Sömürgeci-Emperyalist Beslemelerinin Düzenlediği Ermeni Konferansı: Körler Sağırlar Birbirini Ağırlar
Aralarında profesörlerin de bulunduğu 50 akademisyen, Boğaziçi Üniversitesi'nde yarın başlayacak konferansa, karşıt görüşteki bilim adamlarının çağrılmamasına tepki gösterdi.50 akademisyenin imzasını taşıyan ve Boğaziçi Üniversitesi'ne ithafen yapılan 7 maddelik açıklamada konferansın, bilimsel bir sempozyum değil, ancak siyasi bir gösteri niteliği taşıyacağı ifade edildi. Boğaziçi Üniversitesi'nin epey eski mezunlarından Şükrü Server Aya ise , ''Böyle bir konferansın bir 'devlet üniversitesi'nde yapılmasının etik çirkinliği dışında, konferansın tarafsız halk kitlelerine ve eski mezunlara dahi kapalı olması, konuşmacıların sicil ve tutumları, dış basın tarafından da istismar edilen bu 'gösteri'nin amaçlarını ispatlamaktadır” dedi. 'Soykırım savı İngilizler'in propagandası': CHP Genel Başkan Yardımcısı Öymen, sözde Ermeni soykırımı iddialarının Türkiye'yi uluslararası arenada sıkıştırmak için yapılan propagandalar olduğunu söyledi. Yurt Partisi Genel Başkanı Saadettin Tantan, konferansın, Türk Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı küçük düşürmeye yönelik bir projenin ilk adımı olduğunu söyledi.Türkiye’yi soykırım suçlusu ilan ederek, Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkmayı amaçlayan bir çalışmanın uzun yıllardır yabancı gizli servisler ve yabancı üniversiteler tarafından yürütüldüğünü söyleyen Sadettin Tantan, Hükümeti bu konuda devletin elindeki belgeleri ve istihbarat raporlarını açıklamaya davet etti. Lozan Savcılığı ise , 'Soykırım yoktur' diyen Perinçek hakkında takipsizlik kararı verdi, Perinçek'in ihlal etttiği 'soykırım' maddesinin gözden geçirilmesini istedi.claritin mazilo claritin tablete claritin mazilo
http://www.milliyet.com.tr/2005/09/22/siyaset/siy01.html
Bilimsellik tartışması
Ermeni konferansı akademisyenleri böldü
Boğaziçi'nde yarın başlıyor
İSTANBUL Milliyet
Ermeni soykırımı iddialarının resmi görüşü sorgulayan bir anlayışla ilk kez masaya yatırılacağı "İmparatorluğun Çöküş Döneminde Osmanlı Ermenileri: Bilimsel Sorumluluk ve Demokrasi Sorunları" başlıklı konferans, 23 - 25 Eylül'de Boğaziçi Üniversitesi'nde gerçekleştirilecek.
Daha önce tartışmalı şekilde ertelenen konferansın hazırlık komitesinde Boğaziçi Üniversitesi'nden Prof. Dr. Selim Deringil, Prof. Dr. Edhem Eldem, Prof. Dr. Çağlar Keyder, Prof. Dr. Nükhet Sirman, Bilgi Üniversitesi'nden Prof. Dr. Murat Belge, Sabancı Üniversitesi'nden Doç. Dr. Halil Berktay, Doç. Dr. Cemil Koçak ve Yrd. Doç. Dr. Akşin Somel bulunuyor.
Garanti Kültür Merkezi'nde yarın "Sorunlara Toplu Bakış" adlı oturumla başlayacak konferansın ilk gününde; Şerif Mardin'in yöneteceği oturumda, Halil Berktay "Resmi söylem ne diyor?", Selim Deringil "Ermeni meselesi ve arşiv: Belgenin boğazına sarılmak", Murat Belge de "Demokrasi açısından Ermeni sorunu" başlıklı birer konuşma yapacak. Yaklaşık 100 konuşmacının yer alacağı konferansa katılan isimlerin bazıları ise şöyle: Osman Köker, Nazan Maksudyan, Fikret Adanır, Taner Akçam, Şerif Mardin, Mete Tunçay,Gündüz Vassaf, Hülya Adak, Ahmet Kuyaş, Edhem Eldem, Fethiye Çetin, Fatma Müge Göçek, Melissa Bilal, Rober Koptaş, Taner Akçam, Hrant Dink, Baskın Oran, Erol Köroğlu.
