Arnavutluk Maçı Ve Türkiye''nin Yakın Çevresi - Hasan ÜNAL
Arnavutluk ile oynadığımız milli maçın Türkiye''nin yakın dış çevresi açısından önemli yansımaları oldu. Giderek bizim olma niteliğini kaybeden ve Türkçe yayın yapmaktan başka bizimle alakası kalmayan basın ve televizyonlar bu irtibatları elbette kuramazlardı.1990''larda Balkan ülkelerinden çok sayıda öğrenciyi bizim üniversiteye burslu olarak getirme imkanımız olmuştu. Maç günü Tiran''da önemli görevde bulunan bir eski öğrencim telefonla aradı ve herkesin, bütün Arnavutların Türk milli takımının kazanmasından yana olduklarını söyledi. Türkiye''ye besledikleri muhabbet ve aksi takdirde Yunanistan''ın dünya kupasına katılma ihtimali Arnavut halkını böyle düşünmeye itmişti. İşin ilginç yanı Arnavutluk dışındaki Arnavutların (Makedonya ve Kosova) da aynı duyguları paylaşmalarıydı.symbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cenadiscount card prescription racindirt.com prescription drugs discount cards
İstanbul''dan Türkçe yayın yapan gazete ve televizyonlar işin bu tarafını ele alma ihtiyacı duymadılar. Hatta spor muhabirleri sokakta karşılaştıkları insanların Yunanistan yerine Türkiye''yi tercih etmelerinden dolayı şaşkınlıklarını gizleyemiyorlardı. Oysa mesele oldukça anlaşılır bir tarihi çerçeve ve muhtevaya sahip. Biz Osmanlı''dan beri Arnavutlarla et-tırnak gibiyiz. Balkanlar''da yaşadığı sürece Arnavut kimliğine sahip olan insanlar Türkiye''ye yerleşmek niyetiyle Kapıkule sınır kapısından içeri girdikleri anda Türk kimliğine dönerler.
Balkanlar''da Müslümanlar arasında ikili kimlikler vardır ve Türklük her halükarda benimsenen ve sevilen bir kimliktir. Biz Avrupalılardan azar işitmeye alışmış olduğumuz için, bizi Türk olduğumuzdan dolayı seven toplulukları gördüğümüzde hayretler içerisinde kalıyoruz. Yani Balkanlar''da sadece bize Türk olduğumuz için ön yargılı olanlar yok; Türk olduğumuz için dost ve kardeş olanlar da var.
Türkçe gazete ve televizyonların üzerinde durmadığı bir husus da, halkın neden Yunanistan''ı istemediği konusu. Aslında Arnavutluk''ta 1997''den beri fevkalade Yunan yanlısı politikalar izleyen bir hükümet vardı. Fatos Nano liderliğindeki bu hükümet bu yılın yazında yapılan seçimlerle iktidarı kaybetti ve yerini baştan beri Türkiye''ye oldukça müzahir bir siyaset izleyen Sali Berişa''ya bıraktı. Nano zamanında Yunanistan, ülke ekonomisi ve siyaseti üzerinde oldukça etkili hale gelmişti. Bu gidişat belirli oranlarda halen de devam ediyor ve azalsa da sürecektir.
Ayrıca yüzbinlerce Arnavut insanı Yunanistan içerisinde legal veya illegal yollarla çalışmakta ve para kazanmakta. Bunların da Yunanistan''a bağlılıkları ve mecburiyetleri söz konusu. Bu kadar büyük bir nüfusun Yunanistan''da ekmek parası peşinde koşması her Arnavut hükümetini Yunanistan''ın izlediği politikalara karşı dikkatli olmaya mecbur ediyor. Kaldı ki, AB''ye katılma hesapları yapan bir Arnavutluk Yunanistan konusunda daha da dikkatli olacaktır.
Ancak bütün bu siyasi analizler ve hesaplar halkta Yunanistan''a karşı gelişen tepkilere mani olamıyor. Yunan milliyetçiliğinin dışlayıcı karakterinden dolayı Arnavutlarda zaten varolan Yunanistan tepkisi son yıllarda iyice arttı. Yunanistan''a yerleşmiş, üstelik Hıristiyan (muhtemelen de Ortodoks) Arnavut ailelere ve çocuklarına bile Yunan kamuoyunun gösterdiği ayrımcı tepkiler Arnavutlar arasında artan Yuna karşıtlığının sebeplerinden biri. Ve bütün bunlar Türkiye mi Yunanistan mı tercihinde etkili oluyor. Ama her halükarda ortak tarih temel sebep. Bu sınırlar Arnavutluk''ta da bitmiyor. Türk takımları Avrupa kupalarında başarılı olunca, Bosna''dan Kosova''ya oradan Bakü''ye ve Hazar''ın ötesine giden uzunca bir coğrafyada aynı kutlamaları görüyoruz, Türkçe yayın yapan basın görmek istemese de…