Siyaset16 Ekim 2005 00:00

Sermaye soytarıları Attila İlhan'a karşı - Rıza Zelyurt

Bizim sermaye, batılı sermayenin acentası gibidir. Bu sermayenin elindeki gazeteler, televizyonlar da batılının çıkarını Türkiye'nin çıkarı imiş gibi göstermeye uğraşır.Attila İlhan, emperyalizme karşıdır. Bu yüzden de yabancı sermaye adı altında Türkiye'ye dalan emperyalist güçlerin karşısındadır. Attila İlhan'ın anlattığı emperyalizm, Batı'dan gelen, beyaz insan tipinin temsil ettiği, Hıristiyanlık aleminin ürünü emperyalizm idi. Bu saldırgan güç; 1919'da fiilen ülkemizi işgal etmişti. Bu emperyalizm, İstiklal Marşı'mızda, 'Garb' yani Batı medeniyeti; adı altında anlatılır ve tek dişi kalmış canavara benzetilir. Bugün sermaye soytarısı köşe yazarlarının 'Batı Medeniyeti' veya 'çağdaş uygarlık' diye yüceltmeye çalıştığı kavram da bu 'beyaz, batılı, Hıristiyan emperyalizmi'dir. Dedelerimiz 1920-1922 arasında, bugün sermaye soytarılarının övdüğü işte bu Batı medeniyeti ile savaşıyordu. cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacieescitalopram i alkohol escitalopram tbl escitalopram i alkoholsitagliptin phosphate and metformin hydrochloride sitagliptin phosphate monohydrate melting point sitagliptin phosphate side effectsarcoxia 90 mg wikipedia read arcoxia cena

'Toprağı bol olsun!'
Attila İlhan için böyle diyordu sarayın soytarısı
'Toprağı bol olsun!' sözü gayrimüslimler için kullanılır ya... Böyle vuruyordu sermaye soytarısı gizli düşmanlığını açığa...
Bunlar, saray soytarısı bile olamazlar. Çünkü, saray soytarıları, gerçeği, sadece gerçeği; mizahçı bir tavırla dile getirirlerdi. Bunlar ise işbirlikçi sermayenin soytarısı olmuşlar. Her şeyi yazarlar gerçeği asla dile getirmezler.

BEYAZ-BATILI-HIRİSTİYAN
Bizim sermaye, batılı sermayenin acentası gibidir. Bu sermayenin elindeki gazeteler, televizyonlar da batılının çıkarını Türkiye'nin çıkarı imiş gibi göstermeye uğraşır.
Attila İlhan, emperyalizme karşıdır. Bu yüzden de yabancı sermaye adı altında Türkiye'ye dalan emperyalist güçlerin karşısındadır. Attila İlhan'ın anlattığı emperyalizm, Batı'dan gelen, beyaz insan tipinin temsil ettiği, Hıristiyanlık aleminin ürünü emperyalizm idi. Bu saldırgan güç; 1919'da fiilen ülkemizi işgal etmişti. Bu emperyalizm, İstiklal Marşı'mızda, 'Garb' yani Batı medeniyeti; adı altında anlatılır ve tek dişi kalmış canavara benzetilir.
Bugün sermaye soytarısı köşe yazarlarının 'Batı Medeniyeti' veya 'çağdaş uygarlık' diye yüceltmeye çalıştığı kavram da bu 'beyaz, batılı, Hıristiyan emperyalizmi'dir. Dedelerimiz 1920-1922 arasında, bugün sermaye soytarılarının övdüğü işte bu Batı medeniyeti ile savaşıyordu.
Attila İlhan; üzeri örtülen bu gerçeği yeniden önümüze serdiği için önemli bir düşünür idi. Atatürk'ün milletimize hedef gösterdiği, 'muasır medeniyet' yani 'çağdaş uygarlık' modelini, Batı medeniyeti gibi hatta Avrupa Birliği gibi göstermeye çalışanların ipliğini pazara Attila İlhan çıkarmıştı.
Sermaye soytarıları; Batı'nın emperyalist yüzünü, Haçlı yüzünü; beyaz insanı putlaştıran ırkçı yüzünü ortaya çıkardığı için Attila İlhan'a içten içe büyük kin duyuyorlardı.

SAHTE DİNCİLER
Attila İlhan'a saldıranlardan bir başka cepheyi de şeriatçılar oluşturuyor. Bunlara soytarılık yapan bir şair taslağı, Attila İlhan için, 'Kafası yeterince aydınlık değildi.' dedi bir televizyon kanalında. Bunun derdi biraz daha başka... Çünkü o, soldan sağa geçmekle kalmadı; sağdan da tarikatçi sağa gitti. Böylece Attilla İlhan'la rakip konumuna geldi.
Çünkü; Attila İlhan; Türkiye Cumhuriyeti'nin çağdaş değerlerinin en açık savunucusu idi. Laik, demokratik, çağdaş, sivil hukuka dayalı bir toplum düzeni isteyen Attila İlhan ile şeriat devleti peşinde koşanların değirmenine su taşıyan insan bir arada olabilir mi?
Şeriat ağalarına yağ çekenler de Attila İlhan'a içten düşmandı.

Kutsanmıştır
Türkler, ulularına ata demiştir. Bunlar, 12. Yüzyıl'dan başlayarak Ön Asya'da 'baba' diye anılmışlardır. Babalar, kutsallığına inanılan halk önderleridir.
Çin sınırından Avrupa'nın ortalarına kadar Türk Müslümanlığının egemen olduğu geniş iklimde, binlerce 'baba kabri' yani yatır, yani tekke bulunmaktadır.
Attila İlhan da bu milletin 'ata/baba'larından birisi olmuştur artık. Onun canı, evrenin tümünü gören gözüyle bizi izliyor. Tanrısal gücün parçası haline geldi o. Tanrısal gücün ortağı olduğunu zaten biliyorduk. Çünkü, Tanrı'ların dili olan şiirin en hasının ona verilmiş olması bunu gösterir.
Gözet bizi, Attila Baba!