Dünya7 Ekim 2005 00:00

21. Yüzyılda İnsanlık Köleleştirilecek mi?

Tüm dünyada ve özellikle de ekonomik olarak gelişmiş ülkelerde insanlar tüketim kredileri, kredi kartları borçları, 20-30 yıllık konut kredileri (mortgage) ile bankalara yani elite (siz kapitalistlere diye de okuyabilirsiniz) borçlu durumdalar. Bunun anlamı insanlığın serfleşmesidir –marabalaşmasıdır. Temel ihtiyaçlarını karşılamak için insanlar işten atılmamak zorundadırlar, işten atılma sistemin dışına itilme demektir, bu ise post modern çağ insanı için yaşarken ölmek demektir. Modern çağların başlangıcında insanlık zincirlerinden kurtulmak istiyordu oysa artık insanlar yaşamak için, hep daha fazlası için zincirlenmek istiyorlar. cialis forum cialis prodaja cialis bez recepta

21. Yüzyıl, tüm dünyada küresel elitin saldırılarıyla başladı. Arkasında kimlerin olduğu belirsiz olan 11 Eylül saldırıları bahane edilerek Afganistan ve Irak katliamlarla işgal edildi, işgal süreci devam ediyor. Avrupa eliti ise sinsice daha demokratik bir görünümle geniş halk kitlelerinin 20. yüzyıldan elde ettiği kazanımları geri almak için AB projesini kullanıyor. Elitin elindeki tekelci medyanın bütün faşizan karartma ve çarpıtmalarına rağmen kazanımlarının çok uluslu şirketlerin lehine eritileceğini anlayan Avrupa halkları referandumlarda elite şamar üstüne şamar indiriyor ancak, halkların reddettiği şartlar kabul edilinceye kadar ısıtılıp ısıtılıp tekrar önlerine konuyor. ABD’nin demokrasi getirmek yalanıyla işgal ettiği Irak’ta anayasaya hayır demek imkansızlaştırılıyor, tıpkı Türkiye’de fiilen AB’ye ya da NATO’ya , özelleştirmelere hayır demenin anlamsızlaştırıldığı gibi. Tüm dünyada temel mal ve hizmetlerin üretimi kamudan alınıp, özelleştirmeler yoluyla küresel elite veriliyor.


İnsanların en temel ihtiyaçlarının onların hakkı olduğu ve devletin adil gelir dağılımını sağlamak, vatandaşların sağlık, barınma beslenme , sosyal güvenlik gibi ihtiyaçlarını karşılamakla yükümlü olduğu gerçeği yavaş yavaş unutturuluyor. İnsanlar, bu ihtiyaçlarının asgari seviyelerde karşılanması için devlet güvencesinden yoksun bırakılıyor. İnsanların temel hakları olan en doğal ihtiyaçlarının karşılanması ,küresel elitin ve onların yerel temsilcilerinin enstrumanları olan çeşitli NGOlar , laik -dini vakıflar tarafından , o NGO ya da vakıfın elemanı ya da müridi olma ve onlara hizmet etme karşılığında bir lütufmuş gibi sunuluyor.


Tüm dünyada ve özellikle de ekonomik olarak gelişmiş ülkelerde insanlar tüketim kredileri, kredi kartları borçları, 20-30 yıllık konut kredileri (mortgage) ile bankalara yani elite (siz kapitalistlere diye de okuyabilirsiniz) borçlu durumdalar. Bunun anlamı insanlığın serfleşmesidir –marabalaşmasıdır. Temel ihtiyaçlarını karşılamak için insanlar işten atılmamak zorundadırlar, işten atılma sistemin dışına itilme demektir, bu ise post modern çağ insanı için yaşarken ölmek demektir. Modern çağların başlangıcında insanlık zincirlerinden kurtulmak istiyordu oysa artık insanlar yaşamak için zincirlenmek istiyorlar. Belki de kulaklarımıza sinemayla, müzik dünyasıyla , reklamlarıyla, televizyonu radyosuyla, gazeteleriye, resimiyle , edebiyatıyla “hep daha fazlasını iste” diye fısıldayan elitin en büyük kazanımı bu: İnsanları kendi istekleri ile zincirlemek. Post modern çağ insanı soruyor: “Tüketmek istiyorum, zincirlerim nerede?” Daha da acısı, müzik, sinema, giyim, arabalar, futbol,borsa, politika vs. gibi her şeyden iyi anlayan post modern insanın sağlık, barınma, beslenme, sosyal güvenlik gibi temel ihtiyaçları bir hak olarak değil , tüketilecek bir meta olarak kabullenmesidir. Kazanamıyorsan aç kalırsın, doktora gidemezsin, yaşlanınca bakılamazsın, bunlar post modern insan tarafından içselleştirilmiş kabullenilmiştir.

