AB Müzakere Süreci = Türkiye Cumhuriyeti’nin Tasfiye Süreci
Belçika'da temaslarda bulunan Ermenistan Devlet Başkanı Robert Koçaryan, AB'ye katılım sürecinde Türkiye'ye baskı yapılmasını istedi.Temasları kapsamında Belçika Senato Başkanı Anne-Marie Lizin, AB Komisyonu Başkanı Josep Borrell ve AB Yüksek Temsilcisi Javier Solana ile biraraya gelen Koçaryan'ın gündeminde Türkiye vardı. AKP’den cesaret alan Papaz Bartholomeos, AB’nin himayesiyle Hilton Oteli’nde düzenlenen sözde konferansta Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yasalarını tanımadığını resmen ilan etti! Türkçe bilmesine rağmen Rumca konuşan Papaz, “Ekümenik patrikhane, binlerce yıl önce kurulmuştur. Ekümenik patriklik makamı her şeyi tartışmaya hazırdır’’ dedi. Türkiye'nin 3 Ekim'de tarama süreci ile birlikte Avrupa Birliği (AB) ile müzakerelere başlayacağının kesinleşmesi Atina ile Lefkoşa'yı rahatlattı. Genelde çok fazla konuşmamasına rağmen, Yunanistan Dışişleri Bakanlığı'nın en güçlü ikinci adamı ve geleceğin dışişleri bakanı olarak görülen Bakan Yardımcısı Yannis Valinakis , bir gazeteye yaptığı açıklamalarda, ''3 Ekim tarihi bizim için, Yunanistan ve Kıbrıs sorunlarının lehimize çözülmesi yolunda bir milattır. Türkiye için geri sayım başladı'' dedi. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bütün kurumlarını sindiren AB , şimdi de Türkiye’nin bağımsızlığı konusunda direnç göstermeye çalışan tek kurumu olarak kalan yargıyı hedef tahtasına koydu : 'Türkiye'de yargı reformlara direniyor'. AB Komisyonu'nun 9 kasımda açıklayacağı 'İlerleme Raporu'na ilişkin ilk bilgiler, Türkiye'de yargının reformlara direndiği yönünde. cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmaciesitagliptin phosphate and metformin hydrochloride sitagliptin phosphate monohydrate melting point sitagliptin phosphate side effectsoxcarbazepine dosage click oxcarbazepin
http://www.cnnturk.com/DUNYA/haber_detay.asp?PID=319&HID=1&haberID=134091
'Türkiye'ye baskı yapılsın' talebi
20 Ekim, 2005 20:11:00 (TSİ)
Koçaryan, Türkiye'ye baskı yapılmasını istiyor
İLGİLİ HABERLER
Belçika'da temaslarda bulunan Ermenistan Devlet Başkanı Robert Koçaryan, AB'ye katılım sürecinde Türkiye'ye baskı yapılmasını istedi.
Temasları kapsamında Belçika Senato Başkanı Anne-Marie Lizin, AB Komisyonu Başkanı Josep Borrell ve AB Yüksek Temsilcisi Javier Solana ile biraraya gelen Koçaryan'ın gündeminde Türkiye vardı.
Koçaryan'ın Belçika Senato Başkanı Lizin ile yaptığı görüşmede, AB'nin Türkiye'ye getirdiği giriş koşullarının Türkiye ile Ermenistan arasındaki ilişkilerin gelişmesini sağlayabilecek nitelikte olduğu görüşünü savunduğu ifade edildi.
Senato, Koçaryan'ın insan hakları konusunda bazı güvenceler verdiği ve Avrupa değerlerine saygı göstereceğini bildirdiğini belirtti.
"Türkiye Ermeni iddialarını tanımalı"
Koçaryan, Lizin'in ardından Avrupa Parlamentosu Başkanı Josep Borrell ile de biraraya geldi. Borrell, Koçaryan ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, Türkiye'nin Ermeni soykırım iddialarını tanıması gerektiğini söyledi.
