"Damardan Absorbe Edildiği Görülecektir" - Mustafa Yıldırım
Türk devletinin Ermenilerin soylarını kırmak üzere bilerek ve isteyerek talimatlar verdiğini, planlı bir biçimde çoluk çocuk demeden sırf Ermeni oldukları için cana kıydığını propaganda ettikleri konferansa Sayın Hrant Dink de katılmışlardı. Hrant Dink, Prof. Erdal İnönü’nün de fiziksel olarak katılımıyla bilimsellik(!) kazanmış olan bu toplantıda “"Biz Ermeniler'e bu topraklarda gözünüz var deniyor. Doğru. Ama merak etmeyin bu toprakları alıp gitmek için değil, bu topraklara gömülmek için!" deyince izleyiciler gözyaşlarını tutamamışlar. Bu arada Hrant Dink, Türklere hakaret etmek ve ırkçılık yapmaktan 6 aya mahkûm olunca, al sana AB dayatması ve şak şakçılığı! Bilip bilmeden, düşsel bir demokrasi sarhoşluğuna kapılanlar döktürdüler de döktürdüler… “Sayın Hrant Dink’in o yazısını okuyan var mı, diye sormaya hiç ama hiç gerek yok! Bildik söyleyişi yinelenip durdu: “Yazının içinden bir cümleyi cımbızla alıp…”*cialis forum cialis prodaja cialis bez receptasitagliptin phosphate and metformin hydrochloride gedave.ro sitagliptin phosphate side effectsdiscount card prescription discount prescription coupons prescription drugs discount cardsoxcarbazepine dosage click oxcarbazepin
Hrant Dink’in mahkûmiyeti kaldırılacaksa ABD ve Batı Avrupa’da görülmüş olan tüm “ırkçılık” davaları da düşmeli, mahkum olanların “itibarları iade” edilmelidir. Neden mi? Çünkü Hrant Dink, AGOS adını verdiği ve yalnızca Bizans İstanbul’unda yayımlanan gazetesinde açıkça ırkçılık yapmakla kalmamış; Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının bir başka devlet hesabına çalışmaları için açıkça propaganda yapmıştır.
O böyle yapınca AGOS’taki yazısını ele almışız ve 24 Şubat 2004’te Deniz Som Cumhuriyet’teki “Vaziyet” köşesinde “Damardan” başlığıyla yayınlamış.
Hrant Dink’in 13 Şubat 2004 tarihli AGOS’ta yazdığını bir kez daha olduğu gibi okuyalım:
<<Türk’ten boşalacak o zehirli kanın yerini dolduracak temiz kan, Ermeni’nin Ermenistan’da kuracağı asıl damarda mevcuttur. Yeter ki o mevcudiyetin farkında olunsun.>>
Görüldüğü gibi cımbıza gerek kalmadan aldık! Türkiye’de Ermenice konuşmak, Ermeni okuluna gitmek gibi “azınlık hukuku” yetmez! Cımbızsız almayı sürdürüyoruz:
<<Oysa diğer yandan öyle bir gerçek vardır ki bunun gereğini yerine getirmek artık kaçınılmazdır. O da Ermenistan’la diasporalının (Ermenistan dışında yaşayanın) kuracağı moral diyalogun bizatihi kendisi kendisinin en doğal okul olduğudur. Ermenistan’ı ziyaret eden ve öncesinde Ermeni kimliğinden bir hayli uzak gözüken o gencin, 15-20 günlük bu sürede edinmiş olduğu kimliğin nasıl damardan absorbe edildiği görülecektir. Artık o dakikadan itibaren gencin bu kimliğini dünyanın neresinde yaşıyor olursa olsun unutması bir daha olanaksızdır.”
“Ermenistan’da kanı temizlenmiş ve kimliği tazelenmiş o genç acaba ne yapacak?” diye sormayın! Çünkü sizde ‘travma’ yani ezilmişlik kompleksi olduğuna hükmedebilirler! Yine sizde ‘Sevres sendromu’ ya da ‘Batılılar bize bir şey yapacak’ paranoyası (nedensiz dehşetli korku) olduğunu ileri sürecekler!
Biz Hrant Dink’in “Şapparigce” adlı köşesinde “Ermenistan’la tanışmak” başlıklı yazısına dönelim:
<<Ermeni kimliğinin doğrudan Ermenitan’dan edinilecek cümleleri kelimelerle anlatılamayacak denli zengin kazanımlardır. Bu durum saksıda yetiştirilmeye çalışılan narin bir bitkinin kendi toprağı, kendi suyu ve kendi güneşinde tanışmasına da benzetilebilir.”
İstanbul’da ‘Ermeni Diasporası’ yaratmak için çalıştığı belli olan Hrant Dink, “Bu topraklarda gömülmek istiyoruz” derken amacının ne olduğunu bilmeden gözyaşı dökenler için gazetesinden bir başka alıntı yapalım:
"İstanbul'a geri dönecek yüz bin Rum’un İstanbul'u nasıl bir dünya merkezi haline getirebilecekleri ortada. (..) Daha kozmopolit bir Türkiye, İstanbul ve Güneydoğu, AB üyeliğimizin, laikliğin, çağdaşlığın, toprak bütünlüğünün olsa olsa güvencesi olur. (..) Başbakanlığı döneminde Özal da böyle bir fikri ileri sürmüş ancak arkası gelmemişti.(..)" (Eser Karakaş, AGOS 21 Kasım 2003)
Senaryonun tümünü görmeden akıl yürütenler şurasını bilmeliler ki, tarihe gömülmüş yaraları deşmenin kimseye yararı olmaz.
Bu işleri romantikçe ele alarak, oynanan oyunu örtmeye çalışanlar bilmeliler ki, tarihsel süreçler sonunda bir denge ortamı oluşur ve huzura kaynaklık eder. Bu dengeleri bozmanın kimseye yararı dokunmaz!
AGOS gibi yayınlara, Dink ve Karakaş gibi yazanlara tarihte çok rastlanmıştır. I. Dünya savaşının cehennem günlerinde yurt sınırlarını korumak için savaşılırken sınırların gerisinde saldırgan Çar ordularından, saldırgan İngiliz karargâhlarından ve ABD misyoner merkezlerinden destek alarak silahsız halka saldıranlara arka çıkan entrikacıları barışsever halk unutmuştur.
Barışsever halk böyledir; her şeyi iyiye yorar. Sonra acılar çeker.
Emperyalizmin yardakçıları ise neden oldukları acılarla baş başa kalır. Ne ki, o entrikacılar acı çekmez, emperyalist odaklarda yuvaları hazırdır!
“Ermeni soykırımı” kampanyası karşısında “Bu sorun tarihçilere bırakılmalıdır” diyerek ulusal ve siyasal davaları savunmaktan geri duran devlet yetkilileri bu gelişmeler karşınsında susmayı da bir görev sanmaktadırlar. Oysa onlara koltuklar sunan Anayasa, aynı zamanda görev ve sorumluluk yüklemiştir! Görevi ihmali,n karşılığı ise T.C yasalarında mevcuttur!
11 Ekim 2005
* Hrant Dink’in yazısını o zamanlar okuyanlar arasında ‘azınlık hukuku’ savunucusu Baskın Oran vardı. Baskın Oran Washingtonhaber’e bu yazının yanlış olduğunu yazmıştı. Yazıları yanlış bulmak kolay, ama konu yalnızca ‘yazı’ değil ki! Önemli olan tıynet ve niyet!