Siyaset28 Eylül 2005 00:00

KENDİNE DEMOKRAT !.. - Selahattin Erol

“Kürt  sorunu”, “Kıbrıs  sorunu”, “terör  sorunu”,  “Ege  sorunu”, “AB’ye üyelik  sorunu”,  “borç  sorunu” vb.  gibi  neredeyse  her şeyin sorun  haline  geldiği ülkemizde,  yıllardır süren  bir  de  “demokrasi  sorunu”  var. Birçok  kişi  Türkiye’de  demokrasinin olmadığından  yakınır. Askeri darbelerin yapılması  ve  Batılı  ülkelerdeki  gibi  bir  demokrati k düzenin  varol(a)maması  temel eleştiri  konularından  biridir. Kimilerine  göre  de,  aslında,  ülkemizde  demokratik  bir  düzen  vardır, seçimler  düzenli  olarak yapılmakta, siyasal  iktidar el değiştirmekte, değişik  partiler  siyasal yaşamda  faaliyetlerini sürdürmektedirler.   Daha  demokrasinin  ne olup  olmadığı  konusunda  bile  bir   fikir  birliğinin  olmadığı  ülkemizde,  doğal  olarak  “demokrat”tan  bol  bir  şey de  yoktur.  Sosyal  demokratlar, liberal  demokratlar, muhafazakar demokratlar,  radikal  demokratlar, mandacı demokratlar,  sadece  “demokrat”lar,  yorgun  demokratlar… Say  sayabildiğin  kadar… Elini sallasan  “demokrat”a  çarpar  bu  ülkede… Oysa  hâlâ demokrasiyi  tartışıp  duruyoruz. symbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort a alkohol symbicort cenacleocin 150 mg read cleocin 300 mgrenovation vejle site renovaabilify idippedut.dk abilify

Son  zamanlardaki gelişmelerle  anlaşıldı  ki, meğer  ülkemizde  demokrasinin  olmamasının  sebebi  sözde Ermeni soykırımının  dile  getirilememesi, savunulamamasıymış !..  Demokrasinin  anavatanı  olan  ülkelerde yetiştirilip  Türkiye’ye ihraç  edilmiş  yeni  bir  tür olan  kendine  demokratlar”,  İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde  toplanıp  Ermeni milliyetçilerinin  tezlerini   “bilimsel sorumluk” (!)  gereği  diyerek  dillendirince  birden Türkiye’ye& nbsp; demokrasi  geliverdi,  ülkemiz  “demokrat”  oldu !..  

 

Mandacılığı  demokratlığın  “olmazsa  olmaz”ı olarak  benimseyen bu takım,  şimdi AKP’yi  yere göğe sığdıramıyor !..

 

Örneğin  Ankara Üniversitesi SBF  Öğretim üyesi  Baskın Oran, AKP’yi  “Türkiye’nin  en demokrat partisi”  olarak  tanımlıyor.  Oran’a  göre iktidarda AKP’nin  olması  bir  nimet !.. “Böyle  devam  ederse  bir sonraki  seçimde  oyumu AKP’ye atacağım”  diyor  Baskın Oran… (Milliyet, 28.9.2005) 

 

Geçmişte de  “İslamcılar  Türkiye’de  azınlık”tır  ve  “baskı gördükleri için  demokrasi  getirmektedirler”  diyen (Radikal,  5.4.2004)  Baskın Oran’ın,  iyiden iyiye AKP’ye biat  etmesine  şaşırmamak  gerekir !.. Yarın  bir  seçim  olsa  AKP’ye  de  atabilir  oyunu !.. Nasıl ki  geçmişte,  şartlar  öyle  gerektirdiği  için  Aydınlık gibi  bir&nbs p; dergide  yazarlık yapmışsa !.. Kimbilir,  ileride     Baskın Oran’ı   ülkücü  olarak bile  görebiliriz  belki  !..

