Siyaset2 Şubat 2005 00:00

IRAK FOTOĞRAFI VE ABD İLE YENİ YOL HARİTAMIZ - Sadi Somuncuoğlu

Elindeki enstrümanlar azalıp, zamanı daralan Türkiye''nin en azından bundan sonra fotoğrafın bütününü görüp, süratle buna uygun politikalar belirlemesi kaçınılmaz hale gelmiştir. Öncelikle kabul edilmesi gereken Türkiye ile ABD''nin artık bu bölgede müttefik olmadığıdır.ABD''nin başını çektiği güçlerin bölgedeki emellerine ambalaj yapılan Büyük Ortadoğu Projesi''nin tam teşhiri de bu gerçeği teyit edecektir.levitra and diabetes diabetes sexuality treatment sexual dysfunction in diabetesnew prescription coupons sporturfintl.com online cialis couponsdiscount drug coupons click free discount prescription cardfusidinezuur voetschimmel read fusidinezuur acneoxcarbazepine dosage click oxcarbazepin

Irak''taki gelişmeler, özellikle de Türkiye''nin parası-pasaportu-himmetiyle kişilik kazanıp, ABD''nin eteğine yapışan aşiret reislerinin uydu bir devlet kurma sürecini hızlandırmıştır.

Artık bunlar "cüretkar" saldırılarla doğrudan ülkemizi hedef almaktadırlar.

Türkiye''deki tartışmalar da bu çerçeveye odaklanmıştır.

Bu süreçte hayati önemde olan bir adım, Türkiye''nin seçimlerin meşruiyetini tanımayacağını önceden ilan etmesiydi.

Ancak bu basiretli tavır gösterilememiştir.

Dolayısıyla da bölgenin kaderini etkileme fırsatı bir ölçüde kaçırılmıştır.

Elindeki enstrümanlar azalıp, zamanı daralan Türkiye''nin en azından bundan sonra fotoğrafın bütününü görüp, süratle buna uygun politikalar belirlemesi kaçınılmaz hale gelmiştir. Öncelikle kabul edilmesi gereken Türkiye ile ABD''nin artık bu bölgede müttefik olmadığıdır.

ABD''nin başını çektiği güçlerin bölgedeki emellerine ambalaj yapılan Büyük Ortadoğu Projesi''nin tam teşhiri de bu gerçeği teyit edecektir.

Türkiye ne olduğunu bilmediği BOP''ta görev alıp, öncü olacağını bekleye dursun, proje yürürlüğe sokulmuş ve tam gaz devam etmektedir.

Hem de Türkiye üzerinden ve Türkiye''yi de hedef alarak... ABD''nin Orta Asya ve Kafkaslar''daki emelleri netleşmiştir.

Enerji ve doğalgaz kaynakları ile nakil hatlarının kontrolünün yanında, Rusya''nın kuşatılmasının da tamamlanıp, tamamen etkisiz hale getirilmesi planlanmıştır.

Bu bölgede Afganistan işgali ile başlayan operasyon, AB''nin de desteğiyle gerçekleştirilen "kadife devrimlerle" sürdürülmektedir.

NİÇİN IRAK? Ancak bölgemize gelindiğinde, petrol başta olmak üzere enerji ve doğalgaz kaynaklarının ele geçirilmesinin yanında ön plana çıkan, daha önemli faktörler vardır.

Bunların ilki, Filistin-İsrail çatışmasının sona erdirilip, İsrail''in güvenliğinin sağlanmasıdır.

Irak tesadüfen seçilmemiş, yine Suriye ve İran rastgele hedefe oturtulmamıştır.

Filistin''e en büyük desteğin Saddam''dan gelmesi sebebiyle işe Irak''tan başlanmış, böylece aynı safta yer alan İran ve Suriye üzerinde de ciddi baskı kurulmuştur.

Bu desteklerin kesilmesinin Filistin''i bir barışa zorlayacağı hesaplanmıştır. ABD''nin bölgemize gelişinin ikinci sebebi İsrail''in büyütülüp tümüyle güvenlik kuşağına alınmasıdır.

Buradaki araç ise son yıllarda Irak''ın kuzeyinde bütün unsurlarıyla ortaya çıkan uydu devlettir.

Sonucu önceden belli olan, kirli, şikeli seçimlerle de bu uydu devlete meşruiyet kazandırılacaktır.

Bütün bunlar, aşiret başlarından önce batı emperyalizmi istediği için böyle olacaktır. Bölgenin dengelerini alt-üst edecek Kürt-İsrail köprüsünün şeklini ve süresini ise Türkiye, İran ve Suriye''nin tavırları belirleyecektir.

