KENDİNE DEMOKRAT !.. - Selahattin Erol
“Kürt sorunu”, “Kıbrıs sorunu”, “terör sorunu”, “Ege sorunu”, “AB’ye üyelik sorunu”, “borç sorunu” vb. gibi neredeyse her şeyin sorun haline geldiği ülkemizde, yıllardır süren bir de “demokrasi sorunu” var. Birçok kişi Türkiye’de demokrasinin olmadığından yakınır. Askeri darbelerin yapılması ve Batılı ülkelerdeki gibi bir demokrati k düzenin varol(a)maması temel eleştiri konularından biridir. Kimilerine göre de, aslında, ülkemizde demokratik bir düzen vardır, seçimler düzenli olarak yapılmakta, siyasal iktidar el değiştirmekte, değişik partiler siyasal yaşamda faaliyetlerini sürdürmektedirler. Daha demokrasinin ne olup olmadığı konusunda bile bir fikir birliğinin olmadığı ülkemizde, doğal olarak “demokrat”tan bol bir şey de yoktur. Sosyal demokratlar, liberal demokratlar, muhafazakar demokratlar, radikal demokratlar, mandacı demokratlar, sadece “demokrat”lar, yorgun demokratlar… Say sayabildiğin kadar… Elini sallasan “demokrat”a çarpar bu ülkede… Oysa hâlâ demokrasiyi tartışıp duruyoruz. symbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort a alkohol symbicort cenacleocin 150 mg read cleocin 300 mgrenovation vejle site renovaabilify idippedut.dk abilify
Son zamanlardaki gelişmelerle anlaşıldı ki, meğer ülkemizde demokrasinin olmamasının sebebi sözde Ermeni soykırımının dile getirilememesi, savunulamamasıymış !.. Demokrasinin anavatanı olan ülkelerde yetiştirilip Türkiye’ye ihraç edilmiş yeni bir tür olan “kendine demokratlar”, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde toplanıp Ermeni milliyetçilerinin tezlerini “bilimsel sorumluk” (!) gereği diyerek dillendirince birden Türkiye’ye& nbsp; demokrasi geliverdi, ülkemiz “demokrat” oldu !..
Mandacılığı demokratlığın “olmazsa olmaz”ı olarak benimseyen bu takım, şimdi AKP’yi yere göğe sığdıramıyor !..
Örneğin Ankara Üniversitesi SBF Öğretim üyesi Baskın Oran, AKP’yi “Türkiye’nin en demokrat partisi” olarak tanımlıyor. Oran’a göre iktidarda AKP’nin olması bir nimet !.. “Böyle devam ederse bir sonraki seçimde oyumu AKP’ye atacağım” diyor Baskın Oran… (Milliyet, 28.9.2005)
Geçmişte de “İslamcılar Türkiye’de azınlık”tır ve “baskı gördükleri için demokrasi getirmektedirler” diyen (Radikal, 5.4.2004) Baskın Oran’ın, iyiden iyiye AKP’ye biat etmesine şaşırmamak gerekir !.. Yarın bir seçim olsa AKP’ye de atabilir oyunu !.. Nasıl ki geçmişte, şartlar öyle gerektirdiği için Aydınlık gibi bir&nbs p; dergide yazarlık yapmışsa !.. Kimbilir, ileride Baskın Oran’ı ülkücü olarak bile görebiliriz belki !..
Bu “kendine demokrat”lardan Halil Berktay da “yaşamım boyunca hiçbir hükümetin başbakanının ve dışişleri bakanının bu kadar tutarlı bir demokrasi savunuculuğu yaptığını görmemiştim” diyor !.. 1970’lerde “proletarya diktatörlüğü”nü savunurken, 1990’larda “demokrasi”yi keşfeden, “tutarlılık uzmanı” (!) Berktay öyle diyorsa eğer, öyledir tabii !..
Kısacası, mandacılığı içselleştirmiş bu “kendine demokratlara” hak vermemek elde değil !..
AKP, gerçekten de demokrat !..
O kadar “demokrat” ki, bugün o "demokrasi"nin savunucuları 1993'te Sivas'ta insanları cayır cayır yakarken karşısına geçip tekbir getirenlerin, mahkemelerde avukatlığını yapan siyasi geleneğin içinden geliyorlar.
AKP, gerçekten de “demokrat” !..
O kadar “demokrat” ki, bu demokrasinin savunucuları Hasan Mezarcı gibi "mesih"(!) bozuntusu kaçıklarla dava arkadaşlığı yaptı yıllarca...
AKP, gerçekten de “demokrat” !..
O kadar “demokrat” ki, inanç hürriyetini savunur gözükürken siyasi lideri "camiler kışlamız, kubbeler miğferimiz" diye sözde şiirlerle kışkırtıcılıktan hüküm giydi !
AKP, gerçekten de “demokrat” !..
O kadar “demokrat” ki, varoluşunu işgale karşı direnişe ve bir ulusal bağımsızlık savaşına borçlu olan ülkemizin evlatlarını, 8.5 milyar dolar için ABD emperyalistlerinin taşeronu olarak Irak cehennemine sürmeye ve işgale ortak olmaya "evet" dedi !
AKP, gerçekten de “demokrat” !..
O kadar “demokrat” ki, seçmenlerin yüzde 25'inin desteği ile TBMM'nin yüzde 65 sandalyesini ele geçirip bu halkın kaderi üzerinde söz sahibi olmayı içine sindirebildi.
AKP, gerçekten de “demokrat” !...
O kadar “demokrat” ki, kendi hortumculuğunu ve soygunculuğunu dokunulmazlık zırhı ardına saklarken, Türk ekonomisinin tasfiye edilmesini amaçlayan IMF reçetelerinin, Dünya Bankası programlarının yılmaz uygulayıcısı oldu.
AKP, gerçekten de “demokrat” !..
O kadar “demokrat” ki, AKP hükümetinde tarikat üyesi olmayan bakan yok gibi !.. Ekonomi'den sorumlu Bakanı bir Bilderberg'ci ! Dışişleri Bakanı CFR (Council of Foreign Relations ) gibi "gizli örgütlerin" toplantılarına katılıyor. Başbakanı geçmişte Taliban'ın dizi dibinde poz verip resimler çektirmişken bugün hidayete erip Rotary Kulüp ziyaretleri yapıyor ! Bütün bu "muhterem" şahsiyetleri de eski Hocaları Necmettin Erbakan "siyonist işbirlikçisi" diye tanımlıyor artık !
İşte AKP, bütün bu “demokratlık” vasıflarını, şimdi de Ermeni milliyetçilerinin tezlerine hoşgörü göstermekle taçlandırdı, daha da “demokrat” oldu.
Şimdi “kendine demokrat” mandacılar övmesin de, kim övsün bu “demokrat” tosunları !..