Tantan: Milli uyanışı kimsenin durdurmaya gücü YETMEYECEKTİR!
Milli uyanış başladıSadettin Tantan, ABD askerlerinin, Irak'ın Süleymaniye kentinde Türk askerlerinin başına çuval geçirmesinin, 'ulusal bilincin' uyanması açısından da yararlı olduğunu söyledi. Bu olayın Cumhuriyet döneminin dönüm noktalarından biri olduğunu kaydeden Tantan, 'Kimse bunu içine sindiremez. ABD'nin bir müttefik olmadığını, bunun bir aldatmaca olduğunu halk bu olayla daha net gördü. Kerkük'te resmi kayıtlar yağmalandı, ABD seyirci kaldı. Seçimler yapılırken bölgeye Kürtler bizzat onların kontrolünde yerleştirildi. Seçimlerde hile yapıldı, ABD seyirci kaldı. Türk insanı artık ABD'nin ne bir stratejik ortak ne de bir müttefik olduğunu düşünüyor. Çuval olayından sonra milli uyanış başladı. Bunu da kimsenin durdurmaya gücü yetmeyecektir' dedi.Sapma 80'lerde başladıSadettin Tantan, 1980'li yıllardan sonra ulusal sermayenin yabancılaştırılmaya başlandığını kaydetti. Milli politikalarda çözülmelerin o yıllarda başladığını ifade eden Tantan 'Türkiye'nin uyguladığı milli politikalarda sapma oldu
Bunun bir sonucu olarak meşruiyetinden şüphe edilen Irak'taki seçimlerde Türkiye'nin gözlemci dahi bulunduramadığını kaydeden Sadettin Tantan, 'ABD'nin bütün planlarına, Kürt gruplarının hareketlerine rağmen Türkiye milli duruşu olmadığı için sadece seyirci kaldı' dedi
İçişleri eski Bakanı ve Yurt Partisi Genel Başkanı Sadettin Tantan, ABD'nin Irak'ta yaşayanlar arasında 'ayrıştırma projesi'nin bir ayağı olarak Şii, Sünni, Arap, Kürt, Türkmen gibi kavramlarla hareket ettiğini ve bunu da başardığını söyledi. Türkiye'nin bölgeyle ilgili milli politikasının sadece orada yaşayan 'Türkmen' nüfusla ilgili olmaması gerektiğini belirten Tantan, şunları söyledi:
'Musul ve Kerkük bizim Misak-ı Milli sınırlarımız içindedir. Türkiye Irak'ta işgale karşı çıkan Arap, Kürt, Türk bütün herkesi kucaklayacak politikaları ortaya koymalı. Sadece Türkler'le alakalı politika ve söylemler Türkiye'nin bölgeye dar açıdan baktığını gösterir. Yani bu bölge Türkiye'nin Ortadoğu ve Hazar bölgesine yönelik politikalarının stratejik merkezini oluştururken sadece Türk nüfusunu ayrıştırırak hareket etmek doğru değil. Bölgede Türkler yaşamasaydı biz oralarla ilgilenmeyecek miydik? Irak seçimleriyle, Irak'la bir bütün olarak Türkiye tavrını ve fikrini ortaya koyamadığı için Kuzey Irak'ta yaşananlardan sonra söylediği sözler de ciddiye alınmıyor. Türkiye'nin milli politikası, Musul'da Kerkük'te Türk yaşasın yaşamasın gücünü ortaya koyacak şekilde belirlenmeli.'
