Türkiye’nin ‘Düzelmesinde’ Kullanılacak Araçlar ve Hükümetler - Erol Manisalı
Türkiye'nin kalkınmasında veya gelişmesinde araçlar ve hükümetler yanında “Türkiye'nin düzelmesi” deyimini özellikle kullandım. Çünkü Türkiye bazı çevreler ve yönetimler tarafından özellikle “bozulmaktadır”.”Türkiye''nin düzelmesi için” gerekli olduğunu düşündüğümüz “araçlar” ve “yönetimlere” değinmek istiyorum. Araçlar nelerdir? Türkiye'nin “düzeltilmesi” için ulusal iktisat, siyaset, eğitim, kültür ve güvenlik politikalarının belirlenmesi ve uygulanması gerekiyor. “Bunlar zaten yok mu” diye düşünenler olabilir. Yanıtım çok net. Türkiye'nin bu alanlarda ulusal politikaları ve uygulamaları bulunmamaktadır. coupons for cialis 2016 coupons for prescription drugs prescription drug cardsbuscopan floridafriendlyplants.com buscopan plus
Meclisler ve hükümetler, ulusal politikalar belirlemiyorlar. Ulusal politikalar bir yönü ile teknik ve nesnel, diğer yönü ile de siyasi ve özeldir. Dış ticaret, maliye, sanayi ve tarım gibi alanlarda ulusallık genellikle bilinen şeylerdir.
Sanayi, tarım veya dış ticaret politikalarının “halkın çıkarları doğrultusunda nasıl belirleneceği meselesi” konunun uzmanları tarafından bilinen teknik ve objektif şeylerdir.
- Örneğin ulusal sanayi politikası dendiğinde ulusal sanayinin geliştirilmesi, desteklenmesi ve yabancı dev tekeller karşısında ezdirilmemesi anlaşılır. Bunu yalnız gelişmekte olan ülkeler değil, gelişmiş ülkeler de böyle değerlendirirler. Fransa (veya AB) ulusal sanayinin ABD, Kore veya Japon şirketleri karşısında avantajlarını kaybetmemesi için mali, siyasi hatta askeri her türlü desteği verir.
- Ulusal dış ticaret politikası dendiği zaman AB, ABD, Japonya hatta Çin ne yapar? Ulusal tarımın veya sanayinin ileri gitmesine destek sağlayacak dış ticaret politikaları uygular.
- Ulusal politikalar sanayi, tarım, ticaret ve teknoloji olarak “aralarında bir bütünlük sağlayarak” gelişmeyi gerçekleştirirler.
Bu makro politikaların şemsiyesi ve göstergeleri ışığında insanlar, şirketler, sektörler ve diğer kurumlar kendi davranışlarını, kendi politikalarını belirlerler. Bunlar yoksa ekonomide, toplumda kaos vardır. Ya IMF ve AB gibi dış odakların güdümüne girerler veya dev tekelci Batı şirketlerinin çıkarları doğrultusunda ezilen ve sömürülen bir topluluk olurlar.
Ulusal politikalar gelişme ve refahın bilinen nesnel araçlarıdır.
Ve araçları kullananlar...
Bu bilinen araçları ise meclisler ortaya koyar, hükümetler uygular. Meclislerin ve hükümetlerin halkın meclisi, halkın hükümeti olması gerekir. Böyle olunca “halkın çıkarları yani ulusal çıkarlar” esas alınabilir. İşçinin, çiftçinin, memurun, esnafın, sanayinin çıkarı “ulusal çıkar” , ulusal refah olarak kendini gösterir.
İşte “düğüm noktası” buradadır. Gelişmiş toplumlar (ve ülkeler) halkın ve ülkenin çıkarlarını koruyan meclisler ve hükümetler ortaya çıkarırlar. Azgelişmiş toplumlar ise “ulusal çıkarlar yerine uluslararası odakların ve emperyalizmin güdümünde olan” meclisler ve hükümetler tarafından yönetilirler.
Böyle olunca halkın sınıfsal çıkarları yerine emperyalizmin çıkarları egemen olur.
- Yabancı şirketlerin çıkarlarına karşı konmaz. Çünkü bu şirketler, meclislere ve hükümetlere sızmışlardır.
- Batı ülkelerinin ve şirketlerinin çıkarlarını gözeten IMF gibi Batı kurumları, Türkiye gibi ülkeleri sömürgecilerin çıkarlarına uygun bir biçimde yönetmeye başlar.
- Hatta ülke, AB gibi Batı kuruluşlarına tek yanlı bağlanarak sömürgeleştirilir. Aynen bugün yapıldığı gibi.
Meseleyi toparlayalım; gelişme için yapılması gerekenler bellidir; ulusal politikaların ekonomide, siyasette, kültürde, eğitimde ve güvenlikte uygulanması gerekir. Sorun, bu politikaları ortaya koyup uygulayacak yönetimlerde düğümleniyor. Dış odaklara bağlı olmayan; dış odakların içimizdeki işbirlikçileri tarafından yönetilmeyen meclisler ve hükümetler kalkınma ve refahın en önemli koşuludur.
Dış odakların, dinci siyasilerin ve bölücülerin egemen olmadığı; halkın ve ulusal çıkarların egemen olduğu bir yönetim düzeni gerçek demokrasinin ve gelişmenin önkoşuludur.
İnsanların siyasal partilere bakarken, bu açıdan yaklaşmaları ve değerlendirmeleri gerekir. Bu parti bana mı destek veriyor? Yoksa yabancılara mı? Sorgulanması gereken budur.