50 imzalı tepki açıklaması
HABER MERKEZİ
Aralarında Nur Serter, Kemal Alemdaroğlu, Erol Manisalı, Emin Gürses, Tolga Yarman, Tuncay Altuğ, Bingür Sönmez gibi profesörlerin de bulunduğu 50 akademisyen, Boğaziçi Üniversitesi'nde yarın başlayacak konferansa, karşıt görüşteki bilim adamlarının çağrılmamasına tepki gösterdi.
50 akademisyenin imzasını taşıyan ve Boğaziçi Üniversitesi'ne ithafen yapılan 7 maddelik açıklamada, özetle şunlar kaydedildi:
"Düzenlenmesi tasarlanan konferansa, sadece belli bir yönde düşünen öğretim üyelerinin çağrılmaları, buna karşılık farklı yönde düşünen öğretim üyelerinin bildiri sunmak üzere katılamamalarını, özünde üniversite kavramına aykırı buluyoruz. Ortaya çıkan doğrultuda kamuoyuna, keza dış dünyaya, tek yönlü görüşlerin siyasi bir malzeme biçiminde telkin edilecek olmasını, engizisyonvari bir dayatmadan farklı görmüyor, çok yadırgıyoruz. Bu çerçevede, temeli kabul edilmez olarak atılan bir sempozyumdan çıkacak sonuçların bilimsel bir yansızlığın gereklerini yerine getirmeye yetmeyeceğine dikkat çekiyoruz. Üniversiteler bugüne kadar her türlü siyasal baskıya karşı direnebilmiştir. Bu sempozyum, sayılan özelliklerinden dolayı bilimsel bir sempozyum değil, ancak siyasi bir gösteri niteliği taşıyacağından, bu toplantının düzenleyicilerini, konuşmacılarını ve tüm dinleyicileri bir kez daha düşünmeye davet ediyoruz."
Deniz Som’un köşesinden (Ağustos sonunda çıkmıştır):
BOĞAZİÇİ Üniversitesi'nin epey eski mezunlarından Şükrü Server Aya 'nın, Boğaziçi Üniversitesi'ndeki 'Ermeni' konferansı için Dışişleri Bakanı Abdullah Gül 'e yazdığı mektuptan:
''Böyle bir konferansın bir 'devlet üniversitesi'nde yapılmasının etik çirkinliği dışında, konferansın tarafsız halk kitlelerine ve eski mezunlara dahi kapalı olması, konuşmacıların sicil ve tutumları, dış basın tarafından da istismar edilen bu 'gösteri'nin amaçlarını ispatlamaktadır. Size davetiye yollayan Rektör Hanım , acaba neden bu konuda, oradaki konuşmacıların topunu sol cebinden çıkaracak Robert Kolej 1951 yılı mezunu Prof. Dr. Türkkaya Ataöv 'ü, tarihçi Suna Kili 'yi, UNICEF Türkiye temsilcisi eski mezun Prof. Dr. Talat Halman 'ı, eski büyükelçi mezunlar Mustafa Akşin veya Nurver Nureş 'i veya eski bir mezun olarak bendenizi 'dinleyici' olarak çağırmazlar?
Sayın Bakan, bu oyunun arkasındaki finansör ve amaçları, herhalde siz, biz vatandaşlardan daha iyi biliyorsunuz. Bu, reklam edildiği gibi 'bilimsel bir konferans' ise, özel bir kulüp kongresi olarak değil, adı gibi, topluma açık olmalıdır. Olmayacağı belli olduğuna göre, sizin değil Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı sıfatınızla, bir Türk vatandaşı olarak, böyle bir toplantıda 'figüran' olarak kullanılma ihtimalini yadırgarım.