Borrell, Ermenistan ile AB arasında işbirliğini geliştirecek adımların atılmasından yana olduğunu belirtti.
AB Yüksek Temsilcisi Javier Solana ile de görüşen Koçaryan, Ermenistan ile AB arasındaki işbirliği müzakerelerinin yıl sonundan önce başlayacağını umduğunu bildirdi.
Koçaryan'ın tüm temaslarında, Türkiye'nin tavrını şikayet ettiği ve bu tavır yüzünden Ermenistan ekonomisinin büyük sıkıntılar yaşadığını anlattığı belirtiliyor.
http://www.yenicaggazetesi.com.tr/manset.asp?nta=7055&altid=6965:
Isyan bayrağını cekti
Rum papaz, İstanbul’daki ihanet konferansında kendini Ekümenik ilan etti ve ekledi: Patriklik makamı her konuyu tartışmaya hazırdır.
RUMCA KONUŞTU
AKP’den cesaret alan Papaz Bartholomeos, AB’nin himayesiyle Hilton Oteli’nde düzenlenen sözde konferansta Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yasalarını tanımadığını resmen ilan etti! Türkçe bilmesine rağmen Rumca konuşan Papaz, “Ekümenik patrikhane, binlerce yıl önce kurulmuştur. Ekümenik patriklik makamı her şeyi tartışmaya hazırdır’’ dedi.
GÖZDAĞI VERDİ
Dua ederek başladığı konuşmasında Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılmasını isterken emredici ifadeler kullanan papaz, “Türkiye’de daha AB müktesebatını uygulama konusunda yapılacak epey şey bulunmaktadır” sözüyle diğer isteklerinin gerçekleştirilmesi konusunda gözdağı vermeyi de ihmal etmedi. Fener sakini, konuşmasını “Amin” diyerek bitirdi.
Yazıklar olsun!
Konferansa katılan AKP Genel Başkan Yardımcısı Şaban Dişli, küstah Papaz’a cevap veremedi. Dişli, gazetecilerin Ekümeniklik’le ilgili ısrarlı soruları karşısında, “Kullanmaması lazımdı’’ dedi.
Papazdan AB destekli isyan bayrağı
AKP’nin cesaret verdiği AB’nin desteklediği Fener Rum Patrikhanesi Patriği Bartholomeos, Hilton Oteli’nde düzenlenen sözde konferansta, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yasalarını tanımadığı resmen ilan etti! Türkçe bilmesine rağmen Rumca konuşan Papaz, “Ekümenik patrikhane, binlerce yıl önce kurulmuştur. Ekümenik patriklik makamı her şeyi tartışmaya hazırdır” dedi.
Bartholomeos’un dua ederek başladığı konuşmasında, Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılmasını isterken kullandığı emredici ifadeler dikkat çekti. Rum papaz, “Türkiye’de daha AB müktesebatını uygulama konusunda yapılacak epey şey bulunmaktadır” dedi. Hukuki bir kişiliklerinin olması gerektiğini dile getiren Bartholomeos, şunları söyledi:
“SELEFLERİM KULLANDI”
“Gayrimenkul edinme hakkımız yok. Ekümenik sıfatını da kullanmıyoruz. Bazı kesimlerin ekümenik sıfatına alerjisi var. Daha önceki patrikler ekümenik unvanını kullandılar. Ben seleflerimin devam ettirdiği geleneğin temsilcisiyim. Biz, Hıristiyan olduğumuz için ayrımcılığa maruz kalmak istemeyiz. Aslında oy veriyoruz, haklarımız var. Ama hükümetimizle böyle bir diyalog yok. Gayrimenkul varlığımızın büyük kısmını, hatta kimsesiz çocukların barındığı gayrimenkulümüzü kaybettik. Bu konu, AİHM’e de gitti.” AP Hıristiyan Demokratlar-Avrupa Demokratları Grubu Başkanı Hans-Gert Poettering ise konuşmasına, “Bugün burada ekümenik patriğin davetlisi olarak bulunmaktan mutluluk duyuyorum” diye başladı.
