Soykırım toplantısı az bile!.. - Mustafa Yıldırım
Senaryo değişmiyor: Türkiye’nin iyi insanları kendilerinden utandırılacak ve yabanın her dediği yapılacak! “Yat yere, geçir kafana çuvalı” diyecekler ve yatılacak… “Dön arkanı!” denilecek ve dönülecek… “Her gün yemin et: sevr iyiydi” denilince yemin billah edilecek… “Bağır ulan bilimsel bilimsel: Federasyon iyidir! Yaşasın AB ve ABD ile stratejik ortaklık!” denilince, doksan dokuz takla atılacak… Gerisini getirmeye gerek yok!
Hrant Dink, Ermeniler’i Ermenistan’a gidip gelmeye özendirmek ve Ermeni milliyetçiliğini desteklemek için yazarken “Ermeni’nin damarından boşalacak olan zehirli Türk kanı” demişti.
Bunu nerede yazmıştı?
Bizans (İstanbul)’ta yayınladığı “AGOS” gazetesinde!..
Hrant Dink herhangi bir salonda “Ey Türkler kabul ediniz ki, siz Ermenilerin soyuna kıydınız! Damarlarınızda zehirli kan var!” dese, bilimsel bir konuşma yapmış olur mu?
“Olmaz!” diyorsanız, özel bir üniversite salonunda konuşunca toplantı neden ‘Bilimsel’ oluyor?...
Yoksa sanı ‘Profesör’ olan, eski Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü toplantıya katılınca mı her söylenen ‘Bilimsel’ olmuş oluyor?
Haydi diyelim ki, İnönü ve Halil Berktay profesördürler ve onlar nerede oturuyorsa orası bili yuvasıdır ve ağızlarından çıkan her neyse o da ‘bilimseldir.’
İyi de yolda biri karşınıza çıkıp hiç yeri yokken “Sen bilmem nesin? Ulan sen kanlı katilsin! İnsanlık düşmanısın” diye başlasa “Ağzına sağlık kardeşim! Düşünce özgürlüğü var, istersen soyuma sopuma söv” mü dersiniz?!.
Bunlar bile dokunuyorsa, devletler arasında geleceği de bağlayacak çekişmeler varsa… Yani bir hesap tutuluyorsa… Yapılan her şeyin bir karşılığı yok mudur? Varsa, öyle uluorta toplantılar yapılmasına izin verilir mi? Her yapılan iş karşılıklılık esasına göre kararlaştırılmaz mı? Bırakınız tek yanlı olmasını şöyle enine boyuna konuşulacak bir bilimsel konferansa Ermeni devleti izin verir mi? Vermezse, sizin yaptığınıza ne denir? Yazmaya utanırım!...
Murat Belge, Helsinki Yurttaşlık Derneği (Cemiyeti)’ni kuralı yıllar oluyor… ABD hazinesinden beslenen kurumdan her yıl 37.500 Dolar alıyorlar ve sivil toplum güçlendiriyorlar…
Osman Cengiz Çandar’ı yazmaya gerek yok! Nerede ABD çıkarı var, Çandar orada! O. Cengiz Çandar, ABD’deki yuvalardan Woodrow Wilson Center’da bir yıl kursiyer/bursiyer olmuştu… Onun katıldığı toplantıları ve oturduğu sofralardaki kişileri alt alta yazsak sayfalar yetmez… Yoruma da gerek kalmaz!
Bazı kişiler dün öyle, bugün böyle düşünüp söyleyebilirler… Bir zamanların ünlü adamı Burhan Belge, birdenbire önceki söylediklerinin zıttını söylemeye başlayınca nedenini soranlara (Bağışlayın; gerçeği olduğu gibi yazmak bile utanç verici oluyor, ama çare yok) “Biz de fikir orospusuyuz!” demiş idi…
Senaryo değişmiyor: Türkiye’nin iyi insanları kendilerinden utandırılacak ve yabanın her dediği yapılacak!
“Yat yere, geçir kafana çuvalı” diyecekler ve yatılacak…
“Dön arkanı!” denilecek ve dönülecek…
“Her gün yemin et: sevr iyiydi” denilince yemin billah edilecek…
“Bağır ulan bilimsel bilimsel: Federasyon iyidir! Yaşasın AB ve ABD ile stratejik ortaklık!” denilince, doksan dokuz takla atılacak…
Gerisini getirmeye gerek yok!
Bilimsellik iyidir ama, bu işler oluyor diye kızma hakkımız da yok!
Amerikan örgütlerini, Alman vakıflarını, İngiliz oyuncularını, Yunansever takla atıcılarını alkışlamışsanız; “Irak’a Amerika ile birlikte biz de girip petrolden pay alalım” demeyi ‘milliyetçilik’ diye yutturmaya kalkmışsanız…
ABD hükümetinizi bakan tayin ettiğinde “Vay canına, kurtuluyoruz” deyip sus pus olmuşsanız…
“Kemal Derviş bizim partiye geçerse oyumuz da ayaklarımızda tavana vurur” diyen yöneticilerinizi alkışlamışsanız…
TBMM’de Amerikan örgütlerinin ve ARI derneği üyelerinin desteğinde “Demokrasi Komitesi” kurulması karşısında sesinizi kesmişseniz!..
Aydın insanlarınız birer birer vurulurken… İnsanlarınız cayır cayır cayır yakılırken… Siz faiz hesabı yapmışsanız…
Vatanın temel sanayi kurumları birer birer peşkeş çekilirken arkanızı dönmüşseniz…
Doğuda ağalar, beyler ve aşiret reisleri yurttaşlarınızı inim inim inletirken başınızı öte yana çevirmişseniz…
Kardeşlerinizi öldürürken “Onlar devlet yıkıcısıydı, biz devleti koruyorduk” demişseniz ve “Bizi bu işlere hangi yabancı itmişti demeden hala aynen yazıp duruyorsanız…
…
Bu olanlar az bile!..
Yumurtayla, domatesle idare edilemeyecek denli az…