Ekonomi22 Ekim 2005 00:00

Dünya çapındaki mali tekeller İslam sermayesini de yönetiyor

Araştırmacı-yazar Faik Bulut'a göre İslami sermaye ABD'de kovboylaştırılıyor:   Arap parası da Batı güdümünde.Yeşil sermayenin de küreselleşme kapsamında giderek sistemle bütünleştiğine dikkat çeken Faik Bulut, ABD'nin ılımlı İslam projesi nedeniyle dünya çapındaki mali tekellerin İslam sermayesini de yönetmeye başladıklarını vurguladı.   Araştırmacı-Yazar Ergün Poyraz'a göre asıl üzerinde durulması gereken, İslami sermayenin ülke içinde TÜSİAD üyeleriyle, dışarıda ise Batılı büyük sermaye ile kurduğu ilişkiler. Poyraz, Kemal Unakıtan, Nevzat Yalçıntaş, Abdullah Gül, Cüneyd Zapsu, Ali Coşkun gibi isimlerin hem Al Baraka Türk, Faysal Finans gibi kurumlarla hem de İslam Kalkınma Bankası ile kurduğu yakın ilişkilere dikkat çekiyor. symbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cena

İslamcı hareketler hakkındaki çalışmalarıyla bilinen, ''Yeşil Sermaye'' , ''İslam Ekonomisinin Eleştirisi'' adlı kitaplarında konuyu derinlemesine inceleyen yazar Faik Bulut , ülkemizdeki Arap sermayesinin, yaygın tanımıyla ''yeşil sermayenin'' , yasa değişiklikleri ve özellikle de özel finans kurumlarının önünün açılmasıyla güç kazandığını söyledi. ''Ülkemizdeki İslam sermayesi ciddiye alınacak boyutta değil. Çünkü bu sermayenin arkasındaki asıl güç de Batı sermayesi. Mesela, Dubai sermayesinin yüzde 80'i Batılı şirketlerin. Bu nedenle ben bu sermayeyi, katıksız bir İslami sermaye olarak göremiyorum'' diyen Bulut, yeşil sermayenin de küreselleşme ve Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında giderek sistemle bütünleştiğine dikkat çekti. Bulut, ABD'nin ılımlı İslam projesi nedeniyle çokuluslu şirketlerin ve dünya çapındaki mali tekellerin özellikle Dubai ve Kuveyt üzerinden İslam sermayesini de yönetmeye başladıklarını vurguladı. Yeşil sermayenin, uluslararası sermayeye karşı çok cılız olduğunu belirten Bulut, ''Uluslararası sermaye bir tek Ortadoğu ülkelerinde, İslam sermayesini kendisine rakip olarak görüyor. Çünkü bu bölgedeki halk, İslami finans kuruluşlarını tercih ediyor'' dedi. Bulut, Arap sermayesinin ABD'de ''dolarlaştırıldığını, kovboylaştırıldığını'' anımsatarak şöyle devam etti:

 

''Kabul etmek gerekir ki, Türkiye'nin mali piyasalarında da ulusal özellik pek kalmadı. O nedenle sermayenin İngiliz, Fransız kaynaklı mı, yoksa Abu Dabi, Dubai kaynaklı mı olması, artık önemini yitirdi. Ama eğer Arap sermayesi, Batı sermayesinin yaptığı gibi, bizdeki finans kurumlarını, bankaları satın almalar ya da şirket evlilikleri yolu ile ele geçirmeye başlarsa o zaman bu sektörde rekabetin boyutu ve işin rengi değişir''

İslamcı hareketler ve AKP hakkındaki çalışmalarıyla bilinen ve ''Tarikat, Siyaset, Ticaret ve Cinayet'' adlı kitabı önümüzdeki günlerde çıkacak olan araştırmacı-yazar Ergün Poyraz da AKP hükümetinin, İslami sermayenin önünü açmasının son derece doğal olduğuna işaret ederek konuya Batı'nın ülkemiz üzerindeki çıkarlarını dikkate alarak yaklaşmak gerektiğini söyledi.

 

Poyraz, ''AKP'de gerek parti yönetiminde, gerekse hükümetteki etkinlikleriyle bilinen Kemal Unakıtan , Nevzat Yalçıntaş , Abdullah Gül , Cüneyd Zapsu , Ali Coşkun gibi isimler hem Al Baraka Türk, Faysal Finans gibi kurumlarla, hem de İslam Kalkınma Bankası ile yakın ilişkileri olan, buralarda üst düzey yöneticilik yapmış kişiler'' diye konuştu.

AKP İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş'ın oğlu, eski AKP İstanbul İl Yöneticisi Murat Yalçıntaş 'ın İstanbul Ticaret Odası'na başkan seçilmesinin de aynı kapsamda ele alınması gerektiğini vurgulayan Ergün Poyraz, şunları söyledi:

''Parti yönetiminde Korkut Özal 'ın ne denli etkin olduğu ve Özal ile Yalçıntaş'ın Suudilerle olan yakın ilişkileri dikkate alınırsa olayın boyutu anlaşılır. Fakat asıl üzerinde durulması gereken, İslami sermayenin ülke içinde TÜSİAD üyeleriyle, dışarıda ise Batılı büyük sermaye ile kurduğu ilişkidir. İslamcı, muhafazakâr çizgide olduğu söylenen patronların önemli bölümünün ortakları, Türkiye'nin en büyük şirketlerinin sahipleri. Eski TÜSİAD Başkanı, Efes Pilsen'in patronu Tuncay Özilhan ile Ülker Grubu'nun yakınlığı ya da Cüneyd Zapsu'nun hem Başbakan, hem de TÜSİAD nezdindeki etkisi, bu gerçeği görmek için yeter.''