Ruhban okulu siyasi piyon
Heybelİada Ruhban Okulu’nun açılma isteğini değerlendiren Araştırmacı yazar Aytunç Altındal, “Asıl amaç Türkiye’nin sıkıştırılması. Bu okul da siyasi amaçlar için kullanılan bir piyon.” dedi. Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılabilmesi, üstelik patriğin istediği şekilde açılabilmesi için 24 tane yasanın değişmesi gerektiğine dikkat çeken Altındal, bunların arasında Anayasanın değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek olan üçüncü maddesinin olduğunu söyledi.
SADECE BİR KOZ
Bunlar değiştirilmeden bu okulun açılmasının mümkün olmadığını dile getiren Altındal, “ Bu okul eğitim için değil, siyasi amaçlar için açılmak isteniyor.” dedi. Altındal, Okulu ‘Türkiye üzerindeki baskıları arttırmak, Türkiye’nin AB’ye verdiği tavizleri çoğaltmak için kullanılan bir koz’ olarak niteledi ve AB’nin asıl isteğinin de bu doğrultuda olduğunu söyledi.
Biz açmak istiyoruz
AKP Genel Başkan Yardımcısı Şaban Dişli, “Bizde insanlar arası, dinler arası hoşgörü var. Ancak bizden düne bir çözüm isteniyor. Ama zamana ihtiyacımız var. Hepimiz bu konuda kanunlara ve kurallara saygılı olmalıyız” dedi. Bartholomeos’un, bazı malvarlıkları ve okullarına el konulması sözlerine çok üzüldüğünü belirten Dişli, “Başbakan Erdoğan kaç kez söyledi ‘biz okulu açmak istiyoruz’ diye. Bakan Çelik’in söyledikleri de doğru. Hep birlikte Çelik’in önerisini hayata geçirebiliriz” şeklinde konuştu.
Bakan Çelik’in söylediği gibi
Fener Rum Patriği Bartholomeos, “Türkiye laik, dinler arası ayrımcılık uygulanmayan bir ülke. Ruhban Okulu’nun, topraklarında bulunması bir şeref olacaktır” dedi. Bartholomes, “Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, Yunan meslektaşıyla görüşürken ‘burada hukuki açıdan engel olmadığını’ ifade etti. Hatta ‘24 saat içinde açılabilir’ dedi. YÖK Başkanı Teziç de, ‘okulun açılmasında hukuki engel olmadığını’ ifade etti, ‘burada siyasi irade söz konusu. Bu gösterilirse yarın açılabilir’ dedi” şeklinde konuştu.
Diyaloğ için uygun mekan
Avrupa Parlamentosu (AP) Hıristiyan Demokratlar-Avrupa Demokratları Grubu Başkanı Hans-Gert Poettering, Heybeliada Ruhban Okulu’nun bir an önce açılmasını istediklerini söyledi. Poettering, “Patrikhane’nin İstanbul’da bulunmasına önem veriyoruz ve ekümenik patrik, Avrupa’nın temsilciliğini yapmaktadır” dedi. Hans-Gert Poettering, şunları kaydetti: “Hıristiyanlar’ın mirası, hem arkeolojik kalıntılarda, hem Heybeliada Ruhban Okulu’nda, hem ekümenik patriğin kendisinde bulunur.”
