Ortadoğu4 Ekim 2005 00:00

Anıl ÇEÇEN: İSRAİL TÜRKİYE'Yİ SATIN ALIYOR

Böylesine bir sonuç elde edebilmek için Türkiye'de tıpkı batı ülkelerinde olduğu gibi ciddi bir Siyonist lobi oluşturulmuş ve bu lobinin üyeleri Türk devleti ile toplumunun en üst yerlerine getirilerek İsrail 'in çıkarları doğrultusunda politikaların Türkiye için üretilme ve uygulanmaları sağlanmıştır Bunun sonucunda Türkiye Arap ve İslam dünyasından kopmuş ABD ve NATO zorlamaları ile doğudaki komşuları ile düşman konumuna sürüklenmiştir.İsrail'in çıkarları doğrultusunda Türkiye için politikalar bu lobiler aracılığı ile uygulamayla aktarılırken ,diğer yandan da Türkiye Büyük İsrail Projesi doğrultusunda dönüştürülmeğe çalışılmıştır. Özellikle Avrupa Birliği süreci ve bu doğrultudaki uyum paketleri Türkiye'nin İsrail'in istediği yapıya dönüşmesini sağlamak için kullanılmıştır.levitra and diabetes sexual dysfunction in diabetesdiscount drug coupons site printable coupons for cialisclaritin mazilo claritinekombo claritin mazilobuscopan floridafriendlyplants.com buscopan plusarcoxia 90 mg wikipedia speeddatingmixers.co.uk arcoxia cenadiscount card prescription racindirt.com prescription drugs discount cards

 İkinci dünya savaşı sonrasında Orta Doğu bölgesinde kurulmuş olan Yahudi devleti İsrail,yarım yüzyıllık geçmişi arkada bıraktıktan sonra bütün dünya ülkeleri gibi yirmibirinci yüzyılda geleceğini aramaktadır.

Yeni dünya düzeni sürecinde her ülke daha iyi bir konuma sahip olabilmek için birbirleriyle yarışırken hem büyümenin hem genişlemenin hem de güçlenmenin yollarını aramaktadır.


Böylesine bir süreç içinde zayıf ve küçük devletler daha da gerileyerek diğer devletlerin avlanma sahasına girerken güçlü bir merkeze ve geleceğe yönelik sağlam bir projeye sahip olan ülkeler yanıbaşlarındaki küçük ve zayıf ülkelere göz koymaktalar ve bu doğrultuda o ülkeler üzerindeki etkinliklerini geliştirmenin arayışı içine girmektedirler. Küreselleşme döneminde dünyanın çeşitli bölgelerinde bu tür gelişmeler gündeme gelmiş ve kendini güçlü gören devletler bölgelerinin merkezi konumuna kendilerini getirerek çevredeki ülkeleri bazı antlaşma ve ittifaklarla bölgesel yapılanmalara doğru sürüklemektedirler. Avrupa kıtasındaki ülkelerin bir kıtasal birlikteliğe yönelmeleri ile Avrupa Birliğinin gündeme gelmesi gibi,Kuzey Amerika'da Nafta.Güney Amerika'da Mercosur ve Asya'da Şangay İttifakı gibi bölgesel antlaşmalar bölgenin güçlü merkez devletlerinin öncülüğünde ve çevresinde gündeme gelmektedir.

Orta Doğu bölgesi ,Birinci Dünya Savaşı sonrasında Osmanlı İmparatorluğunun yıkılışından sonra çeşitli devletlere bölündüğü için 20. yüzyıl boyunca parçalı bir yapı içinde kalmış ve günümüze kadar eski imparatorluk arazisinde güçlü bir merkezi yönetim kurulamamıştın Bu yüzden bölge bir çok emperyalist saldırıya maruz kalmıştır. İsrail ikinci dünya savaşı sonrasında kurulmuş olan bir bölge devleti olduğu için önce bölgede tutunabilmenin yollarını aramış daha sonra da bölge ülkeleri üzerinde dolaylı yollardan etkinliğini artırarak tarihten gelen Siyonist proje olan Büyük İsrail projesini gerçekleştirebilmek için kesin ve kararlı politikalar uygulamıştır. Önce Lübnan bir terör merkezine dönüştürülmüş,lsrail'in bekası için Lübnan'daki beka vadisi bir terör üssü haline dönüştürülmüş ve soğuk savaşın son dönemlerinde bölgedeki bütün ülkelere terör ve anarşi Lübnan üzerinden ihraç edilmiştir. Böylece Birinci Dünya savaşı sonrasında oluşturulmuş olan yeni devletler düzeni sarsılmağa başlanmış ve daha sonra bu ülkelerin parçalanmasına giden yol alt kimlikler ile cemaatlerin ve yerel toplulukların kışkırtılması ile açılmağa başlanmıştır. Bu girişimlerin sonuçları Sovyetler Birliği'nin yıkılmasından sonra ortaya çıkmış ve bölgenin bütün ülkeleri Türkiye dahil olmak üzere dağılma sürecine sürüklenmiştir. Daha önceden hazırlanmış olan belirli plan dahilinde ,Büyük İsrail projesinin uygulama alanındaki devletler çökertilerek bölge arazisi yeni yapılanma için elverişli bir konuma getirilmek istenmiştir.

