Ekonomi18 Ekim 2005 00:00
“Buğday ekmeyin koyun gütmeyin!” - Arslan Bulut
Konya ovasında toprağı bulunan bir arkadaşım var. Geçtiğimiz günlerde devlet yetkililerinden ne kadar buğday ekeceklerine dair “talimat” gelmiş. Onlara da yani hükümete de talimatı “Dünya Ticaret Örgütü” veriyor. Türkiye’nin buğday üretimi sınırlandırılıyor! Hayvan sayısı da her geçen gün azalıyor. Kuş gribini de bunun üzerine eklerseniz tablo tamam oluyor! Çiftçi arkadaşım, “Ben mecburen buğday yerine başka bir ürün ekeceğim ama eminim ki Türkiye aç bırakılmak isteniyor” diyor. AKP ise, çiftçiye ne kadar doğrudan gelir desteği verildiğine dair propaganda kitapçıkları bastırmış, dağıtıyor!
Bakalım uzmanlar konu hakkında ne düşünüyor?
Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Saltık, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nde düzenlenen “Emperyalizm Türkiye’den Ne İstiyor” konulu konferansta, yeteri kadar tarım arazisi bulunan Türkiye’nin üç yıldır, buğday dahil tarım ürünlerini satın almak zorunda kaldığını hatırlattı.
Saltık, “Türkiye’de tarım ve hayvancılık çökertiliyor. 1980’de 48.6 milyon olan koyun sayısı 25 yıl sonra 25.5’e düştü. 1965’te 13 milyon olan inek sayısı 40 yıl sonra 9.5 milyona düştü. Önlem alınmadığı takdirde 3-5 yıl sonra Türkiye’de açlık tehlikesi baş gösterecektir. Tarım ve hayvancılık yapmasına izin verilmeyen Türkiye’ye küresel işbölümünde çevresel maliyetlerinin yüksekliği nedeniyle otomotiv, tekstil ve çimento gibi alanlarda üretim yapmasına izin verildi. Türkiye’nin madenleri de yeteri kadar değerlendirilmiyor. Türkiye’nin ulusal bir madencilik politikasına ihtiyacı var” dedi.
Prof. Dr. Saltık, iç ve dış borcun son 3 yılda 100 milyar dolar arttığını, Türkiye’nin dünyanın en borçlu 3.ülkesi konumuna geldiğini belirtti.
***
Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Gökhan Günaydın’ın bildirdiğine göre Şubat ayında bizzat Tayyip Erdoğan “1000 ya da 2000 ilave tarım danışmanı alınacağı”nı kamuoyuna duyurmuştu. Konu ile ilgili hiçbir gelişme olmamış!
Günaydın, Türk tarımının AB’ye uyumu için yılda 20 milyar Avro gerektiğini belirterek, bu kaynağın aktarılması konusunda AB’nin ve hükümetin hiçbir planı bulunmadığını bildirdi.
Günaydın’a göre sürecin sonunda, Türkiye yalnızca yaş meyve ve sebze, fındık, koyun eti ve bakliyat alt sektörlerinde AB ülkeleri ile rekabet edebilecek, diğer alanlarda ise AB tarımsal ürünleri, Türkiye pazarını dolduracak.
***
Ziraat Mühendisleri Odası Gaziantep Şube Başkanı Karaca Bozgeyik de AB ile müzakere sürecinde özellikle tarımsal nüfusun azaltılmasının isteneceğine dikkat çekti ve “Nüfusunun yüzde 35’i tarım nüfusu olan Türkiye’nin, bu nüfusu yüzde 15’e düşürmesi söz konusu. Bu oran, 7 milyon insan anlamına geliyor. Bu insanları aileleri ile birlikte ya belli bir alana hapsedeceğiz ya da kentlere yerleştireceğiz. Bu da, tarımdan kopan nüfusun kentlerde yoğunlaşacağı anlamına geliyor. Buna bir çözüm bulunması gerekir” diye bir açıklama yaptı!
Boygeyik, “Küçük işletmelerin AB ülkelerindeki çiftçiler ile rekabet etmesi kolay değil. Türk çiftçisi, ürettiği ürüne pazar bulmakta zorlanacak. Türkiye’de küçük çiftçiyi kollayacak, koruyacak bir yapı henüz yok. Hükümetler değiştiğinde değişmeyen bir tarım politikasına ihtiyacımız var. Tarımda kaybetmiş ülkeler geleceklerini de kaybeder’’ dedi.
***
Ege Üniversitesi Tarımsal Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Tayfun Özkaya da “AB, 40 yıldır tarıma yönelik yeni uygulamalar geliştiriyor. Çiftçisini destekliyor. Ancak bizde böyle bir şey yok” dedi.