“Ekümenik patrikhane olarak tanımlanmalı”
Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye Raportörü Camiel Eurlings, ‘’Patrikhane, kendisini ‘ekümenik patrikhane’ olarak tanımlayabilmelidir’’ dedi. Eurlings, şunları söyledi: ‘’Süreç çok açıktır. Türkiye’nin reformları daha fazla özgürlük yaratır. Bu, normal dini azınlıklar için de geçerlidir. Bu şu anlama gelmektedir; kendi kilisenize, kendi ibadethanelerinize sahip olabilmeniz ve Patrikhane’nin kendisini ‘ekümenik patrikhane’ olarak tanımlayabilmesi anlamına gelmektedir.’’ Türkiye’nin, AB ile birlikte çalışarak bu değişiklikleri sağlayacağını ifade eden Eurlings, ‘’Çünkü bu Avrupa için temel zorunluluktur. Herkes inançlarını yerine getirebilmelidir’’ diye konuştu. Eurlings, Türkiye’nin Ankara Anlaşması ek protokolünü imzalamakla, Kıbrıs Rum Kesimi’ni tanımış olduğunu da söyledi.
Cumhuriyet 15.10.2005
ATİNA'DAN İTİRAF
İstediklerini baskıyla yaptıracaklar
MURAT İLEM
ATİNA - Türkiye'nin 3 Ekim'de tarama süreci ile birlikte Avrupa Birliği (AB) ile müzakerelere başlayacağının kesinleşmesi Atina ile Lefkoşa'yı rahatlattı. Genelde çok fazla konuşmamasına rağmen, Yunanistan Dışişleri Bakanlığı'nın en güçlü ikinci adamı ve geleceğin dışişleri bakanı olarak görülen Bakan Yardımcısı Yannis Valinakis , bir gazeteye yaptığı açıklamalarda, ''3 Ekim tarihi bizim için, Yunanistan ve Kıbrıs sorunlarının lehimize çözülmesi yolunda bir milattır. Türkiye için geri sayım başladı'' dedi.
Türk-Yunan-Kıbrıs konularında Elefteros Tüpos gazetesinin sorularını yanıtlayan Valinakis, 3 Ekim'de Atina ve Lefkoşa'nın amaçlarına ulaştığını belirtti. Casus belli'nin (savaş nedeni) kaldırılması ve Kıbrıs Cumhuriyeti'nin tanınması konusunda önümüzdeki dönemde yeni gelişmeler beklediklerine dikkat çeken bakan yardımcısı, ''Önemli olan, 3 Ekim'de çerçeveyi değiştirerek Türkiye'nin Avrupa prototiplerine uyumunu denetleyecek baskıcı mekanizmaya yeni, belirli ve bağlayıcı parametreleri dahil etmeyi başarmış olmamızdır'' dedi.
Türkiye'de söylenenlerin aksine çerçeve belgesinde yer alan Yunan ve Rum tarafını ilgilendiren maddelerin hiçbirinin değiştirilmediğini belirten Dışişleri Bakan Yardımcısı, ''Türkiye'nin ne şekilde müzakere ettiğini iyi biliyoruz. Zaten bunun için bizi ilgilendiren konuların Avrupa metinlerinde yer alması ve de 'kilitlenmesi' için erken bir özen gösterdik. Türkiye, metinleri değiştirme ya da bazılarını değiştirme girişiminde bulununca, biz kırmızı hatlarımızı sadece çizmekle kalmadık, ısrar da ettik. Metinde bir tek imla işareti dahi değişmedi. Kıbrıs, Yunanistan'ın da desteğiyle, müzakere çerçeve belgesinin 7. maddesindeki olumlu düzenlemeyi tamamıyla korudu'' ifadesini kullandı.
http://www.cnnturk.com/TURKIYE/haber_detay.asp?PID=318&HID=1&haberID=134190
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bütün kurumlarını sindiren AB , şimdi de Türkiye’nin bağımsızlığı konusunda direnç göstermeye çalışan tek kurumu olarak kalan yargıyı hedef tahtasına koydu : Türkiye’yi 'Türkiye'de yargı reformlara direniyor'
21 Ekim, 2005 10:11:00 (TSİ)
İlerleme Raporu'nda yargının reformlara direndiği belirtiliyor
İLGİLİ HABERLER
AB Komisyonu'nun 9 kasımda açıklayacağı 'İlerleme Raporu'na ilişkin ilk bilgiler, Türkiye'de yargının reformlara direndiği yönünde.
