BÖYLE REZALET GÖRÜLMEDİ
TÜRKİYE Cumhuriyeti Devleti, tarihinin en karanlık günlerini yaşıyor. Ankara ve Lüksemburg’ta saatlerce sürdürülen ve çadır tiyatrosunu aratmayacak ciddiyetsizlikte yürütülen müzakereler, kapalı kapılar ardında yapıldı. Hükümet, kelime oyunlarıyla dolu çerçeve belgeyi onayladı.Dayatmalar masada bekliyor. Türk milletinin ve KKTC’nin kaderiyle oynayan AKP, dünyanın bildiği teslimiyet belgesini kendi halkından sakladı. Sezer ve Baykal’a bile son dakikada bilgi verildi.new prescription coupons free prescription cards discount online cialis couponsfusidinezuur voetschimmel read fusidinezuur acnesymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort symbicort cenacleocin 150 mg mattnichols.co.uk cleocin 300 mg
* Kıbrıs Rum Kesimi’ni kabul edip, KKTC’yi sileceksiniz.
* Rumlar’ın NATO ve uluslararası kuruluşlara girmesini engellemeyeceksiniz.
* Yunanistan’ın Ege başta olmak üzere tüm taleplerini karşılayacak, Ermeni sınırını açacaksınız.
* Fener papazını ekümenik olarak kabul edip, Ruhban Okulu’nu açacaksınız.
* Kürtler’i ve Aleviler’i azınlık haline getireceksiniz.
* AB müktesebatına uymayan anlaşmalardan (Lozan) vazgeçeceksiniz
TÜRKİYE Cumhuriyeti Devleti, tarihinin en karanlık günlerini yaşıyor. Ankara ve Lüksemburg’ta saatlerce sürdürülen ve çadır tiyatrosunu aratmayacak ciddiyetsizlikte yürütülen müzakereler, kapalı kapılar ardında yapıldı. Hükümet, kelime oyunlarıyla dolu çerçeve belgeyi onayladı.
SANKİ MAL KAÇIRIYORLAR
DIŞİŞLERİ Bakanı Abdullah Gül, AKP Genel Merkezi’nden büyük bir hışımla çıkarak soluğu havaalanında aldı. Başbakanlık yerine parti binasında sürdürdükleri görüşmelerin içeriğiyle ilgili tek kelime etmeyerek, Avrupalının ve Rum’un bildiği gerçekleri kendi halkından sakladı.
RUM’A TESLİM OLDULAR
GÜL, uçağa gitmek için iki adım atmıştı ki, gazeteciler kendisine Cumhurbaşkanı A. Necdet Sezer ve muhalefet partilerine bilgi verip vermediğini sordu. Gül, telefonla durumu anlattıklarını belirtip, ”Fazlasını Başbakan söylesin” diyerek bindi bir alamete, gitti kıyamete...
İÇİ BOŞ AÇIKLAMA
BAŞBAKAN Erdoğan yaptığı açıklamada şunları söyledi: ‘Cumhuriyetin kuruluş tarifleri ve 40 yıllık hayalimiz bugün bu belgeyle gerçekleşmiş oldu. En önemli merhaleyi aşmış bulunuyoruz. Dışişleri Bakanı Gül ve Devlet Bakanı Ali Babacan tüm ekipleriyle Lüksemburg’a uçtular. Memnuniyetle söyleyebiliriz ki aklı selim galip geldi’
“Rüzgâra karşı piyano çalınmaz”
Ankara’ya gelen Avusturya Parlamentosu Başkanı Andreas Khol, “Yapılan anketler Avrupa’nın % 65’inin Türkiye’nin üyeliğine karşı olduğunu ortaya çıkardı.
Bunun yarattığı travma devam ediyor ve etkisi henüz geçmedi. Onun için rüzgâra karşı piyano çalınmaz” diyerek acı gerçeği Meclis Başkanı Arınç’ın yüzüne söyledi.
