AB21 Ekim 2005 00:00

Bir tiyatrodan ötekine - Hasan Ünal

AB tiyatrosu para etmemeye başladı. Öyle olmasaydı 3 Ekim milli bayramımız fena halde kutlanırdı; ancak Çerçeve Belgenin takkesi düştü ve kel göründü. Geçen sene de öyle olmuştu. Başbakan Erdoğan''ın, yayımlanmasının hemen ardından ''dengeli ve olumlu'' bulduğu ''İlerleme Raporları'' çıkmıştı. Türkçe yayın yapan müzakere/mütareke basını ve televizyonları bu belgeleri ''sanki kendimiz yazmışız'' dercesine övmeye kalkıştı; ama kısa bir süre sonra mızark çuvala sığmadı.17 Aralık''ta aynı tiyatro yaşandı. Erdoğan ''uçağı hazırlayın'' bile demişti; ama tam o sırada İngiliz başbakanı ve diğerleri yalvar yakar olmuşlardı. O da ''madem öyle, ''belgeyi doğru dürüst yazın'' diyerek postayı koymuş ve istediğimiz gibi kaleme aldırtmıştı. Ama her nedense o belgenin kötü ve içi boş bir özel statü anlamına geldiği bir kaç gün içinde ortaya çıkınca, vazife Brüksel büyükelçimizin omuzlarına yüklenmişti. escitalopram i alkohol nguoiviendong.net escitalopram i alkoholdiscount card prescription discount coupon for cialis prescription drugs discount cards

''Biz bu belgede özel statü anlamına gelen unsurları kabul etmeyeceğiz'' diye AB yetkililerinin karşısına dikilen büyükelçimize her halde Brüksel''deki muhatapları gülmüşlerdir. Başka ne diyebilirler ki??? Bir hafta önce eline alıp Ankara sokaklarında zafer diye sattığın belgeyi ''kabul edemeyiz'' diye geri getirmek ancak ve ancak AKP polit bürosunun bileceği bir iş olsa gerektir.

3 Ekim tiyatrosu da böyle oldu. Ama belgenin her tarafını dolduran talepler, dayatmalar ve olumsuzluklar bu defa saklanamayacak kadar barizdi. Psikolojik harekat uzmanı Türkçe basın ve televizyonlar bile bayramı uzatamadılar. Çünkü çok sallarlarsa altından istenmeyen şeyler çıkacağını bliyorlar. 3 Ekim tiyatrosu kısa sürünce bu defa yeni bir tiyatroya ihtiyaç hasıl oldu. PKK konusunda sabrımız kalmamış. Hadi canım sende. Güldürmeyin beni...

Efelenmenin gerekçesi geçen haftadan belliydi. PKK yayın organları ABD''nin sus payı olarak Osman Öcalan''ı Türkiye''ye vermeyi planladığını yazıyorlardı. Efelenmeyle birlikte hikaye yeni bir anlam kazanmış oldu. AKP Osman Öcalan''ın Türkiye''ye getirilmesini büyük bir başarı diye sunarak şehit cenazelerini gölgede bırakma çabasında. Oysa Osman Öcalan''ın bir yılı aşkın bir süredir PKK ile alakası kalmadığını; adamın genç bir kızla evlenip Kuzey Irak''a yerleştiğini ve Amerika lehinde demeçler vermekten başka bir şey yapmadığını sağır sultan biliyor.

Ne yapalım Osman''ı? Eğer Amerikalılar bize yardım edeceklerse, Murat Karayılan''ı ve önde gelen öteki PKK''lıları versinler. Ayrıca bizim sınırın hemen ötesindeki iki bini aşkın teröristi derdest edip bize teslim etsinler. PKK''lılar için af istemekten vazgeçsinler. O zaman bunun bir başarı olduğuna karar verelim. Fotograflarından yüz elli kiloya yaklaştığı anlaşılan Osman Öcalan''ın buraya getirilmesi bir şey ifade etmez. Üstelik Osman Öcalan''a karşılık ne istedikleri de belli. Suriye ve İran konusunda Amerika ile tam işbirliği...

AKP''nin her adımı ve yaptığı her iş bir tiyatro niteliğinde. Terörle mücadele ve şehit cenazelerini de tiyatroyla bastırmak istiyorlar. Bu arada aklıma gelmişken sorayım... Hani Erdoğan''a suikast düzenleyen ve MHP ile ilintilendirilen birisi vardı. O günlerde AKP yetkilileri ve emniyet mensupları ''adamın niyeti çok ciddiymiş'' diye açıklamalarda bulunmuşlardı. Tiyatro olduğu her yönüyle açık olan o girişim fazla işe yaramadı her halde. Çünkü ilave tiyatro mevzuları yaratılıyor.

Ama işin gerçeği ortada. Bu hükümet AB''ye veya Amerika''ya efelenemez. Onlara mahkum ve mecbur. Onların Türkiye hakkındaki düşünceleriyle AKP polit bürosunun farklı çizgilerde olduğunu da görmedik. Kusura bakmayın, ama, bu numaraları kimse yemez.