Siyaset18 Ekim 2005 00:00

Gaflet ve ... Uluç GÜRKAN

Böylesi bir vurdumduymazlık nasıl olur, inanmak gerçekten güç.. NATO Parlamenter Asamblesi, Ermenistan’ın başkenti Erivan’da ‘soykırım’ konulu bir seminer düzenliyor. Türkiye ise oralı olmuyor, ‘gaflet’ içinde bu olayı seyrediyor. Oysa Türkiye, istese bu semineri kolaylıkla önleyebilirdi. NATO’da bunu yapacak gücü ve ağırlığa fazlasıyla var. Türkiye’nin gücü, örgütteki askeri ağırlığından kaynaklanıyor. Örgütün siyasal ve parlamenter yapıları da bundan etkileniyor. cialis sample coupon cialis manufacturer coupon 2016 cialis manufacturer coupondiscount card prescription discount prescription coupons prescription drugs discount cards

Türkiye NATO Parlamenter Asamblesi’nde bu sayede, uzun yıllardan beri Başkanlık Divanı’nda da temsil ediliyor. Bugün de, Türk Grubu Başkanı AKP’li Vahit Erdem Asamble’de ‘Başkan Yardımcısı’ olarak görev yapıyor.

Bu önemli.. Çünkü, NATO Parlamenter Asamblesi’nin her yıl geleneksel olarak üç ayrı ülkede yaptığı seminerlerin hangi ülkelerde ve hangi konuda yapılacağı bir yıl öncesinden Başkanlık Divanı’nda kararlaştırılıyor. Ancak Türk Başkan Yardımcısı Vahit Erdem, geçen yılki ilgili toplantıda ‘Ermenistan’da soykırım konulu bir seminer yapılmasına’ her nedense itiraz etmiyor.

Son derece haklı gerekçeleri olmasına rağmen yapmıyor bunu. Türkiye’yi hedef alan Ermeni soykırımı iddiasının, iddia sahibi Ermenistan’da tartışılmasının yanlışlığını belirtmiyor. Ötesinde, Ermenistan Anayasası’nda bu iddiaya dayanarak Türkiye’den toprak talebine yer verildiğini, bu durumda NATO Antlaşması’na göre Türkiye’nin toprak bütünlüğünün güvencesi olması gereken örgütün, seminer düzenirlerse, NATO üyesi olmayan bir ülkenin Türkiye’den toprak talebine arka çıkmış olacağını tartışmaya açmıyor.

Seminer gafleti bununla da kalmıyor. NATO seminere konuşmacı olarak, Türkiye’den Sabancı Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Halil Berktay’ı çağırıyor. Halil Berktay da burada yaptığı konuşmada, ‘1915’te Osmanlı yönetiminin Ermenileri yok etme politikası izlediği, bu olayın BM’nin 1948 tarihli soykırım tanımına uyduğu’ biçimindeki bilinen tarih çarpıtmalarını yineliyor ve sorunu çözmek için ‘tarihçilerden oluşacak bir karma komisyonun, her ülkenin diğerinin katılımcısını belirleme şartıyla kabul edilmesini’’ istiyor.

Öyle ya, herkes aptal, bir tek akıllı Halil Berktay.. Ermeniler kendisi ve saz arkadaşlarını Türkiye’nin katılımcısı olarak belirleyecek, Türkiye ise objektif olabilecek bir Ermeni tarihçi bulamayacak..

***

Seminer böylece yapılıp bitiyor. NATO Parlamenterler Asamblesi Genel Sekreteri Simon Lunn, Vahit Erdem’i arayıp ‘’Bu toplantının yankıları sizde nasıl oldu?’’ diye adeta dalgasını geçiyor.

Vahit Erdem bunun üzerine telaşlanıyor, TBMM’nde bir basın toplantısı düzenleyerek NATO’nun seminere Berktay’ı çağırdığını bilmediğini söylüyor ve ‘Bilsek biz de Türk tezini savunacak birini gönderirdik’ diyor. Ancak bir soru üzerine, seminere Türk Grubu’ndan kimsenin katılmamasını, ‘’Ermenistan ile diplomatik ilişkilerin olmaması, ulaşım zorluğu ve güvensizliği ile yüksek maliyeti’’ nedenleriyle TBMM Başkanlığı’nın görevlendirme yapmadığı gerekçesiyle açıklıyor.

Hangisi doğru bilemeyiz. Ancak, ‘Berktay’ı bilmiyorduk’ mazeretinin inandırıcı olmadığını söyleyebiliriz. Çünkü, seminer davetiyesinde katılımcıların kim olduğu herhalde yazılıydı. Yazılı değildiyse de, Türk Grubu’nun madem bu seminere karşı çıkmayınca, kimin katılıp konuşacağını mutlaka sorgulaması gerekirdi.

Bunlar da olmuyor ve Halil Berktay seminere katıldığı gibi, ‘İstanbul-Brüksel-Erivan-Brüksel-İstanbul’ uçak seferi ile bu yolculuktaki yeme, içme ve yatma masraflarını, bu arada belki de konuşma adı altındaki Türkiye’yi suçlama ödülünü TBMM’nin ödentisiyle oluşan NATO Bütçesi’nden karşılatıyor.

***

Anımsanacaktır, benzeri bir olay AB-Türkiye Karma Parlamento Komisyonu’nda da yaşanmıştı. AB tarafı Türk tarafına haber dahi vermeden Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir’i ağırlamış ve onun şiddeti yücelten, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne PKK ile eş zamanlı silah bırakma çağrısı yapan hezeyanlarını dinlemişti. Türk tarafı bu konuda ne yaptı, merak ediyorum.

Bir merakım da, her fırsatta Meclis’in itibarını yükselttiklerini öne süren TBMM Başkanı Bülent Arınç’ın, uluslararası parlamentolarda yaşanan bu temsil sorunları konusunda ne düşündüğü ve ne yapacağı...