Teslimiyeti
milletten gizlediler
Rumların bütün dayatmalarını olduğu gibi kabul eden AKP iktidarı, tüm dünyanın bildiği gerçeklerle ilgili Türk halkına tek kelime bilgi bile vermedi
AKP iktidarı, AB Konseyi’nin onayladığı Müzakere Çerçeve Belgesi’ni aynen kabul etti. Gün içinde Çerçeve Belgeye itiraz ediyormuş ayaklarına yatan iktidarın yetkilileri, şova dönüştürdükleri uzun toplantının ardından kabul ettikleri belgenin içinde neler olduğunu Türk kamuoyundan gizledi. ABD Dışişleri Bakanı Condeleezza Rice ile İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw’dan Rum Yönetimi’nin Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu’ya kadar dış dünyanın bildiği Çerçeve Belge ile ilgili Türk halkına tek bir kelime bilgi verilmedi. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile Anamuhalefet Partisi Lideri Deniz Baykal’a son dakikada bilgi verildi. Çerçeve Belge’nin içinde neler olduğu sorulan Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, “Belge üzerinde uzlaşıldı, uzlaşmanın detaylarına şu anda girmiyorum” dedi ve Lüksemburg’a uçtu. Tüm Türkiye’nin geleceğini ilgilendiren en hayati konuda şeffaf davranmayan iktidar, AB’nin dayatmalarının hepsine boyun eğdi. Kabul edilen belge ile KKTC tarihe gömülecek, Rum’a limanlar ve havaalanları açılacak, Ermeni Soykırımı iddiaları kabul edilecek, Kürt kökenli ve alevi vatandaşlarımızdan yeni azınlıklar oluşturulacak. İşte kamuoyundan gizlenen Müzakere Çerçeve belgesindeki şartlar:
KKTC gömülecek
* Müzakerelerin ucu açık olacak. Yani üyelik garantisi yok.
* Türkiye tüm şartları yerine getirse bile AB, tam üyelik meselesini 2014’e kadar gündeme almayacak. Sonrasında da AB’nin, Türkiye’yi hazmetme kapasitesine bakılacak.
* Müzakere sürecinde Türkiye, iç politikasından ekonomisine, hukukundan dış politikasına AB’nin kararlarına uyacak. AB’ye demirleme denilen bu mekanizmada Türkiye, karar organlarında bulunmadan, AB’nin kendi çıkarlarına göre aldığı kararlara riayet edecek.
* Türkiye, Rum kesimini tüm Kıbrıs’ın temsilcisi kabul edecek. Böylece KKTC’den vazgeçecek. Rumların, NATO, Avrupa Ordusu başta, uluslararası kuruluş ve anlaşmalara katılmasını veto edemeyecek.
* İyi komşuluk ve sınır sorunlarının halli şartını yerine getirmek için Yunanistan’ın Ege başta olmak üzere tüm talepleri karşılanacak. Ermenistan sınırı açılacak, bu ülkeye uygulanan ambargo kaldırılacak.
Azınlık oluşturulacak
* Kürt kökenli ve Alevi vatandaşlarımızın azınlık yapılması, Kürtçe’nin eğitim dili olması, her kiliseye tüzel kişilik verilmesi, Ruhban Okulu’nun açılıp, Patrikhanenin ekümenliğinin tanınması, Güneydoğu’ya siyasi çözüm bulunması, ırkçı ve etnik partilerin kurulmasına imkan tanınması gişi AP’nin şartları yerine getirilecek.
* Türkiye’nin taraf olduğu ancak AB müktesebatına uymayan uluslararası anlaşmalardan vazgeçilecek. Bunların başında da tabii ki, Kıbrıs’ta garantörlüğümüzü sağlayan Londra-Zürih antlaşmaları ile AB’nin, “uyum” gerekçesiyle büyük ölçüde zaten deldiği, resmiyette de “esnek yorumlanmasını” istediği Lozan Antlaşması geliyor.
* Türkiye, AB üyesi ülkelerin vatandaşlarını, malların, hizmetlerin, sermayenin ve kişilerin serbest dolaşımından tam olarak yararlandıracak. Ancak Türk vatandaşları turist olarak bile AB ülkelerine vizeyle gidebilecek. Bu durum üye yapılsak bile devam edecek.
