Siyaset30 Ocak 2005 00:00
Ankara memnun, halk ne düşünüyor? - Yücel Sayman
ABD’nin yeni Dışişleri Bakanı ilk yurtdışı turuna Türkiye’yi de eklemiş. Bakan ülkemize gelecek ve “Bush yönetimi 2. döneminde Irak, Ortadoğu ve İran gibi sorunlarda beraber çalışmak istiyor” mesajı verecekmiş. Ankara memnunmuş. “Ankara” deyince neden, kimden sözediliyor bilemiyorum. Başkent’in adı söylenip Türkiye Cumhuriyeti mi kasdediliyor yoksa hükümetin memnuniyeti mi dile getiriliyor, bilemediniz bu gibi işlerden anlayan ve kaderimizle ilgili kararları veren çevrelerin “oh be!” diyerek rahat nefes almaları mı anlatılıyor ? Gazete haberinden neden, kimden sözedildiği anlaşılamıyor. levitra and diabetes sexual dysfunction in diabetes
Anlaşılır olan “Ankara” dendiğinde halkın düşünce, eğilim ve duygularının dikkate alınmadığı : Memnun olan halk değil ; onun memnun olup olmaması da kimsenin umurunda değil.
Ortadoğu’da sorun İran mı, Irak mı, ABD’nin Irakl’ı işgali mi, igale karşı gittikçe şiddetlenen direniş mi, bunu halk nereden bilsin ki ? İran sorun mu ? İran sorunsa, bu sorun nasıl çözülür? İran sorunu ABD’nin bu ülkeyi de işgal etmesiyle çözülecekse, İncirlik Üssü’nün (Nato’dan soyutlanarak) ABD’ye tahsis edilmesi gerekir mi ? Savaşmak istemedikleri için kaçan Amerikan orusunun askerleri Türkiye’ye sığınırlarsa ne olacak ? Halk bu ciddi ve derin konulardan ne anlar ki ?
Irak işgalinin başında halka kulak verildi ; halk savaşa karşıydı, ABD’nin Irak’ı işgal etmesine karşıydı, Türkiye’nin bu işgalin yanında yer almasına karşıydı. Halk ciddiye alınır gibi oldu, neredeyse (ABD ile değil) Bush yönetimi ile aramız açılıyordu. Neyse ki “Ankara” sağduyulu davrandı, halkı işiyle gücüyle başbaşa bıraktı, çaktırmadan işgalin yanında yerini alıverdi. “Ankara” karar vermişti : “ekonomik”, “siyasi”, “jeopolitik” durumumuz ve çıkarlarımız böyle davranmamızı gerektiriyordu. İyi ki “Ankara” var. Condoleezza Rice Türkiye’ye geliyormuş, bu ziyaret Bush yönetiminin bazı “sorunlarda” beraber çalışmak istediğinin mesajıymış. “Oh be!” Rahatladık.
Kafamı “Ankara”ya taktım. Karşı taraf “Bush yönetimi” olduğuna göre bizim “Ankara” diye
ifade ettiğimiz de “T. Erdoğan yönetimi” olmasın ? O zaman memnun olan da “T. Erdoğan yönetimi” yani hükümet olmuyor mu ?
Sorunu böylesine yalınlaştırırsam, biliyorum, doğru-yanlış, yetkili-yetkisiz, meşru-meşru olmayan kararları alanı da somutlaştırmış olurum. O zaman giz kalkar, halk öne çıkar. Oysa alışmışız, giz perdesi “bilgeleri” kutsallaştırır, sorgu sual dışına çıkarır, halkı sessizleştirir. Bu açıdan “Ankara” çok iyi seçilmiş bir soyutlama !
Bush yönetimi temsil ettiği anlayışı harekete geçirdi, nazizmin başlayıp sonuçlandıramadığı tasarımı yürütüyor : İnsanı diğer canlı türlerinden ayırt eden öz üzerinde tek belirleyici olmak. “Bush yönetimi” denen hareket demokrasi ve özgürlük ihraç ederek gerçekleştireceğine inandığı bir toplumsal örgütlenme tasarımının peşinde değil. Onun gerçekleştirmeye çalıştığı ve küreselleşme adı altında uygulamaya sokmaya başladığı tasarım kendi denetim ve belirleyiciliğinde dünyayı değiştirecek “insan türü” tasarımıdır.
Tasarımcılarınca bu “insan türü” modelinin itaatkâr teknisyeni kabul edilmek kimilerini memnun edebilir. Kim memnunsa varlığını kutsallaştırma efektleri kullanmadan ortaya döksün, Başkentimiz “Ankara” giz perdesinin sembolü olarak kullanılmasın.
“Bush yönetimi” insan türü tasarımının en katı propaganda şeflerinden Condoleezza Rice’ı Türkiye’ye gönderiyor.
Bundan memnun olanlar var.
Halk memnun mu ? Halk hesap sorar.