der.