Siyaset24 Eylül 2005 00:00

Ermeni konferansı.. - Uluç GÜRKAN

Türkiye Ermeni soykırımı iddialarının kabulü yolunda geri dönüşü olmayan bir zorlamayla karşı karşıya. Benzeri bir olayı birkaç gün önce Kıbrıs’ta Rum Yönetimi’nin tanınması konusunda yaşadık. Şimdi Dışişleri Bakanlığı yakınıyor ama, iş işten çoktan geçti. ‘Ermeni Konferansı’ ile sahnelenen oyunun hiç bir farkı yok. Bu konferansın ne demokrasiyle, ne akademik özgürlükle, ne de bilimsellikle ilgisi var. Burada, hemen hepsi daha önce yazılmış ve konuşulmuş tezler sunulacak. Tamamına yakını, Ermeni soykırımı iddialarına tarihi çarpıtmak pahasına açık destek veren bu tezler, Prof. Dr. Baskın Oran’ın konferansta Türkiye’nin ‘soykırım yoktur’ tezinin yanında Ermenilerin ‘soykırım vardır’ tezinin de çürütüleceği iddiasını doğrulamıyor. new prescription coupons lilly cialis coupon online cialis couponsarcoxia 90 mg wikipedia site arcoxia cenaabilify idippedut.dk abilify

İstanbul 4 Numaralı İdare Mahkemesi, Boğaziçi ve Sabancı üniversiteleri tarafından düzenlenen ‘Ermeni Konferansı’nın yürütmesini durdurdu.

Mahkemenin 2’ye 1 oy çoğunluğuyla aldığı kararda, konuşmacıların yanlı saptandığı, farklı görüşlere yer verilmediği iddiaları ile giderlerin nasıl ve kimlerce karşılandığı konuları sorgulandı. Davalı üniversitelere de yanıt için 30 gün süre verildi. Buna karşın karşı oy yazısında, olayın ‘idari yargıda dava konusu edilecek nitelikte bir işlem olmadığı’, dolayısıyla ‘incelenmeksizin reddinin gerektiği’ savlandı.

Karar kesin değil. Üst mahkemede ve Danıştay’da yeniden değerlendirmeye açık. Bu değerlendirmede karşı oy yazısı da pekala hakim hukuki görüş olabilir. Olay bu yanıyla tartışmaya açık. Ancak bu olgu, hükümet temsilcileri ile Boğaziçi ve Sabancı üniversiteleri yöneticilerinin karara yönelik eleştirilerini haklı kılmaz.

***

Başbakan Erdoğan ‘Ermeni Konferansı’ ‘düşünce platformu’ olarak niteledi, engellenmesini ‘demokratik özgürlükler ve çağdaşlıkla bağdaştıramadığını’ söyledi. Dışişleri Bakanı Gül, ‘3 Ekim’e doğru giderken bu işi engellemek isteyenlerin son gayreti’ derken, ‘kendi kendimize zarar vermekte üstümüze yok’ buyurdu. AB Baş Müzakerecisi Babacan, ‘düşünce ve ifade özgürlüğünün iyileşmesi gereken bir dönemde’ bu olayın doğruya ve gerçeğe ulaşmayı zorlaştıracağından söz etti. Adalet Bakanı Çiçek, üst mahkemeye yapılan itiraz sonuçlanmasa da ‘Ermeni Konferansı’nın bir başka üniversitede yapılabileceğini açıkladı. Böylece konferansın bugün Bilgi Üniversitesi’nde yapılması sağlandı.

Bunlar, ‘Ermeni Konferansı’na hiç hak etmediği bir demokratikleşme anlamı atfeden ve geçerli hukuk düzenini ayak altına alan değerlendirmelerdir. Anlaşılan, Başbakan ve bakanları ‘AB sürecinin olumsuz etkileneceği’ endişesiyle paniktedirler. Boğaziçi ve Sabancı üniversiteleri rektörleri de, konferansın durdurulmasının Türkiye’nin prestiji açısından ciddi sakıncalar yaratacağını, AB sürecinin ötesinde Türkiye’nin çağdaş, uygar, demokratik, üniversiteleri özerk, akademik özgürlüklere sahip bir ülke olup olmadığının tartışılacağını öne sürerek bu paniği körüklemektedir.

Bu ortamda AB de fırsatı kaçırmadı. Mahkeme kararının Başbakan tarafından kınandığının ‘not edildiğini’ belirten AB Komisyonu’ndan bir sözcü, ‘Türk toplumunun geçmişini özgürce tartışmasının engellendiğini’ öne sürüp bunu ‘kışkırtma’ olarak niteledi. Olayın Komisyonun 9 Kasım’da yayımlanacak Türkiye Raporu’nda yer alacağını da belirtti.

***

Türkiye Ermeni soykırımı iddialarının kabulü yolunda geri dönüşü olmayan bir zorlamayla karşı karşıya. Benzeri bir olayı birkaç gün önce Kıbrıs’ta Rum Yönetimi’nin tanınması konusunda yaşadık. Şimdi Dışişleri Bakanlığı yakınıyor ama, iş işten çoktan geçti. ‘Ermeni Konferansı’ ile sahnelenen oyunun hiç bir farkı yok.

Bu konferansın ne demokrasiyle, ne akademik özgürlükle, ne de bilimsellikle ilgisi var. Burada, hemen hepsi daha önce yazılmış ve konuşulmuş tezler sunulacak. Tamamına yakını, Ermeni soykırımı iddialarına tarihi çarpıtmak pahasına açık destek veren bu tezler, Prof. Dr. Baskın Oran’ın konferansta Türkiye’nin ‘soykırım yoktur’ tezinin yanında Ermenilerin ‘soykırım vardır’ tezinin de çürütüleceği iddiasını doğrulamıyor.

Buna rağmen, bence bu konferansın durdurulması gerekmezdi. Ancak yargı bir karar verdi. Hukuk devleti olmanın gereği bu karara uymaktır. Hükümet bunu, itiraz yolunun açık olduğunu, hukuk yolları tüketilmeden ortalığı velveleye vermenin iyi niyet sayılamayacağını belirterek pekala yapabilirdi.

Bu arada asıl olarak da AB Komisyonu’na, Türkiye’deki itiraz yolu açık bir mahkeme kararına böylesine sert tepki gösterilirken, AB’de başta Fransa olmak üzere bazı üye ülkelerdeki ‘Ermeni soykırımı olmamıştır’ demeyi suç sayan yasalara neden suskun kaldığı kuvvetli bir ifadeyle sorulabilmesi gerekirdi. Çünkü Türkiye, AB patentli bu ve benzeri çifte standartlara boyun eğerek 3 Ekim’de müzakere masasına kazasız belasız otursa da, demokratikleşme yolunda bir arpa boyu yol almış olmayacaktır. Sadece ve sadece birbiri ardına ulusal çıkarlarından vazgeçmiş olacaktır.