Ekonomi21 Ekim 2005 00:00

Bankalar Kanunu Niçin Değiştiriliyor? Öztin Akgüç

Özel bankaların bazılarının personelleri için kurulmuş özel sandıkları var. Bu sandıkların da aktüeryal açıkları var. Açıkçası gelecekte sağlayacakları gelirler, yükümlülüklerini karşılamıyor. Bu açıkların kapatılmasını da ilgili bankalar taahhüt etmişler. Böylece bankaların üstünde önemli bir yük var. Özel sandıkların oluşan ve gelecekte oluşacak açıklarını kapatacaklar. İşte bu yük şimdi SSK'nin, dolayısıyla bütçenin üstüne yıkılarak, bankalar bir yükümlülükten daha kurtarılıyor.cialis sample coupon prescription card discount cialis manufacturer coupondiscount card prescription discount prescription coupons prescription drugs discount cardsoxcarbazepine dosage bilie.org oxcarbazepin

İroni yapmaya çalışayım, büyük bir reformu gerçekleştiriyoruz. Artık Bankalar Kanunu'muz yok. Bankacılık Kanunu'muz var: 5387 sayılı kanunun ismi ''Bankacılık Kanunu'' ... 4389 sayılı Bankalar Kanunu, geçici maddeler dışında, 25 madde içinde sıkıştırılmış toplanmış iken, yeni bankacılık yasamız 169 (geçiciler dışında) maddeden oluşuyor. Kanunun ismi değişiyor, madde sayısı değişiyor, maddelerin yeri, düzenleme şekli değişiyor, azımsanacak, küçümsenecek bir reform (!) değil bu.. 4389 sayılı yasadan önce 3182 sayılı Bankalar Kanunu geçici maddeler dışında 97 madde idi. Biz daha sonra bu 97 maddeyi, 25 maddeye sıkıştırdık. 5387 sayılı yasa ile düzenlemeleri yeniden 169 maddeye yayıyoruz. Maddeleri topluyoruz, yayıyoruz, düzenleme yerlerini, bazen ifade şekillerini, sözcükleri değiştiriyoruz. Maddeleri önce karıştırıyoruz, sonra yeniden farklı biçimde düzenliyoruz, bazen de karman çorman hale getiriyoruz. Bu değişiklikleri, reformu (!) niçin yapıyoruz?

Salt reform yaptık cakası için mi? Bu kadar da saf ve iyi niyetli olmayalım. Çok sayıda madde değişiyor, maddeler toplanıyor, bölünüyor ama aslında bir iki önemli madde değiştiriliyor, düzenleniyor. Diğer değişiklikler bir tür gözden saklama, işin garnitürü. Sadece birkaç madde değiştirilirse, dikkatler bu maddeler üstünde toplanacak, amaç anlaşılacak.

Bu köşede zaman zaman yineliyorum. 1999 yılında 3182 sayılı Bankalar Kanunu'nun yerine niçin reform alalamasıyla 4389 sayılı kanun çıkarıldı? Bankaları fon yönetimine alabilmek için... Bankalar fon yönetimine alınmadan doğrudan tasfiyeye tabi tutulsaydı, Hazine, fonun bir yerde devletin tasarruf mevduatına verdiği güvence nedeniyle 8-10 milyar USD kadar bir zarara uğrayacak iken, yasa değişikliği sonucu en iyi hesapla 40 milyar USD zarara uğradı.

Bence 5387 sayılı Bankacılık Kanunu'nun getirdiği en önemli değişiklik, değişikliğin can alıcı maddesi, Cumhurbaşkanımızın bir kez daha incelenmek üzere TBMM'ye gönderdiği, ama AKP'nin ısrarlı olduğu geçici 23'üncü madde. Anılan maddeyi anımsatayım:

 

''506 sayılı kanunun (SSK Kanunu'nun) geçici 20'nci maddesi kapsamındaki bankalar, sigorta ve reasürans şirketleri, ticaret odaları, sanayi odaları, borsalar veya bunların teşkil ettikleri birlikler personeli için kurulmuş bulunan sandıkların iştirakçileri ile malullük, yaşlılık ve ölüm sigortasından aylık veya gelir bağlanmış olanlar ile bunların hak sahipleri herhangi bir işleme gerek kalmaksızın bu maddenin yayımı tarihinden itibaren üç yıl içinde Sosyal Sigortalar Kurumu'na devredilerek 506 sayılı kanun kapsamına alınır. Devir tarihi itibarıyla sandık iştirakçileri 506 sayılı kanun kapsamında sigortalı sayılır.''

Görülüyor ki maddenin bankacılık faaliyetinin düzenlenmesi ve denetlenmesiyle yakından uzaktan ilişkisi yok. Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu'nda yapılabilecek bir değişiklik, Bankalar Kanunu'na yeni adıyla Bankacılık Kanunu'na sıkıştırılarak gözden kaçırılmaya çalışılmış. Peki niçin böyle bir yol seçilmiş? Gerçi gündemde sosyal güvenlik sistemi reformu var ama, bu daha kapsamlı, yasal sürecin tamamlanması zaman alacak. Bankaların alımı, satımı, birleşmeleri ise güncel. İşte çözüm, sosyal sigortalar mevzuatında yapılabilecek bir değişiklik bankacılık kanununa geçici madde olarak eklenmiş.

Özel bankaların bazılarının personelleri için kurulmuş özel sandıkları var. Bu sandıkların da aktüeryal açıkları var. Açıkçası gelecekte sağlayacakları gelirler, yükümlülüklerini karşılamıyor. Bu açıkların kapatılmasını da ilgili bankalar taahhüt etmişler. Böylece bankaların üstünde önemli bir yük var. Özel sandıkların oluşan ve gelecekte oluşacak açıklarını kapatacaklar. İşte bu yük şimdi SSK'nin, dolayısıyla bütçenin üstüne yıkılarak, bankalar bir yükümlülükten daha kurtarılıyor.

Gerçi maddede aktüeryal açıklara ilişkin bir peşin değer hesabı var. Belirlenen peşin değer, on beş yıldan fazla olmamak üzere, yıllık eşit taksitlerle her yıl için ayrı ayrı Hazine Müsteşarlığı'nca YTL cinsinden iskontolu ihraç edilen devlet iç borçlanma senetlerinin yıllık nominal faizi üzerine sandıklardan ve sandık iştirakçilerini istihdam eden kuruluşlardan tahsil edilir hükmü var ama, bunun tutar ve süre olarak SSK'ye binecek yükü tam karşılamayacağı da açık.

Akçalı her yasa değişikliğinde aman dikkat!.. Özel düzenlemelerle kimlere çıkar sağlanıyor.. bunları gözden kaçırmayalım...