Stratejik ortaklık mı? Uluç GÜRKAN
Gezisi önce sadece Afganistan ve Pakistan’ı kapsayacak şekilde programlanmıştı. Türkiye programa son anda alındı ve ilk durak olarak belirlendi. Programda yapılan Türkiye değişikliği, ABD Başkanı Bush’un Türk yetkililerine iletilen ‘sözlü mesajı’ kapsamında özellikle önem kazanıyor. Bush mesajında, ‘1 Mart’ı unuttuğunu’ lütfedip Türkiye’yi ‘stratejik ortaklığı yeniden kurmaya’ çağırıyor. Türk yetkilileri, ‘peki PKK ne olacak’ diye soracak oluyorlar, Hadley ‘stratejik ortaklık PKK’yı da kapsar’ yanıtını veriyor. Mesajının anlamı açık. Türkiye’den Genişletilmiş Ortadoğu Projesi kapsamında kendisine biçilen rolü üstlenmesi isteniyor. Kuzey Irak’taki PKK tehdidinin ancak bu koşulda aşılacağı söyleniyor. symbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort a alkohol symbicort cenaoxcarbazepine dosage bilie.org oxcarbazepin
Kamuoyu bu ziyareti, 24 Eylül’de Amerikan Washington Post gazetesinden öğrendi. Ardından 25 Eylül’de Hürriyet’te Nur Batur’un, 26 Eylül’de de Milliyet’te Semih İdiz’in yazıları yayınlandı.
Hadley, ‘Başkanın sağ kolu’ denilen görevine, Condoleezza Rice’ın Dışişleri Bakanlığına atanmasıyla Ocak ayında getirildi. Koltuğunda sekiz ay yerinden hiç kıpırdamadı. İlk yurt dışı gezisini şimdi Türkiye’ye yaptı.
***
Gezisi önce sadece Afganistan ve Pakistan’ı kapsayacak şekilde programlanmıştı. Türkiye programa son anda alındı ve ilk durak olarak belirlendi.
Programda yapılan Türkiye değişikliği, ABD Başkanı Bush’un Türk yetkililerine iletilen ‘sözlü mesajı’ kapsamında özellikle önem kazanıyor. Bush mesajında, ‘1 Mart’ı unuttuğunu’ lütfedip Türkiye’yi ‘stratejik ortaklığı yeniden kurmaya’ çağırıyor. Türk yetkilileri, ‘peki PKK ne olacak’ diye soracak oluyorlar, Hadley ‘stratejik ortaklık PKK’yı da kapsar’ yanıtını veriyor.
Mesajının anlamı açık. Türkiye’den Genişletilmiş Ortadoğu Projesi kapsamında kendisine biçilen rolü üstlenmesi isteniyor. Kuzey Irak’taki PKK tehdidinin ancak bu koşulda aşılacağı söyleniyor.
***
Peki, ne oldu da ABD uzun bir aradan sonra Türkiye’ye yeniden ‘stratejik ortaklık’ önerdi?
Bu soruyu yanıtlamak için ABD ve Irak’taki son gelişmelere bakmak gerekiyor.
Küresel ısınma konusunda rüzgar eken ülkelerin en başında gelen ABD, sahillerinde kasırga biçiyor. Felaketi yaşayan halk, yeterli yardım alamamasını Irak savaşına bağlıyor. Savaşın son bulmasını ve ABD askerlerinin geri çekilmesini istiyor.
Irak’a gelince, üç hafta içinde Anayasa oylanacak. Kabul edilse de edilmese de, Şiiler ve Kürtler ile Sünnilerin Irak’ın geleceği konusundaki çelişkileri giderilemeyecek. İç savaş bütün şiddetiyle sürecek.
ABD Irak’ı, Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında bölgenin enerji kaynaklarının kontrolü amacıyla işgal etti. Bu nedenle bölgeye demokrasi değil, savaş getirdi. Bölgenin etnik ve dini cemaat temelindeki farklılıklarını sıcak çatışmaya dönüştürdü.
Şimdi kendi tetiklediği savaşı kontrol edemiyor. Bir kenara da çekilemiyor. Çünkü stratejik hedefleri var.
Öncelikle, Kürtleri yeni güç olarak sahneye çıkartmak ve bu gücün kontrolünde Kuzey Irak’tan Doğu Akdeniz’e bir koridor açmak istiyor.
Telafar’de Türkmenlere bu nedenle insanlık trajedileri yaşatıyor. Türkmen nüfusu koridor için engel sayıyor. Türkmen sayısının 300 binden 30 bine düşmesi de ABD’ye yetmiyor. Hala terörist gerekçesiyle sivil insanlar acımasızca öldürülüyor. Kerkük ve Musul’da Kürt göçüyle tersine çevrilen demografik yapı, Telafar’da ABD bombalarıyla değiştiriliyor.
ABD bu acımasızlığıyla Suriye’ye de mesaj vermeye çalışıyor. Koridorun ikinci ve asıl büyük engeli saydığı Suriye’deki Esat rejimini yıkmayı planlıyor. Esat’ın, Rusya ve Türkiye’den ikili görüşme taleplerine olumlu yanıt alamayınca New York’taki Birleşmiş Milletler Zirvesi’ne gitmekten kaçınması, ABD’nin bu konudaki kararlılığını ve etkisini kanıtlıyor.
***
ABD işte bu ortamda, stratejik ortaklık önerisiyle aslında Türkiye’yi Irak’ta aktif göreve çağırıyor.
Doğu Akdeniz’e açılacak koridor için taşeron olarak kullanılan Peşmergeler, ABD’nin Bağdat ve çevresinde direnen Sünnilerin kontrolünde hiç bir işe yaramıyor. Şii Bedir tugayları kullanıldığında da, Şiilere güçlendirilmesinden ve hayallerindeki İran ile bütünleşmelerinden korkuluyor. Bu nedenle bütün hesaplar, bu görevi Türkiye’nin üstlenmesi üzerine yapılıyor.
Anımsanacaktır, 1 Mart tezkeresi öncesinde 25 milyar dolar karşılığında Türk askerine biçilen görev de bu noktadaydı.
Türkiye, Ortadoğu haritasının değişeceği bir maceraya sokulmak isteniyor. Burada Türkiye’nin, önüne koyulacak PKK ve benzeri havuçlara değil, kendi gücüne inanması yaşamsal önemdedir. ABD’nin yanında girilecek her macera, insanının kanı ve canı yanında misak-ı milli sınırlarını da tehdit edecek bedelleri gündeme getirecektir.