İş Döndü Dolaştı Ve Ek Protokol''e Geldi - Hasan ÜNAL
Türk dostu ilan edilen Mustafaolli Rehn imalardan anlamadığımızı farkedince gözümüze soktu lafı: ''Ek Protokol konusunda gecikme olmasın haaa. Bir an evvel TBMM onaylasın.'' Bu sözleri Avrupa Parlamentosu''nun kararıyla birlikte değerlendirmek gerekir. 3 Ekim''den hemen önce AP, Ek Protokol''e onay vermemiş ve bunu ancak ve ancak TBMM''den geçirildikten sonra yapacağını açıklamıştı. Bu arada TBMM''ye de bir mesajı vardı: ''Sakın haa, Protokol''ü hükümetinizin tek yanlı deklarasyonuyla birlikte onaylamayın.''
Abdullah Gül''ün bile anlamak zorunda olduğu açıklıkla verilen emir şu: Ek Protokol''ü Meclis''te onaylayacağız ve bu onay sırasında bizim yayımladığımız ve AB''nin bir karşı deklarasyonla itiraz edip, geçersiz saydığı deklarasyonu Protokol''ün parçası olarak TBMM''ye getirmeyeceğiz. Aslında Türkiye tarafı sırf milletvekillerini avutmak için böyle bir cingözlük düşünmüştü; ama bu tatlandırıcıya bile AB''nin tahammülü yok. En zelil bir şekilde baş eğmemiz ve Protokol''ü onaylayıp, yürürlüğe koymamız isteniyor.
Bu Protokol ve Kıbrıs adasından Türkiye''nin çıkarılması AB''nin en öncelikli hedefi. AB tarafı önümüze konulan çerçeve belge ile müzakerelerin sürdürülemez hale geldiğini gayet iyi biliyor. Sürecin hem de başlarında bir çıngar çıkması muhtemel. Bir yerlerde bu hükümetin bile kamuoyunun tepkisi karşısında istenenleri veremeyeceğini biliyor. Bu yüzden Kıbrıs işinin bir an evvel kotarılması lazım.
Aslında bana sorarsanız 1999 yılında Türkiye aday ülke ilan edilirken AB''nin en öncelikli konusu yine Kıbrıs''tı. Türkiye üye olacakmış gibi yalvarma odasında iğfal edilecek yani aldatılacak; bu arada Kıbrıs, Rumların isteklerine yakın bir tarzda birleştirilip, AB içerisine paketlenecekti. Gerek Türkiye gerekse Kıbrıs Türk kamuoyu AB üyeliği afyonuyla uyuşturulacak ve ne olup bittiğini farkedemeyecekti. Türkiye üzerine düşen ev ödevlerini yapmayacağından veya başka mazeretler de yalvarma odasında perişan edileceğinden üye yapılmayacak; ama bu arada bin bir türlü vaat ve şaklababanlıkla Kıbrıs Anadolu''dan koparılacaktı.
Tam da böyle oldu. Türkiye ve Kıbrıs Türk kamuoyu yalan rüzgarları altında ne olduğunu anlayamadı. Ama Rumlar Türkiye ve KKTC''nin AB afyonuyla veremeyeceği taviz olmadığını gördü ve Annan planını reddetti. Her şeyi toptan istedi. Kıbrıs''a sahip olmak için kademeli planlara gerek yoktu. Türkler hemen teslim olmalıydı. AB o günden beri bu defa da Kıbrıs sorununu bahane ederek Türkiye''yi dışarda tutmaya çalışıyor; ama bir şekilde KKTC''yi Rumlara yamamak zorunda.
Bu yüzden Ek Protokol''ün bir an evvel onaylanmasını istiyor. Bu Protokol''ün uygulanmasının ve müzakere çerçeve belgesinde Kıbrıs''a ilişkin olarak Türkiye''den istenenlerin KKTC''yi bitireceğini ve Rumların adanın tek devleti haline geleceğini biliyor. Zaten Kıbrıs meselesi bu şekilde çözülse (!), o zaman Türkiye''ye daha sert ve açık ifadelerle ''güle güle'' diyebilir.
Kıbrıs meselesi bir şekilde AB mevzuatına uygun olarak çözülmezse, bunun AB hukukunda yaratacağı sorunların farkındalar. O yüzden dönüp dönüp bu konuları önümüze getirecekler ve ''yapmazsanız müzakereler kesilir'' diyecekler. Ayrıca bizimkilerin bu tavizleri vermeye teşne olduklarını da biliyorlar. Ama Protokol''e onay verecek olan milletvekilleri iyi düşünmeliler.
Verecekleri onay elli yıllık Kıbrıs davasının sonunu getirecektir ve bunun tevil edilecek bir tarafı yoktur. ''AKP ne verdi ki'' diyebiliyorlardı; onaydan sonra diyemeyecekler. Üstelik bu tavizler ne AB''de bizim önümüzü açacak ne de sonuncusu olacak.