Siyaset20 Ekim 2005 00:00

AKP'liler 6 ay önce Başbakan Erdoğan'la aynı sözü söyleyen Kılıçdaroğlu'na saldırmışlardı

Pazarlamaya alıştılar **AKP'liler, geçen nisanda torba yasanın görüşmelerinde "Elinizden gelse ülkeyi pazarlayacaksınız" diyen CHP'li Kılıçdaroğlu'nu kürsüde konuşturmamış, şimdi "Ülkeyi pazarlamakla mükellefim" diyen Başbakan Tayyip Erdoğan, Kılıçdaroğlu'nu mahkemeye vermekle tehdit etmiş, Şahin ise tepkisini, ''Ülkeyi pazarlayan, karşısında önce AKP grubu ve hükümetini bulur'' sözleriyle ifade etmişti. ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Başbakan Tayyip Erdoğan 'ın ''ülkemi pazarlamakla mükellefim'' sözlerine, 6 ay önce torba yasanın görüşmelerinde hükümeti ''Elinizden gelse ülkeyi pazarlayacaksınız'' sözleriyle eleştirdiği için AKP'lilerin konuşmasını engellemeye çalıştığı CHP İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu 'ndan tepki geldi. cialis coupons printable link discount prescription drug carddiscount drug coupons is-aber.net printable coupons for cialisnaproxennatrium zygonie.com naproxen kruidvatsymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cenasitagliptin phosphate and metformin hydrochloride read sitagliptin phosphate side effectsrenovation vejle renovation skive renova

Genel kuruldaki bu konuşması nedeniyle Başbakan Erdoğan'ın kendisini mahkemeye vermekle tehdit ettiğine işaret eden Kılıçdaroğlu, ''Gönül isterdi ki AKP'liler bugün bana gösterdikleri tepkinin bir bölümünü de şimdi Başbakan'a göstersinler'' dedi.

CHP İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdoğlu, geçen nisan ayında torba yasanın Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından iade edilen maddesi üzerindeki konuşmasında, özelleştirme politikalarını eleştirirken AKP hükümetinin ''elinden gelse ülkeyi pazarlayacağını'' söylemiş, bunun üzerine AKP'liler tepki göstererek uzun süre genel kurulun çalışmasını engellemeye çalışmıştı.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin kürsüye çıkarak Kılıçdaroğlu'nun bu sözlerinin ''bedelini ödeyeceğini'' söylerken ülkeyi pazarlayanların karşısında önce AKP grubu ve hükümetini bulacağını söylemiş, ilk grup toplantısında da Başbakan Erdoğan Kılıçdaroğlu'yla mahkemede hesaplaşacağını ifade etmişti.

Kılıçdaroğlu, AKP'lilerin 6 ay önce yaptığı konuşmadan büyük rahatsızlık duyduğuna işaret ederek şu görüşleri dile getirdi:

''Hatta Sayın Başbakan, AKP grubunda yaptığı konuşmada da dava açacağını söylemişti. Şimdi aynı olay Başbakan tarafından dile getiriliyor. Gönül isterdi ki AKP'liler bana gösterdiği tepkinin bir bölümünü Başbakan'a göstersinler. Daha acı olanı ise Mehmet Kutman 'ın bu konudaki tespiti. Mehmet Kutman 20 Eylül 2005 günü bir gazetede yer alan röportajında 'Bugün gerek politikacılarımız, gerekse bürokratlarımızı, Türkiye'yi pazarlamak için ciddi uğraş içindeler' demişti. Mehmet Kutman'a da hiçbir AKP'li tepki göstermedi.''

Erdoğan CEO'luğa soyundu

CHP Grup Başkanvekili Haluk Koç da TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, Erdoğan'ın Türkiye'yi bir ''şirket gibi görüp CEO'luğa (genel direktör) soyunduğunu'' söyledi. Koç, ''Sayın Başbakan sen padişah değilsin, şeyhülislam değilsin, sadrazam değilsin. Laik, demokratik Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı'sın'' dedi.