 

Bu  “kendine  demokrat”lardan  Halil Berktay  da  “yaşamım  boyunca  hiçbir  hükümetin  başbakanının  ve dışişleri  bakanının  bu  kadar tutarlı  bir  demokrasi  savunuculuğu yaptığını  görmemiştim”  diyor !.. 1970’lerde  “proletarya diktatörlüğü”nü  savunurken,  1990’larda  “demokrasi”yi  keşfeden, “tutarlılık uzmanı” (!)  Berktay  öyle  diyorsa eğer,  öyledir tabii  !..

 

Kısacası,  mandacılığı  içselleştirmiş  bu  kendine  demokratlara  hak vermemek  elde  değil  !..

 

AKP,  gerçekten de  demokrat !..

 

O  kadar  “demokrat” ki,   bugün  o "demokrasi"nin  savunucuları  1993'te  Sivas'ta insanları  cayır  cayır  yakarken  karşısına  geçip  tekbir getirenlerin, mahkemelerde  avukatlığını yapan  siyasi  geleneğin içinden  geliyorlar.

 

AKP,  gerçekten  de  “demokrat” !..

 

O  kadar  “demokrat”  ki,  bu  demokrasinin  savunucuları  Hasan  Mezarcı  gibi  "mesih"(!)  bozuntusu kaçıklarla    dava  arkadaşlığı  yaptı  yıllarca...  

 

AKP, gerçekten  de  “demokrat” !..

 

O  kadar   “demokrat”  ki,  inanç  hürriyetini savunur  gözükürken  siyasi  lideri  "camiler  kışlamız,  kubbeler  miğferimiz"  diye sözde şiirlerle  kışkırtıcılıktan  hüküm  giydi ! 

 

AKP,  gerçekten de  “demokrat” !.. 

 

O  kadar  “demokrat”  ki,  varoluşunu  işgale karşı  direnişe  ve  bir  ulusal  bağımsızlık  savaşına borçlu olan  ülkemizin evlatlarını,  8.5  milyar  dolar için  ABD  emperyalistlerinin  taşeronu  olarak Irak  cehennemine  sürmeye ve işgale  ortak  olmaya   "evet"  dedi  

 

AKP,  gerçekten de  “demokrat” !..

 

O  kadar  “demokrat” ki,  seçmenlerin  yüzde  25'inin  desteği  ile TBMM'nin  yüzde  65  sandalyesini   ele  geçirip  bu halkın kaderi  üzerinde  söz  sahibi  olmayı  içine sindirebildi. 

 

AKP,  gerçekten de  “demokrat” !...

 

O  kadar  “demokrat” ki,  kendi  hortumculuğunu ve  soygunculuğunu   dokunulmazlık  zırhı  ardına saklarken, Türk  ekonomisinin  tasfiye  edilmesini amaçlayan  IMF  reçetelerinin,  Dünya Bankası programlarının  yılmaz  uygulayıcısı  oldu.

 

AKP,  gerçekten de  “demokrat” !..

 

O  kadar “demokrat” ki,  AKP hükümetinde  tarikat  üyesi  olmayan  bakan  yok  gibi !..  Ekonomi'den sorumlu  Bakanı bir  Bilderberg'ci !  Dışişleri  Bakanı  CFR (Council  of  Foreign  Relations )  gibi  "gizli  örgütlerin" toplantılarına katılıyor.   Başbakanı  geçmişte  Taliban'ın  dizi  dibinde  poz verip resimler çektirmişken  bugün  hidayete erip  Rotary  Kulüp  ziyaretleri yapıyor !  Bütün  bu "muhterem"  şahsiyetleri  de  eski  Hocaları   Necmettin  Erbakan  "siyonist  işbirlikçisi"  diye tanımlıyor  artık !

 

İşte AKP, bütün bu “demokratlık”  vasıflarını, şimdi de  Ermeni milliyetçilerinin  tezlerine  hoşgörü  göstermekle  taçlandırdı,  daha  da  “demokrat”  oldu.

 

Şimdi  “kendine  demokrat” mandacılar övmesin de,  kim  övsün  bu  “demokrat” tosunları !..