Siyaset6 Eylül 2004 00:00

Ülke satılırken - Işık Kansu

Adım adım da değil, doludizgin vatan toprakları elden çıkıyor. Önce tarım desteklerini kaldırdılar, köylüyü yoksullaştırdılar, toprağını yok pahasına satma noktasına getirdiler. Ardından Doğrudan Yabancı Yatırımlar Yasası ile yabancılara taşınmaz alma hakkı getirdiler. AKP iktidarı da bunların üstüne tüy dikti, Temmuz 2003'te Köy Kanunu ve Tapu Kanunu'nu değiştirdi, yabancıların taşınmaz elde etmelerinin önündeki engelleri kaldırdı. Sonuç:new prescription coupons lilly cialis coupon online cialis couponsdiscount drug coupons click free discount prescription cardcialis forum link cialis bez receptasymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cenacialis walgreen coupon site cialis coupon

Yurt toprakları, metre ne kelime, dönüm dönüm satılıyor. Tek bir örnek: AKP'nin tüy dikişine, yani 19 Temmuz 2003 tarihine değin Türkiye'de 3 bin 31 İngiliz vatandaşı 2 bin 474 taşınmaz mal edinmiş. AKP'nin tüy dikişinden sonra geçen yalnızca bir yıllık süre içinde ise (19 Temmuz 2003 ile 26 Ağustos 2004 arası) 3 bin 210 İngiliz uyruklu kişi ülkemizde 2 bin 402 taşınmaza sahip olmuş. Cumhuriyet tarihi boyunca görülmemiş bir sıçramadır bu. İngilizlerin, yalnızca Muğla'da edindikleri taşınmazların toplam alanı ne kadardır biliyor musunuz? Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü verilerine göre, tam 1 milyon 56 bin 14 metrekare!

AKP tüy diyerken 3 Temmuz 2003'te CHP Muğla Milletvekili Gürol Ergin 'in söylediği sözler halen TBMM arşivinde, tutanaklarda duruyor: ''Köy Kanunu, Cumhuriyet'in kuruluşundan yalnızca dört buçuk ay sonra çıkarılmıştır. Kanunun 87. maddesiyle de yabancıların köylerde mülk edinmesi yasaklanmıştır. Bu yasak, Cumhuriyeti kuranların, egemenlik, bağımsızlık ve köylüyü efendi yapma anlayışını ifade etmektedir. Bu maddenin kaldırılması, yabancılara, köylerde istedikleri yerde ve istedikleri miktarda toprak edinme hakkını da vermektedir. Bu maddenin kabul edilmesi, Türk köylüsünü, kendi toprağında yabancı yapacak, ırgat durumuna düşürecek ya da topraklarından çıkaracaktır. Tasarıyla Tapu Kanunu'nun 36. maddesi iptal edilmektedir. Bu madde, yabancı kişilerin bir köye bağlı olmayan müstakil çiftliklere ve köy sınırları dışında kalan arazinin otuz hektardan çoğuna hükümetin izniyle sahip olabileceğini ifade etmektedir. Bu maddenin kanundan çıkarılmasıyla, yabancıların Türkiye'de sınırsız ve izinsiz toprak edinmesine olanak tanınmaktadır. Bu çerçevede, mütekabiliyet esası bile aranmamaktadır. Bu maddeleri kabul etmekle Türkiye Cumhuriyeti'nin çok büyük ve onarılmaz yara alacağını, cennet vatanın bağrını yabancı sermaye sahiplerinin doymaz iştahlarına sınırsız açacağımızı bilelim ve böyle bir yanlışa düşmeyelim.''

Irak'ta Türk yurttaşları öldürülüyor, yurt toprakları satılıyor. İktidar, gözünde teslimiyetçiliğin, ümmetçiliğin kara bağı; kör...

Konya kampının izi

AKP'li Meram Belediyesi'nce, Konya Dutkırı'nda gerçekleştirilen ve toplu ibadetlerle geçen ''Müslüman İzciler Kampı'' nı CHP Konya Milletvekili Atilla Kart gündeme getirmişti.

