Ekonomi19 Ekim 2005 00:00

Türkiye'nin Borçları Azalıyor mu? - ÖZTİN AKGÜÇ

Buna karşı şöyle bir sinsi, bazı yorumcuların da desteği ile şöyle bir söylenti ya da propaganda yürütülüyor: ''Kamu mallarını satıyor, özelleştirme yapıyoruz; faiz dışı fazla için kamu harcamalarını kısıyoruz, ama geçmiş iktidarların bıraktığı borçları ödüyoruz. Borç ödemek için bunları yapıyoruz.'' Devletin iç ve dış borç stokuna ilişkin rakamları izlemeyen, faiz dışı fazlanın anlamını pek bilmeyen, belki de bütçe fazlası gibi algılayan ya da algılatılan kesimin kafasında en azından bir soru işareti doğuyor. ''Gerçekten borç ödemek için mi yapılıyor?'' new prescription coupons free prescription cards discount online cialis couponsrenovation vejle link renova

Halkımızın azımsanmayacak, AKP tabanının da en azından bir bölümünün özelleştirme adı altında önemli kamu varlıklarının yerli ve/veya yabancılara satışına karşı tepkisi var. Çizilen ekonomik başarı tablosuna karşın ekonomik sıkıntılar sürüyor. İşsiz sayısında artış, tüketici kredilerinde, kredi kartlarında yaşanan sorunlar, protesto edilen senetler, bazı alt sektörlerin kârlarında azalış, genel yakınmalar dışında, yaşanan sıkıntıların somut kanıtlarını oluşturuyor. Buna karşı şöyle bir sinsi, bazı yorumcuların da desteği ile şöyle bir söylenti ya da propaganda yürütülüyor: ''Kamu mallarını satıyor, özelleştirme yapıyoruz; faiz dışı fazla için kamu harcamalarını kısıyoruz, ama geçmiş iktidarların bıraktığı borçları ödüyoruz. Borç ödemek için bunları yapıyoruz.'' Devletin iç ve dış borç stokuna ilişkin rakamları izlemeyen, faiz dışı fazlanın anlamını pek bilmeyen, belki de bütçe fazlası gibi algılayan ya da algılatılan kesimin kafasında en azından bir soru işareti doğuyor. ''Gerçekten borç ödemek için mi yapılıyor?''

 

Elimizde Haziran 2005 sonu itibarıyla dış borç stoku, Ağustos 2005 sonu itibarıyla de iç borç stoku rakamları var. Aşağıda açıklandığı gibi, Türkiye'nin salt tutar olarak borç stokunda azalış değil, 2005 yılında yukarıdaki tarihler itibarıyla artış görülmektedir.

 

Dış borç stoku Haziran 2005 sonu itibarıyla 161.8 milyar USD olup, Mart 2005 sonuna göre, 1.9 milyar USD artış göstermektedir.

 

Resmi verilere göre 2004 yılı sonunda 161.806 milyon USD olan dış borç stoku Mart 2005 sonu itibarıyla 159.960 milyon USD'ye geriledikten sonra Haziran 2005 sonu itibarıyla yeniden 161.820 milyon USD'ye yükselmiştir.

 

Türkiye'nin tüm dış borçları USD cinsinden olmadığından, kur değişmeleri Türkiye'nin dış borç stokunu etkilemektedir. Türkiye'nin dış borç stokunun döviz cinsinden yapısı, bileşimi, kompozisyonu incelendiğinde, Haziran 2005 sonu itibarıyla yüzde 54.4'ünün USD, yüzde 31.0'inin Avro, yüzde 11.0'inin de IMF'de özel çekiş hakkından (SDR-Special Drawing Right) oluştuğu görülür. Diğer para cinsinden olan borçlar, en önemlisi o da yüzde 1.9 oranında JPY (Japon Yeni) olmak üzere, önemsizdir. USD'nin, diğer paralar, özellikle Avro ve SDR'ye karşı değer kazanması ya da yitirmesi, Türkiye'nin dış borç stokunu etkilemektedir. Yılın ilk yarısında USD'nin Avro ve SDR'ye karşı değer kazanması, kur farkı yaratmış, kur farkı dış borç stokunda 7.8 milyar olarak hesaplanan azalışa yol açmıştır. Kur farkı olmasa, cari işlemler açığı veren Türkiye'nin dış borcu 170 milyar USD dolayına ulaşacaktı.

 

Denilebilir ki borcun tutarı değil, borcun GSMH'ye (gayri safi milli hasıla) oranı daha anlamlıdır. Bu açıdan bakıldığında, Türkiye'nin 2005 yılı için GSMH hedefinin 353 milyar USD olmasına göre, Dış Borç Stoku/GSMH oranı yüzde 50.0 olmakta, 2004 yılı sonuna göre bir ölçüde de olsa düşüş göstermektedir. Ancak yıl sonuna değin dış borç stokunun artması, USD'nin, Avro ve SDR'ye karşı değer kazanmasının durması halinde, Dış Borç/GSMH oranı yeniden yüzde 50'yi aşacaktır.

 

İç borç stoku da yılın ilk sekiz ayında yaklaşık 15 milyon YTL (katrilyon TL) artmıştır.

2004 yılı sonunda 224.483 milyon YTL olan iç borç stoku Ağustos 2005 sonu itibarıyla 239.517 milyon YTL'ye yükselmiş 15.034 milyon YTL artış göstermiştir. Bütçe açığı sürdüğü sürece borç stokunun azalması olanaklı değildir. Faiz dışı fazla, faiz giderlerinin tümünü karşılayamadığı sürece, borçlanma sürecektir.

 

Varlık satarak borç ödemek, sağlıklı uzun süreli bir yol değildir. Geçici, palyatif bir önlem değildir. Kaldı ki AKP döneminde borç ödemek bir yana, iç ve dış borç stoku sürekli artmaktadır. Gerçekten borç stokunu azaltmak istiyorsak, bütçe ve cari ödemeler açıklarını gidermek zorundayız.

 

Bu açıklar sürdüğü sürece ''özelleştirme yaparak borç ödüyoruz'' tümcesi sadece aldatıcı slogan olarak kalır.