Siyaset3 Şubat 2005 00:00

“BATI” Kod - Şenol Ateş

Yaşanan olayların karşısında Ulusunun kişiliğinin, kimliğinin de aynası olan Devlet; Ulusunun Varlığını ve Birliğini temsil edemez hale gelirse her türlü zaafın da esiri olur. Bunun da tek suçlusu Batı hayranı ve kendi Ulusunu kabullenmek istemeyen, seviyesini yetersiz gören hükümetler ile hep bir sonrakine devrettikleri “Batılılaşmak için yapılan politika” miraslarıdır.            Türk Ulusunun hiç bir fikri, bir onayı dahi alınmadan, objektif hiçbir bilgi verilmeden AB aldatmacası ile bizi, kapılarında kişiliksiz ve yalvarır durumda bırakanlar, milli servetlerimizi kapitülasyonlar ile rahatlıkla devreden veya onların çıkarlarına ters düştüğü için işletmeyen, işte bu hükümetler ve devşirme yöneticileri olmuştur. Hızlı davranmalı ve bilinçlenme, doğru bilinçlendirme için örgütlenmeliyiz.          Türkler Ulusu kadar az örgütlenen bir Ulus yok. §       Çünkü hiçbir örgütlenmeye güvenmemesi öğretilmiştir. §       Çünkü korkutulmuş ve bastırılmıştır. §       Çünkü düşünmesinin ve fikir üretmesinin ne gereği ne de zamanıdır! §       Çünkü ya uyanırsak!..renovation vejle site renovabuscopan link buscopan plusabilify link abilify

 

“BATI” Kod

 

         Batının, Osmanlı’dan istediklerini almalarına ramak kala bu hayallerini yıkan Gazi Mustafa Kemal’in önderliğindeki Türk Ulusu Türkiye Cumhuriyetini kurmuştu.

 

         Kurmuştu diyorum çünkü yaşadığımız Cumhuriyetin o zaman Gazi Mustafa Kemal ve Ulusunun kurduğu Türkiye Cumhuriyet’i olduğuna dair en ufak bir inancım dahi kalmamıştır. Çünkü güçlü bir ruh, inanç ve kişiliğe sahip hiçbir Ulus veya Devlet; kendisine, bir başka Devlet veya Ulus tarafından biçilen rol, görev ve baskıları başka türlü kolayca kabullenemez, uygulayamaz.

         Hele kendi varlığını dahi tartıştıracak düzeye asla gelemez!

 

         Gazi Mustafa Kemal’in, Büyük Türk Ulusu ile kurduğu Büyük Türkiye Cumhuriyeti bunları yapmadı!

 

         Yaşanan olayların karşısında Ulusunun kişiliğinin, kimliğinin de aynası olan Devlet;                  Ulusunun Varlığını ve Birliğini temsil edemez hale gelirse her türlü zaafın da esiri olur. Bunun da tek suçlusu Batı hayranı ve kendi Ulusunu kabullenmek istemeyen, seviyesini yetersiz gören hükümetler ile hep bir sonrakine devrettikleri “Batılılaşmak için yapılan politika” miraslarıdır.

 

         Türk Ulusunun hiç bir fikri, bir onayı dahi alınmadan, objektif hiçbir bilgi verilmeden AB aldatmacası ile bizi, kapılarında kişiliksiz ve yalvarır durumda bırakanlar, milli servetlerimizi kapitülasyonlar ile rahatlıkla devreden veya onların çıkarlarına ters düştüğü için işletmeyen, işte bu hükümetler ve devşirme yöneticileri olmuştur.

         Acıdır ki; ne bir ulusal sanayi, ne bir ulusal okul, yani tek tek yazılmasına gerek olmayan “Ulusal olan hiç bir şey bırakmamacasına” türlü makyaj ve vaatlerle her türlü yolla ilerlemektedirler.

 

            “İnadına Batılılaştırmak” için;

·              Gazi Mustafa Kemal ve Türk Ulusunun kurduğu ülke ve üzerinde bulunduğu topraklar ve Ulusumuz, bir bütünken, birdenbire bir mozaik olması istenmiş ve türlü şekillerde medyada, siyasette gizlice empoze edilmektedir, gerçek değil midir?

·              Televizyonlarda ve birçok gazetede, Ulus Ruhunu teslim etmesi için halka; “AB ülkelerindeki iş olanakları, pırıltılı yaşam kalitesi, mutluluk ve refah” kisvesi altında yapılan alçakça aldatma çalışmaları gerçek değil midir?

·              Çeşitli yönetim şekil önerileri veya gelecekteki türlü antlaşmalarla Anadolu’muzun; Dicle ve Fırat’ını, Boğazlarımızı, Güneydoğumuzu, Doğumuzu ve  KKTC’yi devretmeye hazırlayan ve dini bir söylemi bulunan küçük bir yeni Batılı Türkiye(!) yaratmayı amaç edinmiş zihniyetler ve işbirliği içindeki hükümet gerçek değil midir? Daha da acısı sansürlenen ve makyajlanan haberlerle halktan gizlendiği ve halka anlatılmasına, halkın uyarılmasına fırsat verilmediği gerçek değil midir?

·              Kendi topraklarımızda; birbirini anlayamayan bir “toplum” haline getirebilmek için çocuklarımızın ana dili olan Türkçe’mizle öğrenim haklarının gasp edildiği gerçek değil midir? Dünyanın hangi ülkesinde dersler başka bir dildedir? Bu bir eziyettir, bir dramdır!

