AB18 Ekim 2005 00:00

Resmen ‘‘suyun başına konmak’’ istiyorlar - M.Emin Koç

AB komisyonları, resmen dişini göstermeye başladı.Kimi politikacı, kimi aydın ve kimi de Müslüman kılıklı diyalogcu namlı Papalık taşeronları ve sirk palyaçoları zil takıp oynayabilirler.AB, Dicle ve Fırat sularının yönetimini istiyor.AB, Ankara’dakilerin ham AB hayallerinden istifade ederek “resmen suyun başına konmak” istiyor.Kürdistan patenti altındaki yeni sınır komşumuz ABD ve İsrail’de işi içinde elbette…Zira ABD’nin global stratejik raporlarında, 2015 yılına doğru su sorununun “Amerikan ulusal güvenliğini çok daha fazla etkileyeceği ve tehdit edeceği” vurgulanıyor.1991 Madrid Barış Konferansı’nın en önemli başlıklarından biri de “su” idi. Tabii ki, Dicle ve Fırat suları…naproxennatrium zygonie.com naproxen kruidvatcialis forum cialis prodaja cialis bez receptacleocin 150 mg read cleocin 300 mg

O günden bu taraf çok sular aktı.
AB Katılım Ortaklığı Belgesi’nde Dicle ve Fırat sularının yönetiminin “uluslar arası özel statülü bir idare”ye devredilmesi talebi gündem edilmişti, Türkiye bu talebin altına imza atmıştı.
Dicle ve Fırat suyu, “sade su” değil… “Stratejik su.”
İsrail’in “Arz-ı Mev’ud-Tanrı Yehova tarafından vaad edilmiş topraklar” inancı, bu su havzasında yeşermektedir.
Dicle-Fırat havzası onlara göre “arz-ı mev’ud”dur.
Dicle- Fırat suyu, ihtilaf yumağı halindedir.
Ne mi olacak?
AKP’nin kabul ettiği 3 Ekim Çerçeve Belgesi’nde karar açık:
Türkiye gerekirse yargılanacak.

Madde aynen şöyle: “Türkiye, iyi komşuluk ilişkileri konusundaki koşulsuz taahhüdü ile süregelen sınır anlaşmazlıklarının gerektiğinde Uluslararası Adalet Divanı’nın yargı yetkisi de dahil olmak üzere, Birleşmiş Milletler Sözleşmesinde yer alan anlaşmazlıkların barışçı yollarla çözümlenmesi ilkesine uygun olarak çözümlenmesi yönündeki yükümlülüğünü yerine getirecektir.”
Bu çerçeveyi AKP hükümetine hazmettiren AB, Türkiye’nin tarama ve müzakere sürecinin “yol haritası” niteliğindeki yeni ‘Katılım Ortaklığı Belgesi’ne Dicle- ve Fırat suyunu “kritik talepler” kısmına yerleştirdi. 9 Kasım’da yayınlanacak.
Ortadoğu’da suyun petrolden daha değerli olduğunu artık bilmeyen yok herhalde. İşin içine, AKP’nin kara sevdalısı AB, yeni komşumuz ABD ve “arz-ı mev’ud” inancının sahibi İsrail de girince; siz varın hesap edin Dicle-Fırat havzasındaki gümbürtüyü.

Türkiye, Fırat’ın debisinin yüzde 88’ni, Dicle’de yaklaşık yüzde 50’sini kontrol ediyor. 1981 yılında, dünyanın en büyük beşinci barajı olan Atatürk Barajı’nı da içine alan ve GAP kompleksi, fon yetersizliği sebebiyle belki, 2010, belki de 2020’de bitirilecek.
Ama GAP daha bitmeden, global odaklar, suyu bulandırdığımızı söylemeye başladı.
Suyun başına konmak istediklerini resmen ilettiler, iletiyorlar.
Gerekirse Lahey’de yargılanmayı dahi bize kabul ettirdiler.
Bizimkiler kafa salladılar.
Yavuz hırsızlar ev sahibini bastırdıkça bastırıyorlar.
Vatikan ve AB taşeronu bizim sirk palyaçoları ise bayram yapıyorlar. Bu AB hayalcilerinin koltuklarını seçim sandığında başlarına yıkıp Meclis’ten kovmadıkça; Türk Milleti, gün yüzü görmeyecek, rahat uyku uyuyamayacaktır.