ATLANTİK MİLLİYETÇİLİĞİ - Anıl Çeçen
Kendisini milliyetçi olarak gösteren herkes bütün kutup merkezi büyük ülkelerin emperyal saldırılarına karşı ülkelerin ve uluslarının milli çıkarlarını korumak zorundadır .Hal böyle olmasına rağmen, Türkiye'de kendisini milliyetçi gösteren bazı kişilerin Avrupa emperyalizmine karşı çıkarken, ABD emperyalizmini görmezden geldiği görülmektedir. İşte bu tür milliyetçilik ülkemizdeki konumu ile bir Atlantik Milliyetçiliği olarak tanımlanabilir. Bir Atlantik gücü olan ABD'nin görmezden gelinmesi, Türkiye'deki milliyetçi hareketleri ABD sempatisine ve giderek ABD'nin denetimine sürükleyebilecektir ki, böylesine dıştan kontrollü bir harekete milliyetçilik demek mümkün olamayacaktır çünkü milliyetçilik gerçek anlamıyla her türlü dış inisiyatife karşı çıkmak ve direnmektir ..Soğuk savaş döneminin antisovyetizm alışkanlığı ile bir ABD kontrollü milliyetçilik Türkiye'yi dünyanın merkezi bölgesinde ABD üssüne dönüştürecektir. Atatürk'ün tam bağımsızlık ilkesi ile kurmuş olduğu cumhuriyetimizin varlığı açısından ters olacak böylesine bir tutum,milliyetçilik olarak adlandırılamaz. Olsa olsa ancak ABD mandacılığı olarak tanımlanabilir.new prescription coupons sporturfintl.com online cialis coupons
yazıya neden böyle bir başlık kullanarak girildiği konusu üzerinde
düşünülmesi gerekir. içinde bulunduğumuz koşullarda milliyetçilik hızla
yükselirken, bu akımın Atlantik ya da Pasifik diye okyanus isimleri ile
tanımlanması ya da tasnif edilmesi doğru bir yaklaşım olabilir mi?
Milliyetçiliğin okyanuslarla ne ilgisi var? Neden denizlerle milliyetçilik
tanımlanmıyor. Bu gibi sorulara cevap ararken, dünyadaki gelişmeleri yakın
izlemek ve ülkelerin ya da devletlerin bulundukları bölgelere göre
değerlendirme yapmak gerekir. Bölgesel analizlere girişildiği zaman denizler
ve okyanuslar da önem kazanarak öne geçebilirler ve tasniflerde kendi adları
ile yer alabilirler. Avrupa milliyetçiliği olduğu gibi bir Amerika ya da
Afrika milliyetçiliği de olabilecektir. Akdeniz milliyetçiliği olduğu gibi
bir Karadeniz milliyetçiliği de gündeme gelebilir. İçinde bulunduğumuz bu
aşamada dünyanın en büyük gücü olan Amerika Birleşik Devletleri günümüzün
Atlantik gücü olduğundan, Atlantik merkezli bir yeni yapılanmayı savunmak da
Atlantik milliyetçililiği olarak adlandırılabilir. Eğer Atlantik gücü bir
ülkede yükselmekte olan milliyetçiliği uzaktan kumandalı biçimde kontrol
ediyorsa ya da yönlendiriyorsa, gene bir tür Atlantik milliyetçiliğinden söz
etmek mümkün hale gelebilir. Bu tür bir milliyetçilik daha çok sömürge
düzeyine sürüklenmiş olan ülkelerde ABD ya da Atlantik emperyalizminin
merkez olmasını kabul eden ve her şeyi bu doğrultuda değerlendiren bir
milliyetçilik anlayışıdır. Kısaca buna bir tür Amerikan mandacılığı adı da
verilebilir.
Günümüzde milliyetçilik ülkemizde tartışılırken geçmişten gelen olayların
etkileri ile hareket edilmekte ve bir türlü gerçek anlamıyla milliyetçilik
üzerinde anlaşılamamaktadır. Özellikle soğuk savaş döneminden gelen
alışkanlıklarla milliyetçilik sol karşıtlığı olarak görülmekte ve her türlü
sol düşünce akımı sanki komünizm anlamına geliyormuş gibi dışlanmağa
çalışılmaktadır. Komünist sistemin çökmüş olduğu ve ülkemizin siyasal rejimi
açısından komünizmin bir tehlike olmaktan çıktığı bu aşamada hala
milliyetçiliği sol karşıtlığı olarak anlamak son derece yanlıştır.
