Siyaset1 Ekim 2005 00:00

AB ve AKP'nin Türk Ulusunu uyutmak için yaptığı son canbazlık - Sabahattin İsmail

AB ve AKP bunun bilinci içinde oldukları için görülmemiş bir karartma, görülmemiş bir cambazlık uyguluyor, yalana ve gizliliğe dayalı senaryoları uygulamaya koyuyor... Bu çerçevede AB, Müzakere Çerçeve Belgesine son şeklini vermeyi 3 Ekim'e, yani müzakerelerin başlayacağı güne ertelemiştir...Bu erteleme AKP'yi kamuoyu baskısından kurtaracak planlı bir oyundur...Böylece "belge henüz son şeklini almadı" diyerek son ana kadar belgeyi gizleyecekler ve son anda güya Erdoğan ve Gül'ün kararlı duruşu sayesinde "imtiyazlı orataklık önerisine" yer vermeyecekler ve aynı anda hazır bekletilecek olan uçağa atlayan Erdoğan ve Gül Brüksel'e uçup müzakereleri törenle başlatacaklar.. Sonra da büyük zafer kazanmış muzaffer birer komutan havasıyla yurda dönecekler...Satılmış Holding medyasının "büyük zafer" manşetleri ile uyutulan halkımızın şaşkın bakışları arasında, taşınmış kalabalıklar tarafından omuzlarda taşınacaklar...acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadanew prescription coupons free prescription cards discount online cialis couponscoupons for cialis 2016 blog.nvcoin.com prescription drug cardsbuscopan floridafriendlyplants.com buscopan plus

Cumhuriyet Gazetesinin elde ettiği, Müzakere Çerçeve Belgesi'nin son şeklinde, Türkiye'nin "kırmızı çizgilerini" pas pas gibi çiğneyen birçok yeni unsur var...

Bu unsurların Türk Kamuoyu ve TBMM tarafından tartışılmasına yeterli zaman olsa, hükümetin bu koşullar altında 3 Ekimde müzakerelere oturmaya cesaret etmesi çok zor olacak...

AB ve AKP bunun bilinci içinde oldukları için görülmemiş bir karartma, görülmemiş bir cambazlık uyguluyor, yalana ve gizliliğe dayalı senaryoları uygulamaya koyuyor...

 

AB'IN OYNAMAKTA OLDUĞU OYUN

Bu çerçevede AB, Müzakere Çerçeve Belgesine son şeklini vermeyi 3 Ekim'e, yani müzakerelerin başlayacağı güne ertelemiştir...

Bu erteleme AKP'yi kamuoyu baskısından kurtaracak planlı bir oyundur...

Böylece "belge henüz son şeklini almadı" diyerek son ana kadar belgeyi gizleyecekler ve son anda güya Erdoğan ve Gül'ün kararlı duruşu sayesinde "imtiyazlı orataklık önerisine" yer vermeyecekler ve aynı anda hazır bekletilecek olan uçağa atlayan Erdoğan ve Gül Brüksel'e uçup müzakereleri törenle başlatacaklar..

Sonra da büyük zafer kazanmış muzaffer birer komutan havasıyla yurda dönecekler...Satılmış Holding medyasının "büyük zafer" manşetleri ile uyutulan halkımızın şaşkın bakışları arasında, taşınmış kalabalıklar tarafından omuzlarda taşınacaklar...

"İmtiyazlı ortaklık reddedildi" yalanı altında, kabul edilen teslim koşullarının, Kıbrıs'ın feda edildiğinin, 2. SEVR'e imza konulduğunun farkında olan ulusal güçlerin ve gerçek aydınların sesi ise bu gürültü içinde boğulacak...

Özetle yeni bir 15 Aralık, yeni bir 17 Aralık senaryosu ile karşı karşıyayız..