Okumuş ve okumakta olduğum 'binlerce sahife' tarih kitaplarının ilgili bölümlerinden çıkardığım 'alıntılarla' bu olayın, korkunç bir 'izam' ve 'saptırma' olduğu, İngilizce bilenlere, derhal ispatlanabilir. Bu konuda, 'Holdwater' takma adı ile web sitelerinde 'Tall Armenian Tales' yayınlarının dahi yeterli olacağını sanıyorum. Ayrıca, elimdeki ciddi alıntılar dosyasını da yeni ilavelerle, öğrenmek isteyenlere gönderebilirim. Mezkur dosyalardan Boğaziçi Üniversitesi profesörlerine de 10 takım yollanmıştır. Fakat bunlar her şeyi bildiklerini sanacak kadar sabit fikirlidirler!
Konuya milli hislerle değil, fakat yurtiçinde ve dışında birçok Ermeni arkadaşı olan ve bu nedenle olayın aslını astarını çoğunlukla 'Türk düşmanı yazarlar'ın kaleminden inceleyerek ve Türk Tarih Kurumu'ndaki Türk veya sair belgelere de hacet kalmaksızın savunabilecek bir kişi olarak, davetini kabul ettiğiniz Rektör Hanım 'a, en azından, babaları yaşında olan eski mezunları da toplantıya davet nezaketini göstermelerini hatırlatmanızı ve bunu basına da duyurarak hazırlanmış tuzak ve vodvil oyununu bozmanızı, bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak, saygı ile dilerim.''
CHP'Lİ ONUR ÖYMEN :
'Soykırım savı İngilizler'in propagandası'
CHP Genel Başkan Yardımcısı Öymen, sözde Ermeni soykırımı iddialarının Türkiye'yi uluslararası arenada sıkıştırmak için yapılan propagandalar olduğunu söyledi.
ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - CHP Genel Başkan Yardımcısı ve emekli büyükelçi Onur Öymen , sözde Ermeni soykırımının ''asılsız iddialardan oluşan İngiliz propagandası'' olduğunu söyledi. Bu iddiaların Türkiye'nin sesini kısmak için ortaya atıldığını vurgulayan Öymen, ''Türkiye yapmadığı bir soykırımı bugüne kadar kabul etmemiştir, bundan sonra da kabul etmeyecektir'' dedi. Öymen, iddiaların tamamen siyasi olduğunu vurguladı.Öymen, dün Türk Metal Sendikası'nın desteğiyle TUSAM Ulusal Güvenlik Stratejileri Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen ''Her Yönüyle Ermeni Sorunu ve Gerçekler'' adlı seminere konuşmacı olarak katıldı. Sözde Ermeni soykırımı iddiasının Türkiye'nin uluslararası arenada sesini kısmak için gündeme getirildiğini vurgulayan Öymen şöyle konuştu: ''Diplomaside bir kural vardır. Düşman olarak gördüğünüz bir ülke varsa, sürekli o ülkeyi suçlama yoluna gidersiniz. Ortaya asılsız iddialar atarsınız o ülke hakkında. Bu iddialarla o ülke sürekli kendini savunmak zorunda kalır, başka güncel sorunlarla ilgilenemez. Ülkenin kendi haklarını dile getirmesi engellenir. Sözde Ermeni soykırımı iddialarıyla yapılmak istenen de budur. Öteden beri bilinen bir şeydir, meyvesi olan ağacı taşlarlar. Türkiye meyvesi olan bir ağaç ve sözde Ermeni soykırımı iddiaları bu politikalar için kullanılan bir araç.'' Sözde Ermeni soykırımının yapıldığına dair belgelerin düzmece olduğunu kaydeden Öymen, ''Türkiye'nin haklı olduğu konuları gündeme taşımaması için, bu gerçekdışı iddiayla uğraştırıyorlar'' dedi. Sözde Ermeni soykırımı iddialarının 1. Dünya Savaşı sırasında İngilizler tarafından ortaya atıldığını belirten Öymen, ''İngiltere savaşa Almanya ile beraber katılan Osmanlı Devleti'ni etkisiz hale getirmek için 25 tane yazara binden fazla kitap yazdırdı. Bu kitaplarda Türklerin ne kadar vahşi ve ilkel olduğu iddialarını yazdırdı. Bu kitapları ise başta Amerika olmak üzere birçok ülkeye dağıttı. Çünkü kendi çıkarları için başta Amerika olmak üzere tüm ülkeleri buna inandırması gerekiyordu'' diye konuştu.