Tam bir tiyatro oynandı
Türkiye dönüşü olmayan yola 17 Aralık’ta sokuldu. AKP iktidarı, Rum’un egemenliğini tanıma, Ermeni soykırımı iddialarını kabul etme, imtiyazlı ortaklığa razı olduğumuza ilişkin sözleri 17 Aralık’ta vermişti. Bütün bu tavizler karşılığında da Türkiye’ye 3 Ekim’de müzakerelere oturma vaadinde bulunulmuştu. Peki dün Lüksemburg’da yaşanan neydi? Avrupa ülkeleri, AKP iktidarının 17 Aralık’ta verdiği vaatler dolayısıyla, içeride zor duruma düşeceğini bildiği için bir tiyatro oyununu sahneye koydu. Güya Müzakereleri başlatacak Çerçeve Belge üzerinde nihai şekil verilmeye çalışılıyordu. Dün oynanan oyunda kamuoyunun gözünü perdelemek için AKP iktidarına diklenme şansı da verildi. Tiyatronun dünkü perdelerinde, AKP’yi, AB sürecinde daha fazla taviz vermek için sürekli sıkıştıran sivil toplum kuruluşlarından da ses seda çıkmadı. Onlar biliyorlardı ki, Avrupa’nın istediği tavizlerin hepsi 17 Aralık’ta verildi. Rum’u tanıma, Ermeni soykırımı iddialarına kabul etme, Ermenistan’a sınır kapılarının açılması gibi hayati vaadlerin zamana yayılarak gerçekleştirileceği sözü verilmişti. Bu söz dün tutuldu. İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw’un yönettiği oyunda, Avusturya zorluk çıkartıyormuş gibi yaptı, AKP diklenir gibi davrandı. Böylece kamuoyunun gözünden gerçekler kaçırıldı.
Hepsi rolünü iyi oynadı
AB Dişişleri Bakanlığı’nın dün gerçekleştirdiği görüşmelerde Avusturya piyon olarak kullanıldı. Önce, Avusturya imtiyazlı ortaklıkta direniyor, Çerçeve Belge’de anlaşılamıyor haberleri geldi. Ardından, Avusturya biraz yumuşadı haberi duyuldu. Öğlen verilen aradan sonra ise, Avusturya Dışişleri Bakanı Ursula Plasnik “Türkiye’nin tam üyeliğinden yanayız” açıklamasında bulundu. Fransa, zaten Müzakere Çerçeve Belgesi’ne Türkiye’yi imtiyazlı ortaklığa götürecek maddeyi koydurmuş, AKP iktidarı da bunu kabul etmişti. Yaşanan tüm gelişmeler, Türk kamuoyunu kandırmaya, AKP iktidarını kahramanlaştırmaya yönelik bir oyun olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
‘Hazmetme kapasitesi’
ÇERÇEVE Belgede tam üyelik ibaresine yer verilirken, Avustuya’nın “Hazmetmezsek almayız” çekincesi de eklendi. Avusturya Dışişleri Bakanı Ursula Plassnik’in, “AB’nin yeni üyeleri hazmetme kapasitesi ifadesinin ciddi bir şekilde vurgulanmasında ısrar edeceğiz” açıklamasından sonra Çerçeve Belgeye, “Hazmetmezsek almayız” çekincesi sıkıştırıldı. Hazmetme ifadesi, Türkiye’nin hiçbir şekilde üye olamacağı anlamına geliyor.
Aklı selim galip gelmiş!
DIŞİŞLERİ Bakanı Abdullah Gül’ün ardından kameraların karşısına geçen Başbakan Erdoğan, “40 yıllık idealimiz gerçekleşti. Milli menfaatlerimizi ön plana aldık” dedi. Erdoğan, “Memnuniyetle şunu söyleyebiliriz ki, aklı selim galip geldi. Medeniyetler ittifakı adına doğru olan yapıldı. Çirkin yaklaşımlarda bulunuldu. Zorlu yollardan geçtik. Aziz milletimize hayırlı olsun” şeklinde konuştu. .
‘Rüzgâra karşı piyano çalınmaz’
TBMM Başkanı Arınç, resmi ziyaret için Türkiye’de bulunan Avusturya Ulusal Parlamentosu Başkanı Andreas Khol ile biraraya geldi. Arınç, Avusturya’nın tutumunun Türk halkını rencide ettiğini ifade ederek, ‘’biz, 17 aralıkta bir söz verildiğini ve bu sözün tutulmasını, devlet geleneği olarak düşünüyorduk’’ dedi. Khol ise, Avrupa’da yüzde 65’lik bir kesimin, Türkiye’nin üyeliğine karşı olduğunun anketlere yansıdığını hatırlattı ve “Bizde bir söz vardır: Rüzgâra karşı piyano çalınmaz” açıklamasında bulundu.