Dış Politika29 Eylül 2005 00:00

Gerçek soykırımcılar - Muharrem Bayraktar

Türk milletini aşağılamak için her türlü hakaretin, her türlü tazyikin, her türlü aşağılamanın yapıldığı bir dönemden geçiyoruz.Batı ülkeleri birbiri ardına meclislerinden soykırım yasası çıkarıyorlar. Bugüne kadar ne hukuk tekniğine, ne kanun ahlakına uyan bir mantık sergileyerek, “90 yıl önce Türkler Ermenileri soykırıma uğrattı” diye yasalar çıkarıyorlar.“Böyle bir yasa mı olur” diye soran yok.Türklere hakaret söz konusu oldu mu, Batı bir anda gerçek maskesini indiriyor. Bütün iğrençliklerini ortaya koyuyor. Soykırım yasalarını birbiri ardına çıkarıyor.ABD Kongresi her yıl istisnasız yeni soykırım safsatalarını gündeme getiriyor.sitagliptin phosphate and metformin hydrochloride gedave.ro sitagliptin phosphate side effectsarcoxia 90 mg wikipedia read arcoxia cenacialis walgreen coupon cheap cialis cialis coupon

Türk hükümeti ise Ermeni Diasporasının ekmeğine yağ sürüyor, kendi hudutlarımız içinde, kendi tarihimize küfrettirmek için izinler veriyor.
Peki “bizi” soykırımla suçlayanlar kendi tarihlerine bakıp da hiç mi yüzleri kızarmıyor?
Savaş şartlarında ve yasa çıkarılarak gerçekleştirilen “tehciri” soykırım diye yasallaştıran ahlaksızlar, kendi atalarının yaptıklarına bakmıyorlar mı?
İşte size gerçek soykırımcı ahlaksızların kanlı bilançolarından bir kesit...
“Kristof Kolomb, 1492 yılında Amerika kıtasında Hispaniola adasına (bugünkü Haiti ve Dominik Cumhuriyetinin bulunduğu ada) 50 kişiyle ayak bastığı zaman, adada toplam nüfus 8 milyon idi(...)
Eldeki araştırmalarda ve belgelerde yer alan bilgilere göre adada hüküm süren 22 yıllık İspanyol egemenliği sonunda önceleri 8 milyon Arawaks yerlisinin yaşadığı adada, geriye kalan nüfus sayısı sadece 28 bin idi.
Kristof Kolomb’un Karayiplere, 17 gemiyle tekrar dönüşü olan 1493 yılından sonra ise, Karayiplerde yaşayan 8 milyon Arawaks (Tonios) yerlisi 50 yıllık İspanyol egemenliği sonrasında (200 kişi kadar çok cüzi bir nüfuslarının dışında) çeşitli metodların kullanıldığı soykırımla, adalardan fiziki olarak tamamen silindiler.
Arawaksların çocuklarının sömürgeciler tarafından parçalanarak köpeklere yem olarak atılmaları, kadın, erkek ve çocuk demeden toplu şekillerde asılmaları ve sürekli yapılan değişik türdeki işkencelerden dolayı ada yerlileri, İspanyollar tarafından, bilinçli olarak yok etme hedefiyle soykırıma uğratıldılar.
İspanyolların, özellikle, yerlileri şişe geçirerek alevde insan (özellikle çocuk) kızartması/çevirmesi yapması yaygın bir uygulamaydı.

Olaylara tanıklık eden, zamanın bir Dominikan–İspanyol misyoneri, Bartelemo las Casas, Las Casas bölgesinde, kendi gördüklerini not ettiği yazılarında, sömürgecilerin yerlilere karşı yaptıkları katliamlarla ilgili şunları belirtiyordu:
“İspanyollar birgün, Las Casas önlerinde 3000 kişiyi parçaladılar, başlarını kestiler veya ırzlarına geçtiler. Kendilerinden kaçan çocukların bacaklarını kestiler. İnsanları sabun dolu kazanlara attılar. Kim bir kılıç darbesiyle insanları iki parçaya ayırabilecek diye bahse girdiler. Yerlilerin üzerine, onları görür görmez, bir anda yiyip yutan köpekler saldılar. Bebekleri köpeklere yem olarak kullandılar.
Askerlerimiz çok zalimce katliam yaptılar. Köyleri ve şehirleri bastılar. Gebe kadınlara insaf etmeyip karınlarını yardılar ve doğmamış bebeklerini doğradılar. Çocukların körpe kafalarını kayalara ve taşlara çarparak sulara attılar ve alay ederek hadi yüzün bakalım dediler. İnsanları 13’er 13’er sehpalara bağlayıp altlarından ateşi tutuşturdular ve bu masum insanları yaktılar. Öyle zaman oldu ki acıyarak öldürmediklerinin ise, ellerini keserek salıverdiler.”
(Sefa Yürükel, Soykırımlar Tarihi, Near East Publishing).
İşte Türklere soykırımcı deyip meclislerinden yasalar çıkaran “gerçek soykırımcıların” iğrenç yüzü. Tiksinerek defalarca okuyun yukarıdaki ifadeleri.