Sadettin Tantan: Ulusal Üniversiteler bilimsel özerklik adına oyuna geldiler
Yurt Partisi Genel Başkanı Saadettin Tantan, Boğaziçi Üniversitesi’nde yarın yapılacak, ''İmparatorluğun Çöküş Döneminde Osmanlı Ermenileri: Bilimsel Sorumluluk ve Demokrasi Sorunları'' adlı konferansın, Türk Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı küçük düşürmeye yönelik bir projenin ilk adımı olduğunu söyledi.
Türkiye’yi soykırım suçlusu ilan ederek, Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkmayı amaçlayan bir çalışmanın uzun yıllardır yabancı gizli servisler ve yabancı üniversiteler tarafından yürütüldüğünü söyleyen Sadettin Tantan, Hükümeti bu konuda devletin elindeki belgeleri ve istihbarat raporlarını açıklamaya davet etti.
ANKARA - Yurt Partisi Genel Başkanı Saadettin Tantan, Boğaziçi Üniversitesi’nde yarın yapılacak, ''İmparatorluğun Çöküş Döneminde Osmanlı Ermenileri: Bilimsel Sorumluluk ve Demokrasi Sorunları'' adlı konferansın, Türk Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı küçük düşürmeye yönelik bir projenin ilk adımı olduğunu söyledi.
Sadettin Tantan, ‘Anadolu halkının emperyalizme karşı yazdığı Milli Kurtuluş Destanı tarihte yerini almıştır. Yurdumuzun üstünde tüten en son ocak sönmedikçe bu ülke parçalanamayacaktır” diye konuştu.
Türkiye’yi soykırım suçlusu ilan ederek, Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkmayı amaçlayan bir çalışmanın uzun yıllardır yabancı gizli servisler ve yabancı üniversiteler tarafından yürütüldüğünü söyleyen Sadettin Tantan, Hükümeti bu konuda devletin elindeki belgeleri ve istihbarat raporlarını açıklamaya davet etti.
''Söz konusu konferansın parayla yapılan ısmarlama bir toplantı olduğunu öne süren Tantan, ‘’Düzenleyenlerin Amerika, Avrupa Birliği ve Soros'la olan bağlantıları herkesçe bilinmektedir. Soykırımcı Hocalara paranın nereden geldiğini araştırmak lazım’’ dedi.
Amerikalı Ermenilerin, AAA adlı bir birlik oluşturarak sözde soykırımı dünyaya kabul ettirebilmek için yılda 15 milyon dolara yakın bir para harcadıklarını söyleyen Eski İçişleri Bakanı Tantan, ‘’ Bu kuruluş Soykırım Anıtı ve Soykırım Müzesi’nin destekleyicisi, Soykırım Ansiklopedi’sinin de yayıncısıdır. Ayrıca, 55 bin gence Ermeni tarihi, kültürü ve dili ile özellikle, soykırım eğitimi vermektedir. Gençlik kampları ve olimpiyatlar düzenlemektedir. Amacı, Türkiye’yi sözde soykırımı kabul etmeye zorlamaktır’’ dedi.
Sözde Ermeni Soykırımı Konferansı’nın, (www.omroep.nl-human-tv-muur-artikel) ilk kez 2000 yılında, yine Türk öğretim üyelerinin katkılarıyla ve Ermeni asıllı Amerikalı Profesör Suny önderliğinde, Chicago Üniversitesi’nde yapıldığını hatırlatan Tantan, “5 Yıl sonra Soykırımcı hocalar, Boğaziçi, Sabancı ve Bilgi Üniversitelerini de kullanarak ‘İstanbul Ermeni Konferansı’ düzenliyor. Acı olanı milli üniversitelerimizin demokrasi adına bu oyuna gelmeleridir. Dileğimiz, toplantıdan soykırımı anımsatacak sonuçların çıkarılmamasıdır” diye konuştu. Tantan, Türkiye’nin soykırımı kabul etmesi durumunda yaşayacağı sıkıntıları şöyle sıraladı:
‘’Türkiye, BM Sözleşmesi nedeniyle cezalandırılır, Toprak ve tazminat ödemeye mahkûm edilir. Bütün Ermeni zulüm anıtları ve katliam mezarlıkları kaldırılır. Tarih kitapları mecburen yakılır. Soykırım inkar edenler cezalandırılır”
Tantan sözde soykırım konusunda, yabancı üniversitelerin faaliyetleri ile ilgili olarak da şu bilgileri verdi:
“Soykırım bir gurubun toptan yok edilmesidir. Yahudi Soykırımı, Boşnakların uğradığı soykırım ve son olarak Irak Telafer’de yaşanan Türk soykırımı bunun en önemli örnekleridir. Ancak, para desteği ile dünyaya Anadolu’da bir Ermeni soykırımı yaşandığı yutturulmaya çalışılmaktadır. Bu işin finans kaynağı da Amerika ve orada yaşayan Ermenilerdir.
