Malum Konferans Ve Bazı Gerçekler - ALİ SİRMEN
Gerçekten de Misak-ı Milli'yi Ahd-i Milli adıyla kabul eden son Osmanlı Meclisi Mebusanı'nı 1920'de dağıtan İngiliz işgal kuvvetleri, bir kısım Türkleri de Malta'ya sürgün etmişti. Bunların 51'i de, Ermeni soykırımının sorumluları olarak yargılanacaklardı. İngilizlerin elinde, Arnold Toynbee 'ye yazdırdıkları, daha sonra Ermeni savlarının başlıca dayanağını oluşturan, ne var ki, yazarının da sonradan bir propaganda malzemesi olmanın ötesinde bir önem taşımadığını söylediği, ''Mavi Kitap'' vardı. Ayrıca bütün Amerikan belgeleri kendilerinin incelemesine açılmıştı. Tabii İngiliz işgal kuvvetleri bütün Osmanlı arşivini istedikleri gibi kullanmak olanağına da sahiptiler. Ama İngilizler, bu belgelerin hiçbirinde Türkleri suçlayacak bir kanıt bulamadıkları için davayı açamadılar. Konuya aşina olanların tümünün bildiği bu gerçek emekli Büyükelçi, İstanbul Milletvekili, Şükrü Elekdağ 'ın Nisan 2005'te Cumhuriyet'te çıkan dizi yazısında da yer almıştı. Bu durumda akla şu soru geliyor: ''O zaman, olayın sıcaklığı geçmeden, bütün belgeler ellerinde olanlar bu davayı neden açmadılar?'' O zamandan bu yana hangi yeni belge çıktı ortaya ki, şimdi ''Ermeni soykırımı'' ısıtılıp ısıtılıp ortaya konuyor? Sakın bana ''Malum Belge'' demeyin! Ayıp olur. sitagliptin phosphate and metformin hydrochloride gedave.ro sitagliptin phosphate side effects
''Londra yakınlarındaki Churt'te bulunan sayfiye evinin geniş bahçesinde Lloyd George ile Lord Curzon ağır ağır yürüyerek, konuşuyorlardı...
Lord Curzon kalın bastonuna yaslanarak durdu.
- Bunun üzerine Washington elçiliğimize talimat vererek, Amerikan Hükümeti'nin elinde, Türklerin Ermeni kıyımı yaptığına dair belge olup olmadığını öğrenmesini istedim. Amerikalılar ellerindeki dosyaları incelememize açtılar.
- Güzel.
- Ama Büyükelçi'den gelen cevap beni hayal kırıklığına uğrattı. Dosyalarda, Türkler aleyhine kanıt olarak kullanılabilecek hiçbir belge olmadığını bildiriyor.
- Şu halde Malta'da bulunan hiçbir Türk'ü yargılamamız mümkün değil.
- Evet. Başsavcılık da bu kanıda.
- Öyle ise tümünü serbest bırakmak gerekecek.
- Hukuk açısından evet. Ama prestijimiz bakımından bunun doğru olmayacağını düşünüyorum.
Lloyd George bir şey söylemeden yürümeye başladı. Lord Curzon haklıydı. Bir çıkış yolu bulmak zorundaydılar. Birden durup Lord Curzon'u bekledi:
- Kanıt bulamadığımızı açıklamadan, bu olayı dünya kamuoyuna şöyle takdim edemez miyiz: Ankara İngiliz esirlerini serbest bırakmadı, bizde haklı olarak geri kalan Türkleri serbest bırakmayı erteledik. Ne dersiniz?
Kuşkuyla baktı, Curzon memnunlukla Başbakan'ı destekledi:
- O zaman olay, hukuki olmaktan çıkar, siyasi nitelik kazanır.
Lloyd George'un yüzü gevşedi:
- Böylelikle biz de oyunu, kendi alanımızda kendi kurallarımızla oynarız....''
Yukarıdaki satırlar, Turgut Özakman 'ın 70. baskısı yapılan ''Şu Çılgın Türkler'' adlı belgesel romanının 93. sayfasından alınmıştır.
Romanın özelliği, tarihi kişilere atfedilen konuşmaların belgelerinin verilmesidir. Nitekim bu bölümün dayanağı da, Bilal Şimşir 'in Malta Sürgünleri (Ankara Bilgi Y. 1985) adlı yapıtıdır.