Bölgenin en küçük ülkesi olmasına rağmen,İsrail'in bölgesel yeniden yapılanma projesini kesintisiz olarak uygulamasında ABD ile Türkiye Cumhuriyetinden de yararlandığı görülmüştür Bölgenin merkezi ülkesi olan Türkiye'den bir şemsiye olarak yararlanan İsrail Türkiye'nin rejimini ve konumunu Arap ve İslam dünyasına karşı bir şemsiye olarak kullanarak kendini korumuş ve Türkiye'yi bölgeye giriş kapısı yaparak Orta Doğu'nun bütününe yönelik politikalarında Atatürkün Cumhuriyeti'nden yararlanmıştır. Böylesine bir sonuç elde edebilmek için Türkiye'de tıpkı batı ülkelerinde olduğu gibi ciddi bir Siyonist lobi oluşturulmuş ve bu lobinin üyeleri Türk devleti ile toplumunun en üst yerlerine getirilerek İsrail 'in çıkarları doğrultusunda politikaların Türkiye için üretilme ve uygulanmaları sağlanmıştır Bunun sonucunda Türkiye Arap ve İslam dünyasından kopmuş ABD ve NATO zorlamaları ile doğudaki komşuları ile düşman konumuna sürüklenmiştir.İsrail'in çıkarları doğrultusunda Türkiye için politikalar bu lobiler aracılığı ile uygulamayla aktarılırken ,diğer yandan da Türkiye Büyük İsrail Projesi doğrultusunda dönüştürülmeğe çalışılmıştır. Özellikle Avrupa Birliği süreci ve bu doğrultudaki uyum paketleri Türkiye'nin İsrail'in istediği yapıya dönüşmesini sağlamak için kullanılmıştır. Ayrıca küreselleşme programları ve bu doğrultuda Türkiye'ye zorla kabül ettirilmek istenen IMF ve Dünya Bankası reçeteleri de Türkiye'nin Atatürk 'ün kurmuş olduğu ulusal,üniter ve çağdaş cumhuriyete dayanan devlet yapılanmasından uzaklaşması için ısrarlı biçimde kullanılmıştır Yirminci yüzyıl boyunca bu tür çeşitli yöntemlerle Türkiye'yi Büyük İsrail politikasına uygun bir biçime dönüştürmek isteyen İsrail ,bu durumun açığa çıkması nedeniyle eskisi gibi bu yolları uygulayamaz bir duruma gelmiştir.





Yeni dönemde çökertilen Türk ekonomisi özelleştirme yolu ile tasfiye noktasına geldiğinde, İsrail ile bağlantılı ve uluslararası Yahudi lobilerinin denetimi altında bulunan çeşitli büyük firmaların alıcı olarak devreye girdikleri görülmektedir. GAP bölgesinde Israilli firmalar Türkiye'deki ortakları aracılığı ile büyük arazileri satın alarak kapatırlarken özelleştirme listesine alınan eski kamu iktisadi kuruluşlarının ise gene İsrail bağlantılı büyük çok uluslu şirketler tarafından satın alındıkları görülmektedir .Bir anlamda siyasal süreçte Büyük İsrail Projesinin duraklama aşamasına geldiği bu noktada aynı projeye ekonomik yönden devam edildiği ve bu doğrultuda Türkiye ekonomisinin önde gelen kuruluşlarının ve Türkiye'nin zenginliğini temsil eden büyük ekonomik şirketlerin ya da bankaların hızla özelleştirme aracılığı ile uluslar arası Yahudi lobilerinin denetimi altına girdiği ve bu yoldan Büyük İsrail Projesine devam edildiği anlaşılmaktadır , Küreselleşmenin ekonomi politikaları Türk devletini küçültürken ,Türk kamu iktisadi kuruluşlarını özelleştirme ile küresel sermayenin güdümüne teslim ederken ülkemizde Atatürk'ün Cumhuriyeti geride kalmakta ve Büyük İsrail Projesinin önü açılmaktadır.





Özelleştirme ile yabancılara satılan bütün Türk şirketleri bankaları ve kamu iktisadi kuruluşlarının yeni sahiplerinin bir an önce dökümleri yapılmalı ve yeni patronların sermayesinin yüzde kaçının İsrail bağlantılı Siyonist lobilerin denetimi altında olduğu kesin rakamlarla ortaya konulmalıdır. Türkiye'nin bütün sahilleri haraç mezat yabancılara satılırken ülkemizin bütün su kaynaklarına dönük İsrail prcjeleri uygulama alanına getirilirken ,Anadolunun verimli toprakları yabancıların eline geçerken , dünyanın en değerli madenleri bu alandaki çok uluslu tekellerin eline geçerken, Atatürk Cumhuriyeti'nin açıkça satıldığı görülmektedir. Israli Orta Doğu'nun en küçük devletidir ama sahip olduğu lobiler aracılığı ile dünyanın en büyük ekonomik ve siyasal gücüdür. Burada dünyanın en büyükgücü bölgenin en küçük devletine sahip çıkmakta ve bu devleti büyültürken, Türkiye'yi sahip olduğu bütün zenginlikleri ile satın almaktadır. Bu aşamadan sonra hiçbir yabancı kuruluşa Türkiye'nin hiçbir şeyi satılmamalıdır Aksi takdirde küçücük İsrail'in bütünüyle sömürgesi durumuna Türkiye'nin sürüklenmesi önlenemeyecektir.