Amerikalı Ermeniler Asamblesi’ne (AAA) bağlı çalışan ve doktrin üreten iki önemli eğitim kuruluşu vardır. Bunların bütün varlık sebebi sözde “soykırımı” Türkiye’ye resmen kabul ettirmektir.
Bunlardan ilki ZORYAN ENSTİTÜSÜ’dür. (Soykırım ve İnsan Hakları Üniversitesi) Bu enstitü, www.zoryaninstütü.org adlı web sayfasında ülkemizde tanınmış bazı malum yazarlarımızın sözde “soykırım” içerikli yazılarını yayınlar. İkincisi de, Ermeni Ulusal Enstitüsü’dür. (ANI). Bu enstitünün www.aztagdaily.com adlı sitesinde de yine belirli yaklaşımları ile gündem yaratan Türk vatandaşı bilim adamlarının sözde “soykırım” söyleşileri yayınlanmaktadır. Ermeniler yalan yere bağırmakta Türk Hocalar da buna alet olmaktadır.’’
http://www.milliyet.com.tr/2005/09/22/siyaset/axsiy02.html
'İsviçre boyun eğdi'
Lozan Savcılığı'ndan Antenen, 'Soykırım yoktur' diyen Perinçek hakkında takipsizlik kararı verdi, Perinçek'in ihlal etttiği 'soykırım' maddesinin gözden geçirilmesini istedi
UTKU ÇAKIRÖZER Ankara
Lozan Savcılığı, Ermeni soykırım iddialarının gerçek olmadığı yönünde İsviçre'de yaptığı açıklamalar nedeniyle hakkında soruşturma başlatılan İP Genel Başkanı Doğu Perinçek hakkında takipsizlik kararı verdi.
Perinçek, kararın, "Ermenilere yapılan soykırım olmadığının İsviçre mahkemesince tescili" anlamına geldiğini, Türk Tarih Kurumu Başkanı Yusuf Halaçoğlu'na ilişkin soruşturmayı sona erdirdiğini belirtti. Lozan Savcılığı Sorgu Hâkimi Jacques Antenen, önceki gece İsviçre Televizyonu SF-1'e, dün de Tagesanzeiger gazetesine açıklamalarda bulundu.
Perinçek hakkında dava açmayı düşünmediklerini dile getiren Antenen, "Perinçek, Ermeni soykırımını inkâr etmiştir. Ancak İsviçre Ceza Yasası'nın 261. maddesi uyarınca, bir ırka, etnik gruba veya dine mensup insanları sistematik olarak aşağıladığı veya inkâr ettiğine dair bir kanıt yoktur" dedi.
Antenen, SF-1'e yaptığı açıklamada da, Perinçek'in ihlal etmekle suçlandığı 261. maddenin tartışılması ve yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Antenen'in kararı SF-1 tarafından, "İsviçre Perinçek'e boyun eğdi" yorumuyla duyuruldu.
'Tescil ettiler'
Perinçek Milliyet'e, 261. maddenin soykırımın inkâr edilmesini suç saydığını, kendisinin de tüm konuşmalarında Ermeni soykırımı iddialarını inkâr ettiğini söyledi. Perinçek, "İsviçre yargısı bana 'suçsuz' diyerek, 1915 olaylarının soykırım olmadığını da tescil etmiş oluyor" dedi.