AKP imzaladı, millet değil - Rıza Zelyurt
Dünkü bazı gazetelere bakarken bir kez daha yüzüm kızardı. Başlıklarına bakın:- Direndik, kazandık...- Dimdik durduk, kazandık...- Söke söke Avrupa...- Atam rahat uyu...Aynı başlıkları daha kalın harflerle 17 Aralık 2004'te de atmıştı bizim AB propagandacısı gazetelerimiz. Dün de Mohaç Meydan Muharebesi gibi bir savaş kazandık havası yarattılar.NEYİ ALDINIZ?Söke söke aldık diyenlere, direndik kazandık diyenlere soruyorum: Neyi aldınız, neye direndiniz?3 Ekim gecesi Türkiye'ye kabul ettirilen şartlar; 17 Aralık 2004'te ortaya konulan şartlardan çok daha ağır.coupons for cialis 2016 prescription savings cards prescription drug cardscialis forum link cialis bez receptaescitalopram i alkohol escitalopram tbl escitalopram i alkoholarcoxia 90 mg wikipedia read arcoxia cenamicardisplus 80/25 mg micardis haittavaikutukset micardis plus 80 12.5 mgoxcarbazepine dosage bilie.org oxcarbazepin
Ayrıca, AB ile görüşmelerin ucunun açık olduğu; yani çok uzun yıllar sürebileceği tarafımızdan kabul ediliyor. Böylece AB'ye bizi istediği gibi oyalama hakkını tanımış oluyoruz. Yine, AB ile müzakeremizin, sonucunun üyelikle bitmeyebileceğini de AB tarafına tanımış olduk. Bu yazdıklarıma inanmayan 2. maddeyi okusun da görsün...
BAŞBAKAN GİZLİYOR
Başbakan Erdoğan, dün yaptığı açıklamada, AB ile imzalanan çerçeve belgede; uluslararası haklarımızı kullanmada bir engelle karşılaşmayacağımızın garanti edildiğini söyledi. Burada, vurgulamak istediği NATO ve Kıbrıs konuları idi. Türkiye; bu konularda Kıbrıs Rum Yönetimi'nin işine gelecek biçimde bir şartı kabul etti. Öyle ki bu şart da 17 Aralık 2004 belgesinde bulunmuyordu. Bu şart şudur: 'Türkiye, AB ülkelerinin (Bu arada Kıbrıs Rum Yönetimi'nin ) uluslararası organizasyonlara (Örneğin NATO'ya) ve düzenlemelere katılımı konusunda politikalarını AB ile uyumlu hale getirmek zorundadır.'
Buna inanmayan varsa, 7. maddeyi dikkatli biçimde okusun...
Bunun anlamı da şudur: Türkiye; Kıbrıs'ta Rum yönetimini tanımak, Avrupa Birliği gibi adanın tek hükümeti olarak onları kabul etmek zorundadır. Kuzey Kıbrıs Türk Hükümeti yasadışıdır; Ada'daki Türk askeri de işgalcidir...
Türkiye'nin Ege'de Yunanistan ile olan sınır sorununu da AB kuralları yönlendirecektir. Yani Türkiye bu konuda da Birleşmiş Milletler'e değil; AB'ye boyun eğmek zorundadır.
Bu birkaç madde bile gösteriyor ki; Türkiye AB'ye hiç mi hiç direnememiştir. Bundan sonra Ermenilerin soykırım iddialarının kabulü; PKK terör örgütüne siyasal haklar sağlanması; azınlıklara kültürel haklar adı altında Türkiye'nin alt birimlere ayrıştırılması gündeme getirilecek. Ordu; etkisizleştirildikten sonra alt kimlikleri kışkırtılan Türkiye; Yugoslavya gibi birbirine dürülüp parçalara ayrılacaktır.
3 Ekim kararını Türkiye değil, AKP imzalamıştır. Karar da bu yüzden hükümet merkezinde değil AKP genel merkezinde alınmıştır. Bu yüzden; yeni bir hükümet; AB'nin dayattığı bu köleleştirme şartlarını yeniden masaya yatıracaktır.