Utanç ve Pranga! - Ümit Zileli
Ama, önce “son kahramanımız” dan söz edelim... Edelim ki, hangi prangaya mahkûm edildiğimizi görelim! Pek muhterem medyamızın, “son kurtarıcı” , “48 saat Türkiye için uykusuz kalan adam” olarak kutsadığı İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw , Türkiye'nin müzakere masasına oturmasının gerekliliğini 25 üye ülkeye anlatmak için, Le Monde gazetesinde pazartesi günü yer alan şu sözleri söylüyor: - Ayıyı vurmadan derisini yüzmeyelim!!! Ben İngilizlerin bu yönünü pek severim; istediklerinde bir olayı ve sonucunu gayet net ve özlü biçimde açıklayıverirler! Şimdi gelelim AB'ye nasıl girdiğimize! discount card prescription discount prescription coupons prescription drugs discount cards
Adam, köşesine başlık atmış:
- Atam, ruhun şad olsun!
- Niçin?
- Çünkü Atatürk'ün çok istediği sonuca nihayet ulaşmışız, Avrupalı olmuşuz!
- Ne zaman olmuşuz?
- 3 Ekim 2005 Pazartesi gecesi 23.58''de, o da İngiltere saatiyle!
Günlerdir, koca koca adamlar, televizyon ekranlarında, gazete köşelerinde halkın gözünün içine baka baka, hiç utanıp sıkılmadan yalan söylüyorlar.. Utanç verici bir işbirlikçilik ruhuyla, Türkiye'nin o masaya oturmanın bedeli olarak neleri verdiğini, hangi temel haklardan vazgeçtiğini, ne denli bir aşağılanmaya maruz kaldığını saklıyorlar.
- Kanma, ey halkım!
Her şeyden önce bil ki, Atatürk, Kurtuluş Savaşı'nın başından, yaşamını yitirdiği 1938'e dek, bir kere dahi “Avrupalılaşmak” ya da “Batılılaşmak” sözcüklerini kullanmadı. Atatürk'ün sözünü ettiği “muasırlaşmak” , yani çağdaşlaşmaktı...
- Üstelik, Batı'ya rağmen, onun tüm engellemelerine karşın çağdaşlaşmak!
”Atatürk''ün amaçladığı sonuca ulaştık” pespayeliğinin ne denli büyük bir yalan olduğunu görmek için, uzun uzadıya araştırma yapmaya hiç gerek yok; yalnızca, kimilerinin daha içeriğini görmeden bayram yapmaya başladığı AB Müzakere Çerçeve Belgesi'ni okumak tek başına yeterli...
- Orada nasıl “koloni” olacağımız açıkça yazılı!
****
Ama, önce “son kahramanımız” dan söz edelim...
Edelim ki, hangi prangaya mahkûm edildiğimizi görelim! Pek muhterem medyamızın, “son kurtarıcı” , “48 saat Türkiye için uykusuz kalan adam” olarak kutsadığı İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw , Türkiye'nin müzakere masasına oturmasının gerekliliğini 25 üye ülkeye anlatmak için, Le Monde gazetesinde pazartesi günü yer alan şu sözleri söylüyor:
- Ayıyı vurmadan derisini yüzmeyelim!!!
Ben İngilizlerin bu yönünü pek severim; istediklerinde bir olayı ve sonucunu gayet net ve özlü biçimde açıklayıverirler! Şimdi gelelim AB'ye nasıl girdiğimize!
- AB'nin olmazsa olmaz temel ilkesi olan “Serbest Dolaşım Hakkı” ndan daha başında vazgeçtik. Siz bakmayın Tayyip Bey'lerin “reddettik” koskoslanmasına, bunun adı buz gibi “İmtiyazlı Ortaklık” tır!
- Çerçeve Belge'de yer alan “Türkiye''yi hazmetme kapasitesi” , bir ulusu aşağılamanın en çirkin yolu olmasının yanı sıra, Türkiye'yi Birliğe kabul etmeyeceklerini en açık şekilde ortaya koymaktır. Zaten Avusturya ve Fransa, sonunda referanduma gideceklerini daha müzakere belgesinin mürekkebi kurumadan açıklamıştır!
- Bu belgeyle daha önce bağlayıcı olmayan tavsiye kararları da bağlayıcı hale getirilmektedir. Türkçeye çevirirsek; Avrupa Parlamentosu kararları bağlayıcı hale gelecek. Yani, “Ermeni soykırımını tanıyın”, “Kıbrıs''ı tanıyın, askerlerinizi çekin”, “Ruhban okulunu açın”, “Patrik'in evrenselliğini kabul edin” yolundaki tüm tavsiye kararları artık bağlayıcı olacak! Dahası var; geçen yılki etki raporu da bağlayıcı olacak; buna göre Fırat ve Dicle nehirlerinin uluslararası yönetime devri gibi tasarılar da kesinleşecek!
AB üyeliğimiz kutlu ve mutlu olsun!!!
****
Nasıl, beğendiniz mi müzakere şartlarını?
Pardon, işbirlikçi takımı gibi ''''giriş şartları'''' demeliydim! Bu mu Atatürk''ün ruhunu şad edecek çağdaşlaşma projesi? Bu mu Türkiye''yi çağdaş medeniyetler seviyesine çıkaracak anlaşma?
Adını şimdiden açık açık koyalım, hiç olmazsa ileride tarihi okuyanlar ''''Bu çok açık tuzağı görenler de olmuş'''' desin:
- Bunun adı, Türkiye'nin Batı'ya en kalın zincirlerle prangalanmasıdır, yani sömürgeleşmesidir!