Kendilerine yabancılaşan insan tipleri - İsrafil KUMBASAR
MİLLETLERİ dönüştürerek, ‘milli hedeflerinden’ uzaklaştırmak isteyen egemen güçler, kendilerine hizmet eden ‘toplum mühendisleri’ ara, küresel planda, ‘semboller’ üzerinde yürüttükleri ‘dejenarasyon’ stratejileri ile ‘kendine yabancı’, ‘kimliksiz’, ‘kişiliksiz’ yeni bir ‘insan tipi’ yaratmaya çalışıyorlar!..Küresel güçlere hizmet eden ‘toplum mühendisleri’, önce küresel sömürüye karşı koyabilecek ‘milli karaktere’ sahip topluluklar içerisinde, istedikleri gibi yönlendirebilecekleri, istedikleri şekli verebilecekleri ‘modeller’ oluşturuyorlar!..coupons for cialis 2016 blog.nvcoin.com prescription drug cardssymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cenamicardisplus 80/25 mg micardis haittavaikutukset micardis plus 80 12.5 mg
Bu modeller vasıtası ile, milli hafızalarda genel kabul gören ve ‘kutsal’ olarak algılanan bütün değerler, ‘sistemli’ bir şekilde yokediliyor!..
‘Milli kimlik’ yerine, önce ‘çokkimlilik’, ardından ‘etnik kimlik’ dayatılıyor!..
‘Model’ karakterlerin peşinden sürüklenen ve ‘tüketim toplumu’nun başıbozuk bireyleri olarak tanımlanan insan yığınlarında belirgin olarak görülen ‘ortak’ iki benzerlik oldukça dikkat çekici:
Birincisi, çevrelerinde olup bitenlere karşı tamamen ‘tepkisiz’ kalıyorlar!..
İkincisi, her türlü gücün karşısında kayıtsız şartsız ‘itaatkâr’ oluyorlar!..
‘Tepkisizlik’ ve ‘itaatkârlık’ kavramları, ‘Yeni Dünya Düzeni’ adı altında temelleri atılan ‘Yeryüzü İmparatorluğu’nun iki ana değeri olarak ileride karşımıza çıkacak!..
İnsanları ‘milli değerlerinden’ koparmak için önce ‘gerçek dünyadan’ koparmak gerekiyor!..
Çünkü gerçek dünyadan kopan insanları ‘devşirmek’, ‘değiştirmek’, ‘dönüştürmek’, ‘kendine yabancılaştırmak’ çok daha kolaydır!..
Peki, insanlar gerçek dünyadan nasıl koparılabilir?..
Ancak, ‘gerçek’ dünya yerine ikame edilebilecek ‘sanal’ bir dünya ile!..
Masabaşında, ‘akıl’ ve ‘mantık’ ötesi bütün sınırlar zorlanarak, insanları günlük hayatın sıkıntılarından uzaklaştıracak, ‘sürekli’ acıları ‘geçici’ mutluluğa çevirecek ‘sanal’ bir dünya kurgulanıyor!..
Görkemli efektler ile süslenen bu ‘yalancı dünya’, yazılı ve görsel medya vasıtasıyla, ‘olmazsa olmaz’ tek seçenek olarak insanlara dayatılıyor!..
Gazeteler, ‘gerçekleri’ çarpıtan birer ‘yalan makinasına’ dönüşüyor!..
Televizyonlar, tedavüle soktukları ‘dizi filmler’, ‘reality showlar’, ‘eğlence’, ‘magazin’ ve ‘yarışma’ programları ile ‘bilinçaltlarını’ bombardımana tutuyor!..
‘Gazete kültürü’ ile beslenip ‘beyaz ekran’ karşısına hapsolan insanlar, ‘gerçek dünyadan’ tamamen soyutlanarak ‘bambaşka bir âlemin’ ortasında buluyorlar kendilerini!..
Zaman içinde önce ‘davranışları’, sonra ‘düşünceleri’ değişmeye başlıyor!..
Nihayet, ‘kişisel zevklerinin’ dışında ‘toplumsal hedefleri’ bulunmayan, ‘tüketim toplumunun’ başıboş bireyleri haline geliyorlar!..
Küresel güçlerin, ‘dönüştürme’ operasyonunun ‘en katı olarak’ uygulandığı bölgelerden birisi de Türkiye!..
‘Türk kimliğini’ ortadan kaldırmaya yönelik, Osmanlı İmparatorluğu’nun son 200 yılını kapsayan ve Cumhuriyet ile birlikte devam eden operasyon, nihayet etkisini göstermeye başladı!..
Turgut Özal ile başlayıp, Tayyip Erdoğan ile devam eden ‘liberal’ süreç ile birlikte ‘kimliksizliğin’ ilk basamağı olan ‘değişim’ ve ‘dönüşüm’ adeta moda haline geldi!..
‘Değiştiklerini’, ‘dönüştüklerini’ zanneden, ancak gerçekte ‘sanal’ dünyanın figuranları haline gelen insanların sayısı hızla çoğalıyor!..
Türk milletine ‘yabancılaşan’ figüranlar, ‘aynı paralelde’ Türk milletine ait değerlere de kendi kafalarına göre ‘yeni anlamlar’ yüklemeye başladılar!..
Formatları ‘Yahudilere’ ait olan programlar ile ‘aile mahremiyetleri’ ayak altına alınanlar, kendileri gibi ‘şehitlik’ ve ‘bayrak’ sembollerini de ‘sıradanlaştırmaya’ çalışıyorlar!..
Son günlerde ortaya çıkan ‘tiksindirici’ manzaralar, küresel aktörlerin ‘yerli’ hizmetkârlarının, Türk milletini nasıl ‘içi boşaltılmış’ bir ‘tüketim toplumu’ haline getirmek üzere olduklarının acı bir göstergesidir!..
Eğer ‘dejenerasyon’ bu şekilde işlemeye devam ederse, 10 yıl içerisinde Türkiye, ‘kimliksizler ülkesi’ olarak anılmaya başlayacak!..
Fazla değil, 50 yıl sonra Türkiye’de ‘Türk kimliğine’ uygun olarak hareket eden bir tek insan dahi kalmayacak!..
Bu gidişi ‘tersine çevirmenin’ bir yolu yok mu?..
Var!..
Peki, buna cesaret edecek bir babayiğit var mı?..
Yok!..