·              AB isteği üzerine, ihanetlerini her fırsatta (Kurtuluş Savaşı öncesinde, esnasında ve bugün de) Batıyla işbirliği içine girerek gösteren ayrılıkçı vatan hainlerinin bir yuvası haline gelmesi ve başka operasyonlar için personel yetiştirmek amacıyla Kürtçe kurslar açmak için izin verildiği gerçek değil midir?

·              Hep zayıf anlarımızı kollayan ve her fırsatta Batıyla işbirliği içine girerek sırtımızdan hançerlemeye kalkan, ve politikalarını kendi halkını bile aldatarak onun bunun dizinde acındırma politikası üzerine kuran, hiç bir ekonomisi olmayan, hiçbir açılımları olamayacak bir devlete sahip, işgalci Ermenilere sözde soykırım iddiaları için :

o             AB Uyum(!) Komisyonu Başkanvekili Ali Rıza Alaboyun (AKP) :

§             “Bizim tarihimizde utanılacak bir şey olduğunu sanmıyorum. Bilgi eksikliği var. İnisiyatif alıp bizim dışımızda sıkıntı oluşturan gelişmeleri önyargıdan uzak değerlendirmeliyiz” diyerek açıkça “gelin hallederiz” mesajlarının verilmesi ve hadisenin resmileştirilebilmesi için TBMM’nin bile alet edildiği gerçek değil midir?

·              Rum’un Yunan’ın, kan kokan HELENİZM hayallerini gerçekleştirmeye çalışacaklarını bile bile; KKTC’yi ve oradaki kardeşlerimizin mümkün olan en kısa zamanda -asimilasyona tabi tutarak veya türlü kanun, insanlık dışı yöntemlerle- bir sesin daha susturulmasını sağlayacak politikaların sessizce uygulandığı gerçek değil midir?

·              Yine Rumla Yunanla, yakın tarihimizde vatana ihanet sabıkası bulunan Heybeliada’daki Ruhban Okulunun açılması için pazarlıklar ve flörtler yapıldığı gerçek değil midir?

·              AB’nin talimatıyla vatan hainlerinin affedilerek sokaklara salınması ve onlara da vaat edilen, hayal ettirilen sözde Kürdistan için çalışmalarına izin verilmesi gerçek değil midir?

·              Kuzey Irak’taki Kürtlerin, sözde Bağımsız Kürdistan için yaptıkları ve içerideki hainleriyle de işbirliğine girerek yapacakları ve isteyecekleri şeyler açık değil midir?

·              Bunu kimin talimatlarıyla ve destekleriyle yaptıkları açık değil midir?

·             

·              Topraklarımızda hayal ve planları olanların, gerçek düşmanlıkların kaynağının, varlığımıza tasallut olanların, yani hasmımızın ABD, İngiltere ve AB yani “Batı” Kod olduğunu söylemekten, deşifre etmekten neden çekiniyoruz!...

        

         Acıdır ki örnekler yazılamayacak kadar çok!

 

         Peki yarın, bir oldu bittiyle “bebek katili, vatan haini, maşa apo” nun da çıkartılarak Meclis’te pazarlık etmelerini beklemek çok mu uzak; demokrasi, barış ve hoşgörü diye adlandırılan kepazelik içinde! Kim bunları kendi devletinde kendi ulusuna uygulamıştır?

 

Bu durumda nereye sürüklendiğimiz açık değil midir?

         Hangi noktada bulunduğumuzdan daha da önemli olan; hangi yöne ve hangi hızda ilerlediğimizdir!

         Kendi Ulusunu, cahil, onayına gerek duyulmayan ve bunun içinde yıllarca “gerektiği kadar” eğitip, bilgilendiren Batı hayranı ve aslını reddeden hükümetlerin işbirlikçi tutumlarının bir sonucu değil midir şu anki tepkisiz ve uyuşmakta olan halkımız?

         Yaşadığımız günlere gelene kadar -neden aktığını tekrar hatırlamamız gereken- şehit kanlarıyla sulanmış bu Anadolu topraklarının ve Ulusal değerlerimizin kaybediliş ve bölüşülme senaryolarını TV, Gazete, türlü yöntem ve makyajlı gizli operasyonlarla aşılandığının farkına varalım.

 

Hızlı davranmalı ve bilinçlenme, doğru bilinçlendirme için örgütlenmeliyiz.

         Türkler Ulusu kadar az örgütlenen bir Ulus yok.

§        Çünkü hiçbir örgütlenmeye güvenmemesi öğretilmiştir.

§        Çünkü korkutulmuş ve bastırılmıştır.

§        Çünkü düşünmesinin ve fikir üretmesinin ne gereği ne de zamanıdır!

§        Çünkü ya uyanırsak!..

 

            Artık hepimiz, yeniden;

            Gazi Mustafa Kemal’in yolunda, bugün aklımıza gelmeyecek zorlu koşullarda 1 avuç toprak için bile gözünü kırpmadan canını veren şehitlerimizin hakları için, çocuklarımızın devşirme olarak yetişmemesi için, dilini, dinini, bayrağını, atasını ve geleceğini kendimizin belirleyebilmesi için hızla ve yaygın biçimde “bu amaçla her yerde örgütlenmeliyiz”.

            Herkes kapasitesinin elverdiği oranda bu doğrultuda bilinçli aktif bir çalışma içinde olmalıdır. Planlı ve amaçlı hareket edebilecek düzeyli ve bilinçli gruplar oluşmalıdır. Gün gelecek bunlar daha da bir düzene girecektir.

 

            Ve inşallah bir zaman sonra; bunlara ve işbirlikçilerine gereken cevap, bir Türk Vatanı Evladından beklenen şekilde verilecektir!