Bataklığa çekmek istiyorlar
Sadettin Tantan, Türkiye'nin, muhtemel tehlikeleri önlemek için Kerkük'e veya Irak'a askeri müdahalesinin, bugün gelinen aşamada çok zor olduğunu söyledi. Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un geçen haftaki sert çıkışını değerlendiren Tantan, Irak'a yönelik müdahaleye ilişkin görüşlerini şöyle açıkladı: 'Türk halkının milli kimlik altında bütünleşmediği sürece ordunun müdahalesinin etkisi olamaz. Türkiye'nin iç dinamikleri güçlendirilmeden müdahale edildiği zaman büyük sıkıntılar yaşarız. Türkiye kendi kendisini aldatmasın. Türk askerinin kafasına çuval geçirilmesindeki tepkisizliğiyle bölgesindeki güç refleksini kaybetti. Türkiye, Kerkük merkezli olarak Kuzey Irak'ta olan bitene seyirci kalamaz. 1926 yılında Milletler Cemiyeti tarafından elimizden alınan hak açısından baktığımızda orada söz hakkımızı doğuran fiili bir durum ortaya çıktı. Çünkü artık Irak'ta yönetim de ülke de değişti. Irak'ın bütünlüğünün bozulması durumunda ki şu anda ilan edilmese de fiilen bir Kürt devleti bulunuyor, Türkiye buna seyirci kalamaz. Kerkük ve Musul'da geçmişten gelen hakkımızı korumaya yönelik hareket içine girmeliyiz. Türkiye'nin de masada söz hakkı vardır. Silahlı müdahale bölgedeki en son tercih olmalı. Çünkü Türkiye'nin beslediği ve yetiştirdiği unsurlar Türkiye'yi tahrik ediyor. Bataklığa çekmek istiyorlar. Bu da onların fikri değil aslında. ABD'nin ve küresel gücün fikri. Bataklığa çekilen Türkiye daha da güçsüz ve parçalanmış hale getirilmek isteniyor. Türkiye buna aldanmamalı. Türkiye güçlü bir ülkedir. İstediği takdirde bölgeyi kendi hakimiyeti altına alabilecek gücü vardır. Ulusal güvenlik strateji belgesini yeniden yazarak kendi halkını bilinçlendirerek, kendi kültürel etkisi altındaki halkları da etkileyebilir.'
Milli uyanış başladı
Sadettin Tantan, ABD askerlerinin, Irak'ın Süleymaniye kentinde Türk askerlerinin başına çuval geçirmesinin, 'ulusal bilincin' uyanması açısından da yararlı olduğunu söyledi. Bu olayın Cumhuriyet döneminin dönüm noktalarından biri olduğunu kaydeden Tantan, 'Kimse bunu içine sindiremez. ABD'nin bir müttefik olmadığını, bunun bir aldatmaca olduğunu halk bu olayla daha net gördü. Kerkük'te resmi kayıtlar yağmalandı, ABD seyirci kaldı. Seçimler yapılırken bölgeye Kürtler bizzat onların kontrolünde yerleştirildi. Seçimlerde hile yapıldı, ABD seyirci kaldı. Türk insanı artık ABD'nin ne bir stratejik ortak ne de bir müttefik olduğunu düşünüyor. Çuval olayından sonra milli uyanış başladı. Bunu da kimsenin durdurmaya gücü yetmeyecektir' dedi.
Sapma 80'lerde başladı
Sadettin Tantan, 1980'li yıllardan sonra ulusal sermayenin yabancılaştırılmaya başlandığını kaydetti. Milli politikalarda çözülmelerin o yıllarda başladığını ifade eden Tantan 'Türkiye'nin uyguladığı milli politikalarda sapma oldu. Kimliksiz sermaye, kimliksiz bir iktidarı getirdi. Türkiye'de vatandaş ve iktidar arasında güvensizlik hakim. Bunlar bir tesadüf değil. Bir projenin uygulamaya sokulmasıdır. Türk toplumunun vazgeçilmez değerleri çökertiliyor. Milli mücadele dönemiyle, Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemine yaşananlara bakıldığında tarihin tekerrür ettiğini görüyoruz' dedi.
Tezkere geçseydi Türkiye işgal edilirdi
Sadettin Tantan, bazı kesimlerin, Irak ve Kerkük'te, Türkiye'nin tepkisini çeken gelişmelerin, 1 Mart Tezkeresi'nin, TBMM'den geçmemesine bağladıklarını kaydetti. Bu yaklaşımın doğru olmadığını belirten Tantan, Türkiye'nin büyük bir tehlikenin eşiğinden döndüğünü şu ifadelerle anlattı: 'Kimilerinin görüşüne göre; '1 Mart Tezkeresi geçseydi Türk askeri 50-60 kilometre Kuzey Irak'a girerek tampon oluşturacaktı. Dolayısıyla Kürt grupları bu kadar rahat hareket edemeyecek, ABD bölgede müttefik olarak Kürtleri seçmeyecek, Türkiye ile hareket edecekti. Kürt devletinin kurulmasının önü de kesilmiş olacaktı...' Oysa, tezkere geçseydi ABD Türkiye'yi resmen işgal edecekti. 120 bin asker ülkenin dört bir yanında yerleşecek, belirlenen limanlar, üsler ABD'nin belki de yıllarca tıpkı Çekiç Güç'te olduğu gibi ülkemizde kalmasına neden olacaktı. Ayrıca Kuzey Irak'ta Kürt devleti kurulmasını ABD istiyorsa siz tezkereyi kabul etmiş olsanız dahi bu isteğini yapmak için çalışacaktı.'
Plan CHP'yi de içine aldı