Bu operasyonun Türkiye bölümünün AB''ye havale edildiği ortadadır.

Başından beri ülkemizin sadece Güneydoğu Anadolu bölgesi ile ilgilenen, terör örgütünü "gerilla- özgürlük savaşçısı" diye niteleyip, her türlü desteği veren AB''nin, işi siyasallaştırma sürecine soktuğu bilinmektedir.

ABD, terör örgütünü Irak seçimlerine sokarak, meşrulaştırırken, AB de, Güneydoğu''daki vatandaşlarımızı ısrarla "azınlık" kalıbına sokup, bunu Türkiye''ye de kabul ettirmeye çalışmaktadır.

Kısaca Türkiye iki ateş arasındadır.

Türkiye, ya AB ve ABD politikalarına sorgusuz-sualsiz uymaya devam edecek, ya da milli bir politika izleyecektir.

İşte Kürt-İsrail köprüsünün Türkiye''ye ilişkin hesaplarının tutup, tutmayacağını buradaki tercih belirleyecektir.

RICE''IN ÇANTASINDA NELER VAR? Türkiye''nin, kendisini uçuruma sürükleyen mevcut politikaları daha fazla sürdüremeyeceği açıktır.

Eli-kolu bağlıymış gibi durması ve seyretmesi de mümkün değildir.

ABD''nin "şahin" Dışişleri Bakanı Rice''ın ziyareti öncesinde ilişkilerimizin adının yeniden konması zorunludur.

Çünkü açıkça görülmektedir ki, artık bölgedeki menfaatlerimiz çatışmaktadır.

Önümüzdeki günlerde gerçekleşecek ziyaretin sebebi de işbirliği teklifinde bulunmak veya Türkiye''ye ihtiyaç duyulduğunu söylemek değildir.

Aksine sergilenen zaafiyet, hatta teslimiyetten daha da cesaret alınarak; -Yeni dayatma ve tehditlerde bulunmak, -Türkiye''nin tüm imkanlarını kullanacaklarını tebliğ etmek, -En önemlisi de Irak seçim sonuçlarını, özellikle Kerkük''ün kaybını hazmettirmektir.

Başbakan Erdoğan, dün partisinin Meclis grubundaki konuşmasında bir ölçüde doğru tespitlerde bulundu, yüksek perdeden bir tavır koydu.

Ancak bugüne kadar olduğu gibi bunun da, AKP grubunda giderek yükselen tansiyonu düşürmeye ve iç kamuoyuna yönelik bir çıkış olmamasını temenni ederiz.

MİLLETİN VE DEVLETİN ŞEREF VE BAĞIMSIZLIĞI İÇİN 1.Körfez Savaşı''ndan beri "ABD müttefikimizdir" diye aleyhimize olan her gelişmeyi gözü kapalı desteklediğimiz bir gerçektir.

Ancak gelinen noktada, Türkiye''nin bölünmesi ve bölgenin Filistin''e dönüşmesi mukadder gibidir.

ABD ile çıkarlarımız çatıştığına, güvenliğimiz tehdit altında olduğuna göre, Türkiye artık bu gidişi desteklemeye devam edemez.

Yapılacak olan Irak ve bölgeyle ilgili olarak tarafların menfaatlerini uyumlu hale getirecek ciddi bir plan hazırlanıp, bunun ABD ile bunu müzakere edilmesidir.

Bir anlaşma sağlanabilirse, işbirliğine bu yeni esaslara göre devam edilir.

Aksi takdirde tüm riskler göze alınarak, İncirlik başta, hava ve kara sahasını kullandırmayacağımız, Irak''taki işbirliğine son verip, siyasi desteğimizi çekeceğimiz ABD''ye kesin ve kararlı bir dille anlatılmalıdır.

Türkiye''nin bundan sonra yapacağı iş ise kendisinin ve bölgenin istikrarı ile güvenliğini esas alan milli bir politikayı uygulamaya koymak olmalıdır.

Bilinmelidir ki, gelişmeleri izlemekle, rica-minnet, tavsiye ve temennilerle, sahte ödül ya da sırt sıvazlamalarla ve de gerçekler milletten gizlenerek Türkiye korunamaz.

Atatürk de, "İnsaf ve acıma dilenmekle millet işleri, devlet işleri görülemez.

Milletin ve devletin şeref ve bağımsızlığı sağlanamaz.

İnsaf ve acıma dilenmek gibi bir ilke yoktur.

Türk Milleti, Türkiye''nin gelecekteki çocukları bunu bir an bile unutmamalıdırlar." dememiş midir?