Milliyetçilik gerçek anlamıyla bir milli devletin ve top yekun bir milletin
çıkarlarının savunulmasıdır. Bu yönü ile milliyetçilik her açıdan anti
emperyalist olmak zorundadır. Gerçek anlamıyla ele alınırsa milliyetçiliğin
sol karşıtlığı değil ama bütünüyle emperyalizm karşıtlığı olduğu
anlaşılmaktadır.
Kendisini milliyetçi olarak gösteren herkes bütün kutup merkezi büyük
ülkelerin emperyal saldırılarına karşı ülkelerin ve uluslarının milli
çıkarlarını korumak zorundadır .Hal böyle olmasına rağmen, Türkiye'de
kendisini milliyetçi gösteren bazı kişilerin Avrupa emperyalizmine karşı
çıkarken, ABD emperyalizmini görmezden geldiği görülmektedir. İşte bu tür
milliyetçilik ülkemizdeki konumu ile bir Atlantik Milliyetçiliği olarak
tanımlanabilir. Bir Atlantik gücü olan ABD'nin görmezden gelinmesi,
Türkiye'deki milliyetçi hareketleri ABD sempatisine ve giderek ABD'nin
denetimine sürükleyebilecektir ki, böylesine dıştan kontrollü bir harekete
milliyetçilik demek mümkün olamayacaktır çünkü milliyetçilik gerçek
anlamıyla her türlü dış inisiyatife karşı çıkmak ve direnmektir ..
Soğuk savaş döneminin antisovyetizm alışkanlığı ile bir ABD kontrollü
milliyetçilik Türkiye'yi dünyanın merkezi bölgesinde ABD üssüne
dönüştürecektir. Atatürk'ün tam bağımsızlık ilkesi ile kurmuş olduğu
cumhuriyetimizin varlığı açısından ters olacak böylesine bir
tutum,milliyetçilik olarak adlandırılamaz. Olsa olsa ancak ABD mandacılığı
olarak tanımlanabilir.
Sivas Kongresinde reddedilen ABD mandacılığının günümüzde bir Avrupa
düşmanlığına dönüştürülerek, ABD güdümünde yeni bir tür Atlantik
Milliyetçiliği biçiminde uygulanmak istenmesi, ülkemizde yeniden gelişmeğe
başlayan Türk milliyetçiliğinin gerçek özüne aykırı bir durumdur .Milliyetçi
çevrelerin Avrupa Birliğine emperyalizm olarak karşı çıkarken,
küreselleşmenin baş patronu olan ABD'ye hiç karşı çıkmaması ve bu emperyal
gücün haksız Orta Doğu saldırısını görmezden gelmesi şaşırtıcı bir
gelişmedir, ABD emperyalizminin patronluğunda bir sömürge düzeyine
sürüklenmeyi kabul eden Atlantik Milliyetçiliği gerçek bir milliyetçilik
olamaz .. Atlantik emperyalizminin maddi destekleri ile örgütlenen ve
ülkemizde etkili kılınmak istenen bu tür bir milliyetçilik sapmasına ,Türk
milliyetçileri uyanık davranarak izin vermemelidirler. Aksi takdirde Avrupa
emperyalizmine karşı çıkarken ,dünyanın merkezi bölgesinde bir ABD sömürgesi
durumuna sürüklenebiliriz .Kuvayı Milliye'den gelen tam bağımsız Türkiye
Cumhuriyetinin i1elebet payidar kalabilmesi ve yeni yüzyılda bağımsız devlet
olarak varlığını sürdürebilmesi böylesine uyanık bir cumhuriyet bekçiliğini
zorunlu kılmaktadır. Her türlü emperyalizme karşı cumhuriyetimizin uyanık
bekçiliğini sürdürecek olan gerçek Türk milliyetçileri, Kuvayı Milliye
geleneğine ve mirasına sahip çıkacaklar ve hiçbir şekilde bir Atlantik
Milliyetçiliği kisvesi altında ABD mandacılığına izin vermeyeceklerdir.
Ancak böylesine bilinçli bir tutum ile Türkiye bağımsızlığını koruyabilir.