Erdoğan'ın yeni misyonunu ''pazarlamacılık'' olarak açıkladığına işaret eden Koç, ''Yapılanlar ve yaşananlar basit bir pazarlama olayı değildir. Gizli kapaklı görüşmeler, olaylarda pazarlamacılığın yanında komisyonculuğun da bulunabileceği kuşkusunu doğuruyor. Karanlık pazarlama yöntemleri ile ihalesiz, kuralsız, sana şurayı veriyorum, şöyle ödersin, şu zamanda ödersin mantığı ile hareket edersen adama sorarlar nereyi nasıl, kime, ne şekilde veriyorsun'' diye konuştu. Formun Üstü

 

TBMM TUTANAKLARI

AKP'li vekiller pazarlamayı hazmedememişti

CHP İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdoğlu 'nun, torba yasanın görüşmelerinde TBMM Genel Kurulu'nda 21 Nisan 2005'te yaptığı konuşmada, ''ülkeyi pazarlama'' tartışması, tutanaklara özetle şöyle yansıdı:

KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Biz, Turkcell'in, Erdemir'in yabancılara satılmasına karşıyız... Kendi ulusal özel sektörünüze dahi sahip çıkmıyorsunuz siz; çünkü, sizin özelleştirme mantığınızda şu var: Sat, kurtul, elinden kurtar. Siz, elinizden gelse, neredeyse ülkeyi bile pazarlayacaksınız. (AKP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler.)

NURETTİN AKTAŞ (AKP) - İn oradan! İndir Başkan oradan! Utanmıyor musunuz bunu söylemeye! Ayıptır sana!

AHMET IŞIK (AKP) - Sayın Başkan, lafını geri alsın!

NURETTİN AKTAŞ - Lafını geri alsın!

BAŞKAN - Yerinize oturun arkadaşlar...

AHMET YENİ (AKP) - Sayın Kılıçdaroğlu, yakışıyor mu sana? Sen bürokratlık yapmış bir insansın. Yazıklar olsun sana! Meclis'in mehabetini bozuyorsun.

ASIM AYKAN (AKP) - Genel müdürlük yaptın; ayıp yahu!

BAŞKAN - Değerli arkadaşlarım, eğer sükûneti sağlayamazsak, konulara açıklık getiremeyiz.

(AKP sıralarından gürültüler...)

AHMET YENİ (Samsun) - İşinize geliyor değil mi? Siz de onu müdafaa ediyorsunuz değil mi? Müdafaa ediyorsunuz o sözleri. (AKP ve CHP sıralarından gürültüler, kürsü önünde toplanmalar...)

BAŞKAN -Birleşime 10 dakika ara veriyorum.

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - Öncelikle, tepkiyi gösteren bütün arkadaşlara teşekkür ediyorum...

(AKP sıralarından 'Özür dilesin, insin' sesleri)

KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla) - (...)Çünkü bu parlamentoda görev yapan her parlamenterin görevi, Türkiye Cumhuriyeti'ni yükseltmek, onu, onurlu bir devlet kişiliğinde korumaktır.

(...) Elbette ki, yabancı sermaye Türkiye'ye gelmeli, bütün ülkelere geldiği gibi elbette ki, yabancı sermaye burada yatırım yapmalı; ama ulusal değerlerini pazarlama şeklinde olmamalı bu. Değerli arkadaşlarım, bakın, emperyalizm, artık, bir ülkeye ordularıyla gitmiyor. (AKP sıralarından 'Bırak masal okumayı' sesleri, gürültüler...) Daha kısa söyleyeyim Sayın Başkanım. Eğer bir ülkenin alüminyum tesislerini, finans kesimini, petrokimya tesislerini, televizyonlarını, demir-çelik sanayiini, Telekom'u, Turkcell'i... Söyler misiniz, bunları yabancılara satan bir ülkeye ne ad verilir?

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı MEHMET ALİ ŞAHİN - (...) Hazır, huzurunuza çıkmışken Sayın Kılıçdaroğlu'nun, tabii, o talihsiz beyanı karşısında kendi adına üzüldüm. Bu söz aslında bizi değil, kendisini mahkûm etmiştir. Ancak bu, sözün mutlaka tabii ki bir bedeli var. Bu bedeli yargı önünde mutlaka ödeyecektir. (AKP sıralarından alkışlar...) Bakın, bu ülkenin bir karış toprağını pazarlayan, satan, pazarlamaya kalkışan, satmaya kalkışan önce bizi karşısında bulur, önce AKP grubunu, AKP hükümetini bulur!