AB''cilerin çıkmazı - Hasan Ünal
AB propagandası yapan güruhun başarı şansı sıfır; çünkü temel dayanakları olan AB tarafı fevkalade samimiyetsiz ve ön yargılı, kendileri de olabildiğince kirli ilişkilerden geliyorlar. Canhıraş bir şekilde AB''ye sarılan ''liberallerin'' toplumu ne etkileme gücü var ne de temsil kabiliyeti. Vaktiyle kurmak istedikleri markist-leninist dünya cennetine (!) izin vermeyen orduyla mücadelelerini AB üzerinden sürdürüyorlar. Ordunun değişik zamanlarda kendilerine yaptıklarına ses çıkarmayan halkla da bir alıp-veremedikleri olduğu her hallerinden belli. Bu tavır yazdıklarında sırıtıyor, fikir diye kustukları her şeyden nefret parçaları olarak açığa çıkıyor. Türkler Kıbrıs''ta haksız, Ege''de kusurlu, Ermeni soykırımı iddialarında suçlu vs... Liste uzun.buscopan floridafriendlyplants.com buscopan plusmicardisplus 80/25 mg ilkpirlantam.com micardis plus 80 12.5 mgoxcarbazepine dosage bilie.org oxcarbazepin
Oysa gerçekte solcular en milliyetçi ya da ulusçu grupları oluştururlar. Yunanistan bunun en güzel örneğidir. Muhafazakar-İslamcı grupların Batı dünyası ile bu tarz bir kirli iltisakı ise sadece bizdekilere has bir durum. Dindar iddialarla iktidara gelen AKP''nin Denktaş''ı yeterince dindar ve muhafazakar olmamakla suçlayıp, yerine Talat gibi onlarca sene ateist çizgide yer almış birisini iktidara taşıması bu kirli iltisakın bir başka tezahürü.
Ama ne Talat''ın ne de AKP''nin birbirinden çok fazla hazzettiği söylenemez. Türk kavramı aleyhinde yürütülen bir kavgada ortaklık söz konusu adeta. Ama bu işin başarı şansı yok; çünkü işi başarıya taşıyacak yegane mekanizma AB üyeliği olabilirdi. Bu da mümkün görünmüyor. ''Süreç amaçtan önemlidir'' lafları ise bu sürece destek verenleri sırasıyla bitirecektir, başta AKP hükümeti olmak üzere.
Ayrıca bu süreçte kirli iltisaklar içindeki unsurların amaç farklılıkları daha da belirginleşiyor. AKP ve AKP''lileşen eski muhafazar-dindar çevrelerin bir kısmı dini özgürlükleri elde etmek için bu sürece destek verdiler. Ama dini özgürlükler konusunda liberaller ve İstanbul iş çevreleri AB''yi aksine ikna etmiş durumda. Hükümet bu konularda en ufak bir adım atmak istese ''artık laikliğin bekçisi AB''dir'' teraneleriyle karşısına dikiliyorlar. Bu da muhafazakar kitlelerde hayal kırıklığı yaratıyor.
AB konusuna destek veren bir başka grup da PKK ve onun gibi düşünenler. Onlar da bu süreci kullanıp, Türkiye''yi ''etnikleştirmek'' istiyorlar. Yani Türk kavramı ile barışık olmayan herkesin içinde bulunduğu ve AKP hükümetinin desteğiyle yürütülen bir proje var. Ama çatırdama başladı ve başarısızlığa mahkum. İçinde yer alan aktörlerin hepsi dış iltisaklar ve beklentiler nedeniyle işbirliği yapsalar da amaçları farklı. AB''den gelen talepler oyunun gerçek amaçlarını anbean aşikar hale getiriyor ve halk uyanıyor. Hatta uyanmış bile.
Bunlar hangi hükümete destek verdiyse halk onlardan soğudu. Muhafazakar-dindar iddiasını sürdüren bazı yayın organlarının da desteğiyle yürütülen ABD-AB ve Batı propagandasına rağmen halkın yüzde doksana yaklaşan bir oranda Amerikan karşıtı tavırlar sergilemesi bundan dolayı. AB''ye desteğin hızla azalmakta olması da bir başka gösterge. Aslında AB, demokratikleşme ve insan hakları konularının bu güruhun elinde kalmış olması bir talihsizlik. Allahtan, halk bunlara kızıp bu kavramlara düşman olmuyor.