Resmen ''taahhüt'' etmişler!.. - Sadi Somuncuoğlu
AB Komiseri Olli Rehn, Kıbrıs Ek Protokolü''nün TBMM''den geçirilmesi için hükümetten "teminat" aldığını açıklayınca ortalık karıştı. İnanılmaz ama Müzakere Çerçeve Belgesi''ne göre, sadece Kıbrıs değil, Yunanistan, Ermenistan başta tüm "sınır sorunlarımızı çözme" konusunda resmen "taahhütte" bulunmuşlar. Bunu bizzat Gül''ün Dışişleri Bakanlığı söylüyor.Sadece Erdoğan - Gül ikilisinin kararıyla kabul edilen MÇB''nde, her müzakere başlığının açılıp, geçici olarak kapatılması için belirlenen "çıtalar" tek tek sıralanıyor. Bunlardan birisi de Türkiye''nin iyi komşuluk ilişkileri ve devam eden sınır anlaşmazlıklarını çözme "yükümlülüğünü" üstlenmesi.discount drug coupons lilly coupons for cialis free discount prescription cardcialis walgreen coupon cialis discount cialis coupon
Erdoğan - Gül ikilisi, "komşularla iyi ilişkiler ve devam eden sorunların halli" konusunda böylesi bir "taahhütte" bulunduklarına göre, bu "Kıbrıs Cumhuriyeti ile ilişkilerin normalleştirilmesini" de kapsar. Nitekim aynı madde içinde sadece buna değil, "Türkiye''nin ek protokolden doğan yükümlülükleri yerine getirmesi"ne, ayrıca ve özellikle vurgu yapılıyor.
HİÇ SÜRPRİZ DEĞİL
Peki kanunlar çiğnenerek, TBMM, hükümet, topyekün devlet kurumları by - pass''lanıp, böyle taahhütlerde bulunmak mümkün mü?
Eğer sözkonusu olan Erdoğan - Gül ikilisi ise maalesef evet. Takip edenler, ilk günden beri resmi görüşmelerine dahi hemen hiçbir devlet görevlisini almadıklarını, dolayısıyla tutanak tutulmadığını bilirler. Nitekim, Talabani, teröristbaşının İmralı''dan savaş emri vermesiyle ilgili olarak, Erdoğan''ın "demokrasi bu" dediğini iddia edince, sözcüsü, önce Erdoğan''ın, "bunu hatırlamadığını" söyledi, sonra da tutanaklarda rastlamadıklarını açıkladı.
Ancak Dışişleri Bakanı Gül''ün bir soru önergesine verdiği cevaptan, Erdoğan''ın yaptığı görüşmelerin tutanağını sonradan yazdırdığını da biliyoruz. Böylesi tutanakların ise Erdoğan''ın aklında kalanlar veya istediklerinin yazılmasından ibaret olacağı açıktır.
TESADÜFLERE BAKIN
İkilimizin "gizli görüşmeleri ve sözlerine" dikkat çekmek için, zaman zaman gündeme getirdiğim bazı açıklamaları, bir kez daha hatırlamanın tam zamanı. Bilebildiğim kadarıyla bunlar, bugüne kadar "zevahiri kurtarmak" için bile olsa yalanlanmadı.
Mesela, Erdoğan''ın 17 Aralık Zirvesi''nden yaklaşık 1 ay önce, "zaman zaman yok Ege''de şu olmuş bu olmuş... Bunlarla artık kendinizi savunamazsınız. Yok Ruhban Okulu, Ermenistan meselesi... Bunlar 17 Aralık''tan önce konuşulacak meseleler değil. Önce 17 Aralık''ı hallederiz. Ondan sonra Ruhban Okulu''nu da, Ermenistan''ı da, başka diğer sorunlar varsa bunları da konuşuruz." demesi bir nevi "taahhüt", beraberinde kamuoyunu bunlara hazırlama değil miydi? İşte şimdi bunların hepsini konuşuyoruz. Ne tesadüf...
Yine 17 Aralık''a sayılı günler kala Türkiye''ye gelip, Erdoğan ve ekibiyle görüşen Yunan To Vima Gazetesi''nin yazarı Aleksis Papahellas''ın şu yazdıkları da herhalde tesadüftü:
"Erdoğan iktidara geldiği günden bu yana ordu, derin devlet ve AB karşıtlarını kontrol altına alabilmek için büyük savaşım verdi ve bu uğurda siyasi sermayesini tüketme noktasına geldi. Zafer kazandığına inanıyor ama başka alanlarda savaşacak gücü kalmadı. Başbakanın arkadaşları, Kıbrıs konusunda da acele edilmemesi, çok değil 3-4 ay daha beklenmesi gerektiğini vurguluyorlar. Ankara''daki kaynaklara göre, 17 Aralık''ta sorunsuz tarih alınması durumunda Türkiye en geç Mart sonu Nisan başına kadar Rum yönetimini Kıbrıs Cumhuriyeti adı altında tanıyacak. Bu konuda AB ve Yunan - Rum tarafından sabır isteyen Başbakan, tanınmanın ardından ruhban Okulu, azınlıklar ve diğer konulardaki tüm sorunların AB kriterleri çerçevesinde otomatik pilota bağlanacağını ve ülke içinden çok fazla tepki almadan çözüleceğine inanıyor. Erdoğan ve çevresine göre, Ruhban okulu önümüzdeki dönemde açıldıktan sonra Türkiye''nin vitrini olacak,g elen tüm AB yetkililerine gururla gezdirilecek."
İtalya Başbakanı Berlusconi de, zirvede, "Erdoğan bana Kıbrıs''ı tanıyacaklarını ancak bunu Parlamentoda kabul ettirebilmek için zamana ihtiyaçları olduğunu söyledi. Biz de kendisine gereken zamanı tanıdık." sözlerini ağzından kaçırıvermişti (!) En önemlisi Erdoğan''ın Karamanlis''le yaptığı bir görüşmenin ardından hem Karamanlis, hem Papdopulos, "Erdoğan''ın Meclis''i ikna için süreye ihtiyacı var. Türkiye''nin hassasiyetlerini dikkate elacağız" demişlerdi.
İşte "tanınan süre" bitti ve Kıbrıs''ın, Rum''a teslimi olan Ek Protokolü TBMM''ye kabul ettirme günü geldi. TBMM''nin bu gizli - kapaklı "taahhütlerin" sahiplerine değil, Türk Milleti''ne kulak vereceğine inancımız tam. Gazaları mübarek olsun.