Raporda TCK'nın 301 ve 305'inci maddelerine yoğun eleştiri getirildi ve bu maddelerde değişiklik yapılması istendi.
AB Komisyonu'nun İlerleme Raporu, müzakerelerin gidişatını yakından ilgilendiriyor. 9 kasımda açıklanacak raporda, yargının bir bölümünün reformlara karşı direndiği belirtilerek "bu durum, yapılan reformlara ciddi gölge düşürüyor" yorumu yapıldı.
Öngörüşler için üye ülkelere gönderilen raporda, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 'Türklüğü aşağılama' başlıklı 301'inci maddesi ile Kıbrıs'tan asker çekilmesi ya da Ermeni iddialarının propagandasının yapılmasının 'suça örnek gösterildiği' belirtildi.
Raporda 'Temel milli yararlara karşı hakaret' başlıklı 305'inci maddesinin de 'ifade ve düşünce özgürlüğünü kısıtladığı' belirtildi. Raporda buna örnek olarak Orhan Pamuk ve Hrant Dink'e açılan davalar gösterildi.
Raporda Alevilerle ilgili eleştiriler de var
AB raporunda ayrıca, din ve vicdan özgürlüğünün kısıtlandığına yönelik de geniş bir bölüm yer alıyor.
Ruhban Okulu'nun hala açılmaması, vakıflar sorunu, ülkedeki gayri müslümlere yönelik kısıtlamalar ve Alevilerle ilgili de eleştiriler bulunuyor. Alevilerin, Diyanet İşleri Başkanlığı'nda temsil edilmemeleri de raporda dikkat çekiyor.
Raporda yolsuzluğun mücadeleye rağmen bütün alanlarda sürdüğü, sistematik olmamakla birlikte işkencenin ve kötü muamele vakalarının devam ettiği belirtiliyor.
Özgürlük alanlarının genişletildiği belirtilen İlerleme Raporu'nda farklı kanunlardaki çeşitli maddelerin hala 'ifade özgürlüğünü kısıtlayacak şekilde yorumlandığı' belirtiliyor.
Savcıların şiddet içermeyen fikirlerini ifade edenlere karşı davalar açtığı, insan hakları savunucularının yargının tacizine uğradıkları savunuluyor.
Raporda 'Siyasi Partiler Kanunu'ndaki olumlu değişikliklere yer verilse de "yüzde 10'luk seçim barajı, halkın bir bölümünün iradesinin TBMM'ye yansımasını engelliyor" ifadesiyle söz konusu kanun eleştiriliyor.
Raporda köye dönüş konusunda ilerlemelere rağmen, bölgesel farklılıkların azaltılması, mahalli nüfusun ekonomik, sosyal ve kültürel ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik kapsamlı bir strateji olmadığı belirtiliyor.
İlerleme Raporu'nda "kadın ve erkek eşitliği prensibi güçlendirilse de pratikte kadına karşı şiddet, ciddi bir sorun olarak duruyor" ifadesine de yer veriliyor.
Türkiye müzakereleri 3 ekimde başladı
Türkiye ile AB arasındaki müzakereler 3 ekim tarihinde başladı. AB ile Türkiye arasında yürütülecek müzakerelerde yol haritasını oluşturan Çerçeve Belge üç bölümden oluşuyor. İlk bölümde müzakerelerin kuralları, ikinci bölümde özü, üçüncü bölümde ise prosedürü yer alıyor.
Müzakerelerin kurallarıyla ilgili bölümde, Türkiye'den beklentilerle birlikte, müzakerelerin ilerlemesi ve askıya alınmasına ilişkin koşullara geniş biçimde yer veriliyor.
Müzakerelerin başlangıç noktası da dün bilim ve araştırma alanında açılan tarama ile başladı.