****
Turgut Özakman yapıtında, bilinen gerçekleri, tarihine yabancılaşmış bir topluma, olanları, ustalığına yakışır bir kurguyla dramatize ederek anlatıyor.
Gerçekten de Misak-ı Milli'yi Ahd-i Milli adıyla kabul eden son Osmanlı Meclisi Mebusanı'nı 1920'de dağıtan İngiliz işgal kuvvetleri, bir kısım Türkleri de Malta'ya sürgün etmişti. Bunların 51'i de, Ermeni soykırımının sorumluları olarak yargılanacaklardı.
İngilizlerin elinde, Arnold Toynbee 'ye yazdırdıkları, daha sonra Ermeni savlarının başlıca dayanağını oluşturan, ne var ki, yazarının da sonradan bir propaganda malzemesi olmanın ötesinde bir önem taşımadığını söylediği, ''Mavi Kitap'' vardı. Ayrıca bütün Amerikan belgeleri kendilerinin incelemesine açılmıştı. Tabii İngiliz işgal kuvvetleri bütün Osmanlı arşivini istedikleri gibi kullanmak olanağına da sahiptiler.
Ama İngilizler, bu belgelerin hiçbirinde Türkleri suçlayacak bir kanıt bulamadıkları için davayı açamadılar.
Konuya aşina olanların tümünün bildiği bu gerçek emekli Büyükelçi, İstanbul Milletvekili, Şükrü Elekdağ 'ın Nisan 2005'te Cumhuriyet'te çıkan dizi yazısında da yer almıştı.
Bu durumda akla şu soru geliyor: ''O zaman, olayın sıcaklığı geçmeden, bütün belgeler ellerinde olanlar bu davayı neden açmadılar?''
O zamandan bu yana hangi yeni belge çıktı ortaya ki, şimdi ''Ermeni soykırımı'' ısıtılıp ısıtılıp ortaya konuyor?
Sakın bana ''Malum Belge'' demeyin! Ayıp olur.
****
Malum Ermeni konferansı ile ilgili olarak, Zafer Toprak , Ertuğrul Özkök 'e,
- Yılbaşında, bir parti vermiştim. Halil Berktay ve Murat Belge de oradaydı. Konferans fikri orada doğdu, demiş.
Melih Aşık , 27 Eylül tarihli ''Açık Pencere'' sinde şöyle diyor:
'' ... Zafer Toprak'ı yanıltmışlar. Bu konferansın daha öncesi var.
Bu konferansın ilki, 2000 yılında Michigan Üniversitesi'nde Prof. Ronald Grigor Sunny tarafından düzenleniyor... Konu: 'Armenians and the End the Ottoman Empire' . Yani Osmanlı İmparatorluğu'nun Sonunda Ermeniler . Düzenleme komitesinde bir de Türk ismi var: Mine Göçek ... Mine Göçek Hanım ilk iki konferansta olduğu gibi son konferansta da danışma heyetinde yer alıyor.
2000 yılındaki ilk konferansa Türkiye'den Halil Berktay, Selim Deringil, Çağlar Keyder , Almanya'dan Taner Akçam , ABD üniversitelerinden, Mine Göçek, Engin Akarlı, Hakan Özoğlu katılıyor.''
...Bu konferansla ilgili internette iki yazı hemen göze çarpıyor. Daphne Abeel ve Vincent Lima 'nın yazıları...
Bu yazıları Google'a yukarıdaki iki ismi yazarak bulabilirsiniz. Yazıların başlıkları şöyle:
''Türk akademisyenler, soykırımı kabul etti'' ve ''Sessizlik duvarında bir başka çatlak'' ...
Konunun uzmanlarından, emekli Büyükelçi ve şimdi Asam Başkanı Yazar Gündüz Aktan , yine aynı gün Radikal'deki köşesinde yayımladığı ''Bir Bilseler'' başlıklı yazısında, Bilgi Üiversitesi'ndeki toplantının aynı serinin beşincisi olduğunu belirtiyordu.
Demokrasiye ve herkesin söz hakkına saygılıyız. Türk halkının gerçekleri bilme hakkına da...