Emekli İzcilik Genel Müdürü ve uluslararası izci lideri eğitimcisi Selahattin Soysal , konuya yeni boyutlar kazandırdı. Soysal; Konya'daki kampın adının Türkiye İzcilik Federasyonu'nun 2004 resmi faaliyet programına ''Uluslararası Barış İzci Kampı'' olarak geçtiğini saptamış. Oysa, Suudi Arabistan merkezli ''Uluslararası Müslüman İzciler Birliği'' nin resmi internet sitesinde, aynı kamp ''4. Müslüman İzciler Kampı'' olarak ilan edilmiş... Selahattin Soysal, Konya'daki kampın adının, Türkiye'ye ve dünyaya farklı yansıtılmasındaki amacın, düşündürücü ve tehlikeli bir yaklaşımın izlerini taşıdığını söylüyor. Çünkü: ''Kampın gizli organizatörü olan Müslüman İzciler Birliği, Suudi Arabistan merkezli bir organizasyon olup ülkemizin bağlı olduğu Uluslararası İzcilik Teşkilatı olan World Organization of Scouting Movement'in (WOSM) bölgesel resmi bir alt kuruluşu değildir. Türkiye'de, İzcilik Federasyonu dahil hiçbir teşekkül Suudi Arabistan'daki bu kuruluşun bir üyesi değildir.'' Soysal'a göre, kamp, izci ruhu açısından da kusurlu: ''Ülkemizde Müslüman ülke izcilerinin kamp yapmasında elbette hiçbir sakınca bulunmamaktadır. Ancak, sadece Müslüman ülkelerin izcilerine açık bir izci kampı düzenlemek ve Müslüman olmayanları 'gözlemci' sıfatı ile kampa davet etmek izciliğin evrensellik ilkesine de gölge düşürmektedir.''

Komisyon kararıyla...

Fransızca öğretmeni Gülay Yüce , yurtdışı eğitim müşavirliği ve eğitim ataşeliği sınavına girdi. Mesleki yeterlilik sınavından 70, hizmetiçi eğitim ve değerlendirme sınavından 82, yurtdışı yönetim görevi sınavından da 89 puan alarak başarılı oldu.

Gülay Yüce, daha sonra ''yurtdışı temsil yeteneği mülakat sınavı'' na katıldı. Mülakat sınavı komisyonu; Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Necat Birinci, Personel Genel Müdürü Remzi Kaya ve Dış İlişkiler Genel Müdür Vekili İbrahim Kapaklıkaya' dan oluşuyordu. Komisyon, mülakat sınavında Gülay Yüce'ye 44 puan vererek kendisini başarısız saydı.

Yüce, idare mahkemesine başvurarak mülakat sınavının iptali ve yürütmenin durdurulmasını istedi. Ankara 6. İdare Mahkemesi de Gülay Yüce ile ilgili davada şu karara vardı:

''...14 yıldan beri Milli Eğitim Bakanlığı kadrosunda Fransızca öğretmeni olarak görev yapan davacının ilgili yıl içerisindeki tutum, davranış, hizmete ilişkin bilgi ve becerilerinin ve yurtdışı temsil yeteneğinin sicil amirlerince iyi ve çok iyi olarak değerlendirildiği göz önüne alındığında, temsil yeteneği mülakatında değerlendirilecek olan hususların sicilde belirlenen ilkelerle parallellik arz etmesi nedeniyle düşük puan verilmek suretiyle başarısız olarak değerlendirilmesinde; sınavın objektif ve nesnel ölçütlere göre yapıldığına ilişkin somut bir bilgi, belgeye dayalı kanıt ortaya konulmadığından sebep ve maksat unsuru bakımından hukuka uyarlık görülmemiştir.'' Yüce'nin mülakat sınavında ''nesnel'' davranmadığı mahkeme kararıyla somutlanmış olan komisyon, geçen aylarda bir kez daha toplandı. Bu kez, Yüce'nin sınavına komisyon üyesi olarak katılmış İbrahim Kapaklıkaya'yı mülakatta sınadı ve kendisini başarılı saydı. Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik' e sorumuz şudur: Mahkeme kararıyla ''nesnel'' davranmadığı belirlenen komisyonun başarısız kıldığı öğretmen Gülay Yüce yurtdışında görev yapamazken mahkeme kararıyla ''nesnel'' davranmadığı belirlenen komisyonun üyesi Dış İlişkiler Genel Müdür Vekili İbrahim Kapaklıkaya aynı komisyon tarafından başarılı sayıldığı için yurtdışına gönderilecek midir?