Elit, kendi merkezine çevreden göçleri vizelerle kısıtlar. Kendileri dünyanın her yerine serbestçe girip çıkarken sıradan insanların dolaşımı onların isteğine bağlıdır. Gelişmiş ülkelerin vatandaşlarının çevre ülkelere girişlerinde vize sorunu yoktur ancak onların da serbest dolaşıma yetecek paraları yoktur yani şeklen dolaşımları sınırsız gibi gözükse de gelişmiş ülkelerin vatandaşları da elitin onayını almadan bir yere kıpırdayamazlar.

Bu gidişle 21. yüzyıl , NGOların, patriklerin, papaların, hoca efendilerin ve NATO’nun düzenin memurluğunu , bekçiliğini yaptığı, sanayi ve mali kapitali elinde tutan elitlerin ağa – lord –senyor oldukları postmodern feodalizmin hüküm sürdüğü yeni bir ortaçağ karanlığının başladığı bir yüzyıl olacak…

Serflerin , baronlara karşı etkili olarak karşı koyabilmeleri ve insanlığın bu köleleşme sürecini engellemeleri de etnik, dini ya da mezhepsel , bölgesel hatta cinsiyet farklılıkları dahi kullanılarak ayrıştırılmaları; farklılıklarının derinleştirilerek böl-yönet taktiklerinin kullanılması yoluyla engellenmektedir. İnsanlar kendi çıkarları için dayanışmaları gerekenleri “öteki” olarak görüp elitin ve aygıtının karşısında yalnızlaşmakta hiçleşmektedirler. Postmodernizimde insan haklarından , barınma , beslenme, sağlık, sosyal güvenlik vb. ; kısacası yaşama hakkının değil de, etnik, dini , mezhepsel farklılıkların ve bunların öne çıkarılmasının , anlaşılmasının nedeni de budur. Bu çeşit farklılaştırıcı ,bölücü ayrıştırıcı insan hakları elitin böl yönet politikalarına hizmet eder.

Yeni feodalizmin kurulması ve insanlığın bir avuç küresel senyöre , lorda, barona serf- maraba olabilmesi için, devletin yani kamunun ekonomiden çekilmesi şarttır. Bu çekilme insanları günlük hayatta doğrudan etkilemeyen sanayi dalları ile sınırlı kalmayacaktır. Günlük hayatta kullanılan sudan, kanalizasyona, belediye otobüslerinden elektriğe, sosyal güvenlikten sağlığa her şey özelleşecek yani kamunun elinden çıkarılacak, sermayeye yani küresel baronlara verilecek. Post-modern feodalizmde , kimse kaçak elektrik kullanamayacak (ağanın ürününü çalmak büyük suçtur); kabaran faturalar için şikayet edilecek “nerde bu devlet” diye beklenilecek bir sosyal devlet de kalmayacak, sosyal devlet denen olgunun kendisi silinecek… İnsanların en doğal hakları olan, barınma,beslenme, sağlık, su, sosyal güvenlik gibi gereksinmelerinin karşılanması onlara sanki postmodern ağaların , baronların NGOları, tarikatları aracılığıyla bahşettiği lütuflarmış gibi sunulacak…


Açıkistihbarat – (istiklalitam)