Özkaya, “Çiftçilerimize verilen Doğrudan Gelir Desteği, bir fayda sağlamadı. Büyük çiftçiler belki biraz kar ettiler ama onların da önüne bir çok bürokratik engel kondu. Tarlasını işletemeyen çiftçi, kentlere göç etti ve yeterli istihdam sağlanamadı. Ülkece tarımsal yapı birliğine gitmemiz gerekiyor. Tarımsal kooperatifler kurarsak, sorunların üstesinden gelebiliriz. Köylülerin ciddi bir motivasyona ihtiyacı var. Ulusal bir tarım politikası geliştirilmezse, çöküş kaçınılmazdır” diye uyardı.
Türkiye’yi pazarladığını söyleyen başbakan, bu uyarıları duyar mı sizce?
Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Saltık, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nde düzenlenen “Emperyalizm Türkiye’den Ne İstiyor” konulu konferansta, yeteri kadar tarım arazisi bulunan Türkiye’nin üç yıldır, buğday dahil tarım ürünlerini satın almak zorunda kaldığını hatırlattı.
Saltık, “Türkiye’de tarım ve hayvancılık çökertiliyor. 1980’de 48.6 milyon olan koyun sayısı 25 yıl sonra 25.5’e düştü. 1965’te 13 milyon olan inek sayısı 40 yıl sonra 9.5 milyona düştü. Önlem alınmadığı takdirde 3-5 yıl sonra Türkiye’de açlık tehlikesi baş gösterecektir. Tarım ve hayvancılık yapmasına izin verilmeyen Türkiye’ye küresel işbölümünde çevresel maliyetlerinin yüksekliği nedeniyle otomotiv, tekstil ve çimento gibi alanlarda üretim yapmasına izin verildi. Türkiye’nin madenleri de yeteri kadar değerlendirilmiyor. Türkiye’nin ulusal bir madencilik politikasına ihtiyacı var” dedi.
Prof. Dr. Saltık, iç ve dış borcun son 3 yılda 100 milyar dolar arttığını, Türkiye’nin dünyanın en borçlu 3.ülkesi konumuna geldiğini belirtti.
***
Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Gökhan Günaydın’ın bildirdiğine göre Şubat ayında bizzat Tayyip Erdoğan “1000 ya da 2000 ilave tarım danışmanı alınacağı”nı kamuoyuna duyurmuştu. Konu ile ilgili hiçbir gelişme olmamış!
Günaydın, Türk tarımının AB’ye uyumu için yılda 20 milyar Avro gerektiğini belirterek, bu kaynağın aktarılması konusunda AB’nin ve hükümetin hiçbir planı bulunmadığını bildirdi.
Günaydın’a göre sürecin sonunda, Türkiye yalnızca yaş meyve ve sebze, fındık, koyun eti ve bakliyat alt sektörlerinde AB ülkeleri ile rekabet edebilecek, diğer alanlarda ise AB tarımsal ürünleri, Türkiye pazarını dolduracak.
***
Ziraat Mühendisleri Odası Gaziantep Şube Başkanı Karaca Bozgeyik de AB ile müzakere sürecinde özellikle tarımsal nüfusun azaltılmasının isteneceğine dikkat çekti ve “Nüfusunun yüzde 35’i tarım nüfusu olan Türkiye’nin, bu nüfusu yüzde 15’e düşürmesi söz konusu. Bu oran, 7 milyon insan anlamına geliyor. Bu insanları aileleri ile birlikte ya belli bir alana hapsedeceğiz ya da kentlere yerleştireceğiz. Bu da, tarımdan kopan nüfusun kentlerde yoğunlaşacağı anlamına geliyor. Buna bir çözüm bulunması gerekir” diye bir açıklama yaptı!
Boygeyik, “Küçük işletmelerin AB ülkelerindeki çiftçiler ile rekabet etmesi kolay değil. Türk çiftçisi, ürettiği ürüne pazar bulmakta zorlanacak. Türkiye’de küçük çiftçiyi kollayacak, koruyacak bir yapı henüz yok. Hükümetler değiştiğinde değişmeyen bir tarım politikasına ihtiyacımız var. Tarımda kaybetmiş ülkeler geleceklerini de kaybeder’’ dedi.
***
Ege Üniversitesi Tarımsal Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Tayfun Özkaya da “AB, 40 yıldır tarıma yönelik yeni uygulamalar geliştiriyor. Çiftçisini destekliyor. Ancak bizde böyle bir şey yok” dedi.
Özkaya, “Çiftçilerimize verilen Doğrudan Gelir Desteği, bir fayda sağlamadı. Büyük çiftçiler belki biraz kar ettiler ama onların da önüne bir çok bürokratik engel kondu. Tarlasını işletemeyen çiftçi, kentlere göç etti ve yeterli istihdam sağlanamadı. Ülkece tarımsal yapı birliğine gitmemiz gerekiyor. Tarımsal kooperatifler kurarsak, sorunların üstesinden gelebiliriz. Köylülerin ciddi bir motivasyona ihtiyacı var. Ulusal bir tarım politikası geliştirilmezse, çöküş kaçınılmazdır” diye uyardı.
Türkiye’yi pazarladığını söyleyen başbakan, bu uyarıları duyar mı sizce?