AB30 Eylül 2005 00:00

Kuzu Kuzu Boyun Eğecekler - Hasan Ünal

Evvelki gün Abdullah Gül''e atfen bir haber vardı. Güya Gül, İngiliz meslektaşına çıkışmış ve ''bizi yeniden oldu bittiye getiremezsiniz. Müzakere çerçeve taslağının son halini görmeden uçağa binmeyiz'' demiş. Dünkü yazımda (Milli Gazete, 28 Eylül) Gül ve hükümetinin bu laflarının blöf olduğunu; teslimiyetçi politikalar izlemiş bu hükümeti ve dışişleri bakanını hiç kimsenin ciddiye almayacağını yazmıştım. Başbakan Erdoğan sağolsun (!) beni yanıltmadı ve Çarşamba günü akşam üzeri Umman''dan yaptığı açıklamayla durumu aydınlattı: ''Abdullah Bey''le telefonda konuştum. Kendisine atfedilen bu sözleri söylememiştir.''Bravo!!! Zaten bu tür bir açıklama ne Gül''e ne de Erdoğan''a yakışırdı. Onların üzerinde eğreti kalır, sırıtırdı. Onlar için doğru, diz çöküp AB''ye biraz yalvarmak, sonra da durumu zafer diye Türk halkına satmaktır.cialis 5mg prix en pharmacie http://cialis20mgsuisse.com/5mg/prix-en-pharmacie cialis 5mg prix en pharmaciecialis forum cialis prodaja cialis bez receptaabilify link abilify

Muhtemelen yapacakları da budur. Son günlerde hükümet borozanı bazı kalemler AKP''nin ''teşekkür ederiz, biz müzakerelere başlamıyoruz, alın AB''nizi ve başınıza çalın'' deme tehditlerinin çok ciddi olduğunu yazıyorlar. Bunları okuyunca insana gülmek geliyor.

Sebebine gelince, bu hükümet ve işbirliği yaptığı halktan kopuk İstanbul çevreleri bu AB sürecine mahkum ve mecburdur. Çünkü son üç yılda oluşturulan finans balonu AB üyeliği varmış gibi oluşturuldu. Aslında şu anda Türkiye''de 2001 yılındakine benzer bir finans krizinin patlak vermemesi için hiç bir sebep yok. TL aşırı değerli. Döviz aşırı derecede ucuz. Bu yüzden Türk ihracat ürünleri dış piyasalarda pahalı hale geldi.

İhracatda yaşanan göreceli geriye sayma bundan dolayı. Ama çok ciddi oranlarda bir ithalat patlaması var. İthalatçıların bayram ettikleri bir üç yıl yaşandı. TL''nin aşırı değerli olması ithal ürünleri izafi olarak ucuz ve cazip hale getiriyor. Yani bir yalancı cennet içerisinde yaşıyoruz. TL''nin aşırı değerli olması enflasyonu aşağıya çekiyor; ama hala faizlerin yukarıda tutulması gerekiyor; zira yabancı fonlar döviz getirip TL''ye geçiyorlar ve faizden nemalanıyorlar. Bu sayede döviz fiyatları baskı altında tutuluyor.

Sürdürülemez hale gelen bu vaziyetin biraz daha devam ettirilebilmesi için faizlerin yukarılarda tutulmasına ilaveten, AB beklentilerinin canlıymış gibi yutturulması gerekiyor. Çünkü cari açığın siyasi tarihimizin hiç görmediği oranlarda (ilk yedi ayın toplamı 15 milyar dolardan fazla) yükselmiş olduğu böyle bir ortam döviz krizine davetiye çıkarır nitelikte. Bunu neyin tetikleyeceğini şu anda tahmin etmek zor; ancak AB ile patlak verecek bir kriz ve toptan kopuş bu işi tetikleyebilir. Ve o zaman piyasa allak bullak olur.

Türkiye piyasalarını ayakta tutan sıcak para ülkeden çıkmak isterse, bunun döviz fiyatlarını çok yukarılara çekmesi, buna bağlı olarak faizlerin tepeye vurması, enflasyonun hızla tırmanması ve bütün finans-ekonomi programlarının çökmesi söz konusu olabilir. Aslında böyle bir sonuç her halükarda ortaya çıkabilir de. Hükümet açısından önemli olan Kemal Derviş''in daha doğrusu IMF''nin tasarladığı bu programı virgülüne dokunmadan gidebildiği kadar götürmek.

Bu şartlarda hükümetin AB ile restleşmesini beklemek yanlış olur. Çünkü böyle bir durum finans krizi ve hükümetin sonu demek olabilir. Bunu da en iyi bilenin hükümetin ta kendisi olması gerekir. Bunun yerine hükümet, önüne konulan belgeyi kuzu kuzu kabul edip, belgeyi tercüme ettirmeden ve çok iyiymiş gibi halka satmayı deneyecektir. Ama 17 Aralık''ta oynanan ve o zaman bile tutmayan bu oyunun miyadı doldu. Bu kutlamaların her biri yapanları tarih önünde mahkum ettirebilir.