AB27 Eylül 2005 00:00

Son Kazıklar Ve Yalanlar - Sadi Somuncuoğlu

Dün itibariyle AB, müzakerelerin ucunun açık olduğunu, AB''ye üye yapılmayıp, demirleneceğimizi, AB ülkeleri ve vatandaşları ülkemizde her haktan yararlanırken, değil işçilerimize, turistlere bile serbest dolaşım hakkı verilmeyeceğini, Türkiye''ye hiçbir yardımda bulunulmayacağını, Rum kesimi, Yunanistan ve Ermenistan başta tüm komşularımızı memnun etmemiz gerektiğini bir kez daha tekrarladı. Üstüne, Rumlara tüm ambargoları kaldırıp, Nato başta olmak üzere uluslararası anlaşma ve organizasyonlara girme vizesi vermemiz şartları Müzakere Çerçeve Belgesi''ne kondu. Ayrıca masaya 25 üyeyle oturacağımız, yani Rumları fiilen tanıyacağımız kaydedildi.levitra and diabetes diabetes sexuality treatment sexual dysfunction in diabetesacheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadanew prescription coupons free prescription cards discount online cialis couponsarcoxia 90 mg wikipedia site arcoxia cena

Dönem Başkanı İngiltere''nin Dışişleri Bakanı Straw''ın, müktesebattan sayılacak 3 Ekim konuşmasında, bu şartların bir kez daha hatırlatılıp, iyice sağlam kazığa bağlanacağı da ortaya çıktı. Straw, ilave olarak, Güneydoğu''nun statüsü ve sivil-asker ilişkilerinin tamamen normalleştirilmesine de vurgu yapacakmış. Bu arada 3 Ekim''de müzakerelerin değil, tarama sürecinin başlayacağı, müzakerelerin tarihinin ise meçhule kaldığı da kesinleşti.

AB, tüm bu bilgileri Türkiye''ye hazmettirmek için sızdırdı. Belli ki ciddi bir itiraz olmazsa, müzakere çuvalından yeni tavşanlar çıkarılacak. Bu taslak belgelerin ortaya döküldüğü gün Başbakan Erdoğan, "Türkiye ve hükümet olarak herhangi bir sıkıntımız yok." derken, Hükümet Sözcüsü Çiçek, "Çerçeve belge nihai şeklini alana kadar itirazların süreceğini" söyledi.

Demek ki, hazım sorunumuz yok ve bu çuval daha çok şart kaldıracak!..

MIZRAK GÖZÜMÜZE GİRDİ

Erdoğan-Gül ikilisi, kabahatli hep Türkiye''ymiş gibi, "Hataya tahammülümüz yok, kendi ayağımıza kurşun sıkmayalım." diye diye, koca ülkeyi AB''den sonra Rum''un da oyuncağı yaptı. Sonra da Rumların, AB''yi esir aldığı gibi komik bir iddiayla, ek protokolle verildiği yazılıp-çizilen tavizlere güya şaşırdılar.

Oysa AB''nin, önce ek protokol, şimdi Müzakere Çerçeve Belgesi''ne koyduğu her şey daha 6 Ekim raporlarında yazılıydı. AB''nin yayınlayacağı deklarasyonlara uymamız bile peşinen şart koşulmuştu. Ama Erdoğan-Gül ikilisi, bu raporları pek beğenip, dengeli buldular. Bundan cesaret alan Avrupa Parlamentosu da, 15 Aralık tarihli Türkiye raporunda, Kıbrıs''la ilgili talepleri iyice detaylandırdı, bizim ikiliden yine ses çıkmadı. 17 Aralık zirve kararı da, davul-zurnayla, zafer ilan edildi.

GÜL OY VERDİ Mİ?

Hadi bu raporları, kararları okumadılar diyelim. Peki Türkiye-AB arasında tek yetkili, resmi ve en üst organ olan Ortaklık Konseyi''nin 25-26 Nisan''da yaptığı toplantıda yayınlanan Ortak Tutum Belgesi''nden mi haberleri yok? Olmaz olur mu. Çünkü bu toplantıya Gül katıldı. Ve bakın bu belgede neler var; Türkiye''nin, Kıbrıs Cumhuriyeti''nin çeşitli organizasyonlar ve uluslararası mekanizmalara katılması hakkındaki pozisyonunu değiştirmesi, bu çerçevede Kıbrıs Cumhuriyeti''nin, Wassenaar Anlaşmasına(konvensiyonel silahlarla ilgili) taraf olması, AB ile NATO''nun ortak operasyonlarına katılmasına ilişkin vetonun, Kıbrıs bandıralı gemilere limanların açılması başta olmak üzere tüm sınırlama ve ambargoların kaldırılması…

Sadece bunlar değil; Askeri alanların siviller tarafından tam kontrolünün sağlanmasından, Ermenistan''la diyalog kurulmasına, dini cemaatlere tüzel kişilik verilip, Devletin el koyduğu mülklerin azınlık vakıflarına iadesinden, Ruhban Okulu''nun açılmasına, Alevilerin statüsünün belirlenmesinden azınlıkların eğitim haklarının güçlendirilmesine kadar neler yok ki.

Bunlar zaten bilinen talepler denebilir. Doğru ama Ortak Tutum Belgesi''nin diğerlerinden farkı iki taraflı ve resmen bağlayıcı olması. Zira Gül''ün de onayı var. Nasıl olur mu diyorsunuz? Gül''ün bakanlığının internet sitesinde, "Ortaklık Konseyi''nin, Türk Hükümeti temsilcileri ile AB Konseyi, Komisyonu ve üye ülkelerin temsilcilerinden oluştuğu" anlatıldıktan sonra, "Konsey, kararlarını oybirliği ile alır. Türkiye''nin ve Topluluk tarafının birer oyları vardır." yazıyor.

Biz yine de Gül''den soruyoruz; Bu listeyi onayladınız mı? Onayladınız ise şimdi neden şikayet ediyorsunuz? Daha önemlisi Ortaklık Konseyi''nin görevi, Gümrük Birliği ile ilgili teknik konular iken, tepeden tırnağa siyasi olan bu talepleri hangi yetkiyle kabul ettiniz?

KİM ALDATILIYOR, KİM SEVİNİYOR?

Evet, birilerinin aldatıldığı ortada. Ama bu aldatılanın, Erdoğan-Gül ikilisi olmadığı kesin.

Aslında Yunan Dışişleri Sözcüsü Kumuçakos''un, "AB''nin karşı deklarasyonu, Türkiye''nin Kıbrıs''ı fiilen ve hukuken tanıması için sağlam temeller atmıştır. Bu daha önce düşünülemezdi." sözleri her şeyi anlatıyor. Gerçekten de Rum-Yunan''ın, "daha önce düşünemedikleri", ikilimiz sayesinde, bir bir hakikat oluyor. Teşekkür yetmez, anıtlarını dikmeliler!..

Adalet Bakanı Çiçek, halimizi ne güzel özetlemiş; Neredeyse öksürsek bile 3 Ekim diyecekler. Her şeyi 3 Ekim korkusuyla izah edersek olmaz. O zaman hapşıramayız bile..Gerçi, "Böyle mantık olur mu?" diye sormuş, ama aynen bu durumdayız.

Bunlar iyi günlerimiz. Hele siz kuzu kuzu beklemeye devam edip, 3 Ekim masasına oturun, bakın sizin ama daha önemlisi Türkiye''nin başına neler gelecek!..