 

AKP'NİN OYNAMAKTA OLDUĞU OYUN

AKP ile danışıklı dövüş içinde bulunan AB'ın bu oyunu yanında AKP de kendi oyununu oynamaktadır...Onların cambazlığı ise şöyledir:
"İmtiyazlı ortaklık önerisini asla kabul etmeyiz, Müzakere Çerçeve Belgesine imtiyazlı ortaklık önerisi konursa Brüksel'e gitmeyiz...Belgenin son şeklini görmeden uçağımızı havalandırmayız, müzakereleri askıya almayı göze aldık" diye başlattıkları atıp tutmayı 3 Ekim'e kadar tırmandıracaklar...

Sanki de belgede Türkiye'nin kırmızı çizgilerini pas pas yapan tüm koşullar yokmuş gibi bir hava yaratacaklar... Sanki de belgenin bu şekli dahi adı konmamış imtiyazlı ortaklık değilmiş gibi, "Brüksel'e gitmekten vazgeçtik..." diye yayacaklar, satılmış medya vasıtası ile halkı uyutacaklar...

Ve son anda, yani 3 Ekim akşamı, satılmış medyanın "başardık, restimizi göremediler, imtiyazlı ortaklığı önermekten vazgeçtiler, Erdoğan ve Gül Brüksel'e uçma kararı aldı" diyerek birer kahraman edası ile müzakereleri başlatacaklar...


İMTİYAZLI ORTAKLIK BELGENİN İÇİNDE

Oysa imtiyazlı ortaklık şu anda uzlaşmaya varılan ve AKP hükümetinin kabul ettiği belgenin içindedir...

"Ucu açık müzakere, müzakerelerin tam üyelikle sonuçlanmayabileceği, insan hakları ihlali iddiası ile askıya alınabileceği, üyelik günü gelirse, AB'ın hazmetme kapasitesinin dikkate alınacağı, serbest dolaşıma ve tarım ürünlerine kalıcı kısıtlamalar konacağı, ilk kez müzakereleri, Komisyon'un değil Hükümetlerarası Konferans'ın yöneteceği, herşey tamamlansa bile üyeliğin Fransa, Hollanda ve Avusturya'da Halk oyuna sunulacağı vb..." maddeler, adı konmamış imtiyazlı ortaklıktan başka birşey değildir...

Bir başka deyişle bütün bu maddeler, Türkiye'nin, müzakereler başlasa bile hiçbir zaman tam üye yapılmayıp kapının önünde bekletileceğini, ama bu arada iliklerine kadar sömürülmeye devam edileceğini, ülkenin AB'ın mandası haline getirileceğini, bu süreçte SEVR'in hayata geçirilerek yurdun parçalanacağını, Rum devletini tüm Kıbrıs'ın meşru devleti olarak tanıyacağını, limanlarını Rum gemi ve uçaklarına açacağını ve Kıbrıs'ın altın tepsi içinde Ruma hediye edileceğini zaten öngörmektedir...

Erdoğan-Gül ikilisi, satılmış medya patronların ve borsa spekülatörlerinin alkışları arasında, "imtiyazlı ortaklığı belgeye koydurtmadık, müzakereleri koşulsuz başlattık" diye zafer şölenleri düzenlerken, AB ile danışıklı dövüş içinde,

Türk ulusuna işte böylesine büyük bir ihaneti yapacaktır...
Söz vermelerine karşın ve Türk iç hukukunun bir gereği olmasına karşın, ek protokolü de bunun için TBMM'ye getirmemektedirler...

Çünkü TBMM'de bu oyun gözler önüne serilecektir ve TBMM ek protokolü reddederek bu ihanete geçit vermeyecektir...

Senaryoya göre, AB ile danışıklı dövüş içinde, herşeyi 3 Ekim'in son dakikalarına erteledikleri için, Türk ulusu bu cambazlığı, bu ihaneti görme imkanından yoksun olacaktır...

Ulusal basının, ulusal partilerin, ulusal örgütlerin ve yurtsever aydınların, kamuoyunu harekete geçirmesi, işte böylesine utanç verici bir taktikle önlenmiştir....

Ne ki, zaman 3 Ekimde durmayacaktır...Bunun sonrası da vardır...

Ve, Türk ulusuna, Kıbrıs Türk halkına yaptıkları ihanetin hesabını gün gele vermekten asla kurtulamayacaklardır..